‘İmar affı’nın başlı başına bir facia olduğu depremle ortaya çıktı. İmar rezaleti öyle büyük ki, af yasasına dahi uyulmadan affedilen kaçak yapıların olduğu ortaya çıkıyor. Bunun bir örneği de Antakya’daki 11 katlı apartman.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Depremde yıkılan ve ağır hasar gören binaların tek tek hikayesi, iktidarın 21 yılının serencamı gibi. Hangisine baksanız ardından bir suç zinciri çıkıyor. İşte bunun bir örneği daha: Antakya’da depremde ağır hasar gören bir binaya, ‘imar affı’ndan sonra af getirmişler. Yani kendisi başlı başına bir felaket olan ‘imar affı’ kanununa dahi uyma gereği duymamışlar.

Antakya’da depremin simgelerinden birisi haline gelen Rönesans Rezidans’ın 300 metre yakınında, Ekinci Mahallesi’nde inşa edilmiş bir başka lüks bina olan Nasa Kent Apartmanı, depremde ağır hasar aldı. Bina sakinleri içinin çöktüğünü, şans eseri hayatta kaldıklarını söylüyorlar.

 

 

 

 

 

 

11 KATLI KAÇAK BİNA

 

 

 

 

 

 

Nasa Kent 2020 yılında bitmiş. Binada kiracı olan Görkem Ulaş, bölgedeki imar planlarına bakınca bazı katların kaçak olduğundan şüpheleniyor. Ve Cimer üzerinden Hatay Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne başvuru yapıp, şu soruları soruyor: “Bu parsel üzerinde 11 katlı bina yapılması, parselin kar irtifakı izni için uygun mudur? Parsel üzerinde en fazla kaç katlı bir bina yapılabilir?”

 

 

 

 

 

 

Cimer üzerinden soruların iletildiği Antakya Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, 5 Ağustos 2022 günü yanıt gönderiyor. Yanıtta şöyle deniliyor: “789 ada 568 parseli kapsayan alanda Uygulama İmar Planı 1 Ağustos 2022 tarihi itibariyle askıya çıkarılmış olup, askıda bulunan planda en fazla 8 kata izin verilmiştir. Söz konusu parselde yapılmış olan 11 katlı binanın geçerli bir yapı ruhsatı bulunmadığından dolayı kat irtifak izni için uygun değildir. İlgili Cimer başvurusuna istinaden Zabıta Müdürlüğüne şikayet sevkedilmiş olup tespitlerin yapılıp Müdürlüğümüze bilgi verilmesi istenmiştir.”

 

 

 

 

 

 

Kısaca Antakya’nın en merkezi ve lüks konutlarının satıldığı bir bölgesinde, üstelik yeni imar planı hazırlanmışken 11 katlı kaçak yapı dikilivermiş. Organize imar suçu silsile halinde tam da böyle işleniyor. Önce göz yumma, denetimsizlik. Ardından, biriken suçların iktidarın çıkardığı iki cümlelik kanunla yasallaştırılması…

 

 

 

 

 

 

Antakya Zabıta Müdürlüğü inceleme sonucunda belediyeye 23 Ağustos günü gönderdiği resmi yazıda, yapı sahiplerinin 18 Mayıs 2018 günü Resmi Gazete’de yayınlanan ‘imar affı’na başvuru yaptığını ve bunun sonucunda ‘yapı kayıt belgesi’ aldığını bildiriyor. Böylece kentin göbeğindeki koskoca kaçak bina, İmar Kanunu’na eklenen geçici 16’ıncı madde sayesinde, hiç zahmete girmeden, uğraşmadan bir çırpıda tertemiz bir sicile kavuşuyor. İktidarın ‘imar affı’ getirirken yaptığı manipülasyonu da görüyoruz burada. Sanki fakir fukara küçük bir ev yapmış, evini bir kat çıkmış veya tarlasına bir çiftçi ev kondurmuş da onların çıkarına düzenleme yapılıyormuş gibi anlattı hep. Oysa ‘imar affı’ milyonlarca liralık inşaatları yapanların, bunlara göz yumanların kazancını artırmaya dönük bir uygulama.

 

 

 

 

 

 

Ne var ki suç silsilesi burada da bitmiyor. ‘İmar affı’, beyana dayalı olarak getiriliyor. Ne demek bu? Yapı sahibinin dediği kabul ediliyor demek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘AF’TAN SONRA ‘AF’!

 

 

 

 

Depremin bir felakete dönüşmesinin başlıca sebeplerinden birisinin ‘imar affı’ olduğunun söylenmesi boşuna değil. “Affettim gitti” denilerek izin verilen binaların kurala, yasaya, mühendisliğe uygun olup olmadığına dair hiçbir şey yapılmadı. Üstelik Antakya’daki örnekte, ‘beyana dayalı af’ uygulamasının nerelere kadar varabileceğini görüyoruz. Devam edelim…

 

 

 

 

Cimer’e başvuran Gökhan Ulaş ve avukat eşi Ebru Ulaş, belediyeden gelen yanıta rağmen işin peşini bırakmıyor. Bu arada Avukat Ebru Ulaş, Antakya’da pek çok bina ve müteahhit için davalar açmış, binaların sağlıksız olduğunu bilirkişi raporlarıyla kanıtlamış, denetim yapmayan, sahte denetim raporlarına imza atan belediye yetkililerini isim isim ortaya çıkarıp mahkemelere taşımış birisi. Ve dava açtığı binaların çoğu depremde yıkıldı, onlarca kişi öldü. Depremden sonra müteahhitler ve belediye görevlileri hakkında yeniden suç duyurusunda bulundu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nasa Kent Apartmanı konusunda da işin peşini bırakmayan Ulaş, burada çok daha vahim bir usulsüzlüğün olduğuna dikkat çekiyor. Öyle ki, resmi yazışmalarda binanın ‘imar affı’ndan yararlandığı belirtilse de kaçak katların yasadan sonra yapıldığını söylüyor. Nitekim gerekli kanıtları da toplamışlar. Ulaş’ın sunduğu 7 Ocak 2018 tarihli uydu görüntüsünde binanın sadece 3 katının tamamlandığı görülüyor. Mayıs 2020 yılında çekilmiş bir fotoğrafta ise bina 11 kata kadar yükseltilmiş. Oysa ‘imar affı’ kanunu, 31 Aralık 2017’den önce yapılmış binaları kapsıyor. Ulaş, kanıtlara bakıldığında aleni şekilde ‘imar affı’ başvurusunun sahte olduğunu vurguluyor. Müteahhit tam 42 daire için ayrı ayrı af almış.

 

 

 

 

 

 

ORGANİZE SUÇ ŞEBEKESİ

 

 

 

 

 

 

Müteahhitler şehrin göbeğinde kaçak yapıyı göz göre göre dikiyor. Belediye yeni imar planı çıkardığı yerde bile buna göz yumuyor. Denetim firması uygun raporlar veriyor. Sonra suçlar birikince siyaset işe el atıyor ve milyonlarca kaçağı, birkaç cümlelik yasayla aklıyor. Yapı sahiplerinin beyanı, kanıt için yeterli sayılıyor. Yapı sağlam mı, güvenli mi gibi soruların yanıtı da muhatabı da kalmıyor. Zira belediyelerin, affa uğramış binada sorumlulukları bulunmuyor. Nihayetinde bir doğa olayı, felakete dönüşüp insanların canını alıyor.

 

 

 

 

 

 

Bundan daha acımasız, daha tehlikeli bir organize suç şebekesi olur mu?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir