Malum 2015’de “Diyarbakır Kalesi – Surları ve Hewsel Bahçeleri” de UNESCO’nun kültürel kalıcı miras listesine kaydedilmişti. Ama Hendek-Barikat ve Sokağa Çıkma Yasaklı haller nedeniyle bu süreç yerinde kaldı. Hâla şehrin bir bölümüne girilmiyor.

 

 

 

 

 

 

 

Roma, milat öncesi yüzyıldan, milat sonrası 639’a kadar geçen Yedi asırlık zaman dilimi içinde başta kadim Amid(a) olmak üzere bölgede hükümran olmuş bir imparatorluk. Böylesine bir muktedirlik hâl içinde doğal olarak bugünlere kadar kendini sürdürerek gelebilen önemli izlerini ardında bırakmış bir bakiye…

 

 

 

 

 

Biliriz ki bu izlerin en başında Diyarbakır Surları gelir. Surlarda Romanın derin izlerini çıplak gözle dahi bakarken görmek her daim mümkün!

 

 

Bir başka izlek de içkalenin azametli mekânı Amida höyük. Virankale, Hemadek gibi farklı adlarla da anılan Amida Höyük’te bu yıl başlayan kazılarda Roma tüneli ortaya çıktı. Gelecek ve sonraki yılların kazılarında neler ortaya çıkacak heyecanla bekleniyor.

 

 

 

Şehrin sicilinde kayıt altına alınan bu izler elbette çok önemli.

 

 

 

Ama bu izleri taçlandıracak değerde bir iz de şehre 45 kilometre uzaklıkta Çınar ilçesini geçtikten hemen sonra Mardin şosesi üzerindeki 912 metre rakımdaki bir tepede yedi yıldır kazıları sürdürülen Romanın uç garnizonu Zerzevan Kalesi ve Şehri.

 

 

 

Tabii yalnız Roma izleri değil! Milattan önce 880’li yılların Asur izleri de geçtiğimiz yılki kazılarda ortaya çıktı.

 

 

 

Bu tip izlere bölge elbette aşina! Asıl önemli olan Roma’nın en doğu, en uç noktasında ortaya çıkarılan Roma askeri lejyonu ile muktedirlerinin derin inancı Mitraizm’e dair Mitra yeraltı tapınağı.

 

 

 

2019 yılında Zerzevan’ı ve Mitra Tapınağı’nı görmeye 430 bin kişi gelmiş. Yoldan 124 metre yükseklikte bir ulu kale. Ve bir kadim inanç mekânı.

 

 

 

Zerzevan’ın hak ettiği ilgiyi görebilmesi için yoğun bir tanıtıma ihtiyacı var. Her yıl Kültür Bakanlığınca sağlanan küçük bütçeli kazı çalışmaları ile kazı ekibinin ifadesi ile en az yüz yıl sürecek bir kazı.

 

 

 

Bu sürenin kısaltılmaya ihtiyacı var. Yedi yılda kazı alanının henüz yüzde 1’lik bölümü bile kazılamamışken bunca kıymetli izler / buluntular ortaya çıkıyorsa devamında kimbilir neler çıkacak!

 

 

 

O halde kaynak seferberliğine ihtiyaç var. Bu ihtiyacı bir zenginlik gösterisine dönüştürmenin yolu önce gelip yerinde görmek sonra da kaynak ayırmaya öncelik tanımaya bağlı.

 

 

 

İşte tam da bu sebeple DİTAV Diyarbakır şubesi 2019 kasımında 2020 yılını Zerzevan Yılı olarak belirlemişti.

 

 

 

Bu çaba belki 2021’de Zerzevan Kalesinin UNESCO’nun Tarihi ve Kültürel Miras Kalıcı Listesine dahil edilmesini sağlayabilir / sağlayacak diye düşünülmüş bu çerçevede DİTAV’ın kısıtlı olanaklarıyla bir de “Zerzevan Belgeseli” hazırlanmıştı.

 

 

 

Mart 2020 sonu gibi belgeselin tanıtımı programı tasarlanmışken Corona virüs belası patlayınca program ileri bir tarihe ertelenmiş ama belgesel YouTube üzerinden dolaşıma sokulmuştu. Kısa sürede çok ilgi gördü belgesel.

 

 

 

Ve 16 nisan itibariyle çabalar sonuç alarak Zerzevan kalesi-şehri ve Mitras Tapınağı UNESCO’nun geçici adaylık listesine kabul edildi. Şimdi sıra kalıcı üyelikte.

 

 

 

Malum 2015’de “Diyarbakır Kalesi – Surları ve Hewsel Bahçeleri” de UNESCO’nun kültürel kalıcı miras listesine kaydedilmişti. Ama Hendek-Barikat ve Sokağa Çıkma Yasaklı haller nedeniyle bu süreç yerinde kaldı. Hâla şehrin bir bölümüne girilmiyor.

 

 

 

Şimdi de Corona virüs belası nedeniyle evde kal’ındığından gerekli etkinlikler tanıtımlar kazı çalışmaları belki arzulanan düzeyde yapılamayacak. Ama hiç değilse iletişim teknolojisinin olanakları kullanılarak duyarlılık sağlanabilir.

 

 

 

Malum, şehirler sadece yeme içme kültürü ya da sanayi-ticaret sunumuyla “ben varım, buradayım” demez / dememeli. Tarih, geçmişten bu yana ardında ne bırakmış, belki de aslolan tam da o işte…

 

 

 

 

2021 Zerzevan Yılı olabilir elbette…

 

 

 

 

 

Kaynak : bianet.org

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir