İzmir, Milano olabilir miydi?

4 Dakika Okuma Süresi

İtalya’nın finans ve sanayi merkezi Milano. Bu yüzden İzmir ile değil, İstanbul’la karşılaştırılabilir.

Milano Expo 2015’i İzmir’in elinden alan şehir. Moda merkezi, İtalya’nın en varlıklı şehri. Kişi başına gelir Avrupa Birliği ortalamalarının iki katı. Eğer 2015 Expo’ya ev sahipliği hakkını İzmir alabilseydi ne olurdu? Bunun için Milano’ya bakmak yeterli. Bir toplantı için geldiğim Milano’da Expo değişimini görebiliyorum. Şehirde yeni metro hatları yapılıyor, okullar ve yollar yenileniyor. Sırf 2010-2012 yılları arasında Expo uğruna harcanacak para 2 milyar euro. Yarısı borçlanarak sağlanacak. Bu kadar borçlanınca bir anda AA kredi notuna sahip Milano Belediyesi’nin borç ödeme kabiliyeti hakkında da yorumlar başladı. Eğer onlar AA notuyla kaynak bulmakta zorlanıyorlarsa İzmir acaba bu işi nasıl becerebilirdi. İtalyanlar krize rağmen 25 yıla varan vadeyle borçlanabiliyor. Bizim yerel yönetimlerin o kadar uzun vadeli borç bulma imkânı yok. Milano ve İzmir arasında karşılaştırılamayacak kadar fark var. İtalya’nın önde gelen finans, sanayi ve ticaret şirketinin merkezi Milano’da. Milano’yu İzmir’le değil, İstanbul ile karşılaştırmak doğru olur.

Hükümet MB Başkanı’nı sevmiyor
Berlusconi’nin başı sadece seks skandallarıyla değil, aynı zamanda İtalyan Merkez Bankası Başkanı’yla da belada. Krizdeki İtalya’da hükümet halka iyimserlik pompalamaya çalışırken Merkez Bankası Başkanı’ndan aykırı sesler geliyor. Hükümetin yüzde 8,5 diye açıkladığı işsizlik oranına o “Hayır, doğru rakam yüzde 11” diyor. Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi popüler bir isim. Gelecek yıl görev süresi sona erecek olan Avrupa Merkez Bankası Başkanı jean Claude Trichet’in yerine ismi geçenlerden biri. Hükümetin “İşler yoluna giriyor. Her şey daha iyi olacak” mesajını verdiği bugünlerde Draghi, ülkenin Avrupa’daki rakipleri karşısında rekabetçi gücünü hızla kaybetmekte olduğunu söyledi.

‘Too big to fail’ İtalya için geçerli mi?
Bu kriz öncekilerden farklı. Krizle boğuşan Avrupa ülkelerinin sokaklarına yansıması da farklı. Yunanistan ve Fransa’daki grevleri, çatışmaları bir kenara koyarsak krizi sokakta çok fazla göremedik. Mesela İtalya. Sokakta krizin etkisini görmek zor. Oysa İtalya da krizle birlikte büyüme sorunu yaşayan Avrupalılardan. Görünen o ki, gelecek yıl da bu sorundan kurtulamayacak. Geçen yıl yüzde 5 gibi son 50 yılda görmediği bir daralmayı yaşamıştı. Bu yıl büyüme oranını sıfırın biraz üzerine çıkarsa iyidir. İtalya’nın bir de ciddi mali açık sorunu var. İtalya son 10 yıldır Avrupa’nın en sorunlu ekonomilerinden. Liretten euroya geçtiğinden beri başı dertten kurtulmadı. Merkez sağ hükümet kamu maliyesini düzeltmek için 25 milyar euro kesinti öngören bir paket hazırladı. Paket büyümeye imkan tanımayabilir. Bütçeyi bu kadar kısarsanız nasıl büyüyeceksiniz. Bütçeye dokunmasanız olmuyor, çünkü kamu borcu Avrupa Birliği içinde en yüksek ülkelerden biri. Nobel ödüllü iktisatçı Mundell gibi “Bakmayın Yunanistan’a, Avrupa Birliği için en büyük tehdit İtalya’dır” diyenlerin sayısı artıyor. Söz konusu olan AB’nin dördüncü büyük ekonomisi. Toplam 2.5 trilyon dolarlık kamu borcu ile İtalya batarsa yanında AB’yi de götürür. Demek ki neymiş, İtalya moda deyimiyle ‘too big to fail’mış. Yani batmayacak kadar büyük.

SERVET YILDIRIM
Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir