Yunanistan’ın Mora yarımadasının kuzeybatısında yer alan Andravida kenti yakınlarında meydana gelen Richter ölçeğine göre 6.5 büyüklüğündeki depremin bir kişinin ölümüne yol açtığı bildirildi.
Yunan basın-yayın organları, söz konusu bilginin resmi kaynaklar tarafından henüz doğrulanmamakla birlikte, Kato Ahaia bölgesinde evinin çatısının çökmesi sonucu hayatını kaybeden bir kişinin cesedine ulaşıldığı haberini aldıklarını duyurdular.
Amaliada kentinde deprem sırasında balkonlarından atlayan 4 kişinin tedavi altına alındığını, deprem bölgesinde binalardan kopan parçalar ve kırılan camlardan hafif yaralananların tam sayısının bilinmediğini kaydeden basın-yayın organları, Atina-Patra kara yolunda da zemin kayması nedeniyle trafikte aksamalar meydana geldiğini belirttiler.
Yunan basın-yayın organları, bölgede özellikle eski yapılar olmak üzere bazı binaların çöktüğü ve çok sayıda binada hasar oluştuğu yönünde bilgiler geldiğini kaydettiler.

Bu arada, Yunanlı deprem bilimci Gerasimos Papadopulos, 6.5 büyüklüğündeki depremin büyük ihtimalle ana deprem olduğunu, ancak 10 kilometre kadar derinlikte meydana gelmesi, yani yüzeye yakın olması nedeniyle artçı depremlerin çok sayıda ve şiddetli olmasının beklendiğini söyledi.
Deprem bölgesinde 1988 ve 2002 yılları başta olmak üzere önceki tarihlerde de şiddetli yer sarsıntıları olduğunu vurgulayan Papadopulos, deprem bilimci olarak bugünkü sarsıntının olağanüstü özellik taşıyan bir deprem olduğunu söyleyemeyeceğini belirtti.
Yerbilimci Kostas Papazahos ise büyüklükleri 5.5 veya 5.8’e varabilecek artçı sarsıntılar kaydedilebileceğini bildirdi. Bugünkü depremin ana sarsıntı olup olmadığının belirlenmesi için 48 saat beklenmesi gerektiğini kaydeden Papazahos, kendi görüşünün ana depremin büyük ihtimalle geride kaldığı yönünde olduğunu söyledi. Papazahos, ”Artçı sarsıntılar bazen ana depremden daha büyük hasara yol açabilir, dikkat edilmesini öneriyorum” diye konuştu.
Deprem bilimci Yorgos Stavrakakis de halka, ”çok sayıda artçı deprem meydana geleceği, endişe edilmemesi” çağrısında bulundu. ”Şu anda dahi artçı sarsıntılar meydana gelmekte, ancak ana artçı deprem henüz kaydedilmedi” diyen Stavrakakis, 6.5 büyüklüğündeki depremi daha büyük bir sarsıntının izlemesini beklemiyoruz, ancak kesin konuşmak için henüz erken” dedi.
Kaynak: Sabah



3 Yorum
Semih Cenker
Bu günkü Le Monde’dan iktidar, deprem ve ideoloji konusunu ele alan bir alıntı:
“Aynı sahne Juyuan’da, Dujiangyan banliyösünde bir semt, bir polis kordonu bir yığıntıya dönen okulun avlusuna girmeyi yasakladılar. Bir önceki gün Juyuanlı, okula karşı dava açmak isteyen öğrenci velileri polis tarafından şiddet kullanılarak dağıtıldılar. Ayrıca yerel yöneticiler hiçbir davanın sonuçlanmayacağını bildirdiler. Diğer taraftan Japon gazeteciler sorgulamaya alındılar. Dujangyan, Çin Kominist Partisi Propaganda Şefi Li Changchun tarafından ziyaret edildi.
6 Haziran Cuma günü AFP’nin haberine göre gazetecilerin Wufu’ya girişleri yasaklandı. Wufu Mianzhu ya yakın bir kasabadır. Burada öğrenci velileri kaybettikleri çocukları için bir dua etme yeri inşa etmişlerdi. 1 Hazıran günü çocuklar gününde öğrenci velileri tarafından düzenlenen gösteriye çok az çinli gazeteci gelmişti. Gazetecilerin söylediği: çekecekleri fotoğrafların gazetelerinde yayınlanmasına propaganda şefliğinin izin vermeyeceği şeklindeydi.
HASSAS SORULAR:
Birkaç günden bugüne çin medyasına yönelik olarak hassas sorular etrafında sınırlar oluşturuldu. Bunlar okuların inşası ile ilgili sorulardı. Ayrıca yardımlardaki geçikmeler de bu kapsama alınmıştı. Bölgenin jeolojik yapısı, depremin önceden bilinmesine yönelik belirtileri değerlendirme çalışmaları…yine hassas sorular arasında sayıldı. Hongkong üniversitesi ise bölgede okulların durumu ile ilgili çalışmalar yapan gazetecilerin bölgeyi terketme emri aldıklarını bildirdi. Nanfang grubuna bağlı bu gazeteciler okullar konusunda yaptıkları ileri düzeydeki anketlerle tanınıyorlar.
Her ne kadar henüz fiilen gazeteci tutuklamaları yoksa da tonun değiştiği de bir gerçek. Otoriteler felaketin basın tarafından aktarılması konusunda kontrolu koybetmek istemediklerini artık açıkça bildiriiyorlar.”
Le Monde gazetesinden alıntı.
Bir üstteki yazıyı tamamlıyor değil mi?
yilmazkuyumcu
Deprem bu ülkede kimi mühendislerin mimarların kabusu oldu. Geçen sene bir meslek odası yöneticisi kendisini duyarsızlıkla eleştirenlere “depremin arkasına sığınııyorsunuz” diye cevap veriyordu.
Deprem bu ülkenin gerçeği. Tüm ideolojik yaklaşımlara, varolanın değişmemesini, rant doğacağı savıyla yeni hiçbir şey yapılmamasını, özellikle de herbiri birer bomba niteliğinde olan çöküntü alanlarını, yönetmelik öncesi dönemlerin deniz kumlu, çıkma demirli, kalörifer dairesinin betonları çamura dönmüş apartmanlarını doğrudan ilgilendiriyor. Zemin göz önüne alınmadan çıkılan apartmanlarını son derece tehlikeli bir konuma getiriyor.
Türkiye’de mimarlık yapılmasın, bina yapılmasın diyen meslek odaları var. Birde bunların karşısında bir gerçek: deprem.
Meslek odası yönetimleri “onlar akpartili” yalanıyla ikibine yakın insanı harekete geçirebiliyorlar. Bunu yaparken de en önemli insan hakkını “hayatta kalabilme hakkını” yok sayıyorlar. Çünkü kendi politikalarında depreme karşı çıkmak diye bir şey yok. Çünkü bunu yapmak demek, mimarlık karşıtlığından vazgeçip, çözüm aramadan ve yenilemeden yana tavır takınmak demek.
17 Ağustos Depremi sonrasında odanın girişine asılan beton parçaları üzerine yazılan “işte sorumlu müteahit” afişi sorunu ortaya koymaktan çok gizlemeye yarıyordu. Tıpkı ne yapılmasını soranlara verilen “biz bilmiyoruz” cevabı gibi.
İktidar bir yalanın arkasına seçim koyacak kadar tatlı olabilir ama bunca insanın vebalini taşımaya yeter mi? Bunu bir kez daha düşünmek gerekir.
Yılmaz Kuyumcu
ahmet günefe
bugün saat 15.30 depremini bugün veriyorsunuz, ben saat 18 sıralarında okuyorum haberinizi. ne yazık kki ölü sayısı artıyor, beş ölü elliden fazla yaralı şu anda. Anadolu plakasının güney batı ucu hareketli ve stresini boşaltıyor. biz de ise yeni stres boşaltma kanallarına sıra geliyor. hala beklenen İstanbul depremi için çok geri bir noktada pozisyon almış durumdayız.