Başbakan Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı iken ortaya attığı “İstanbul Vergisi” yeniden gündemde. Bu kez İstanbul 2010 Kültür Başkenti kapsamında ortaya atılan plana göre, bu projeye fon yani maddi destek sağlamak için İstanbul’da yaşayanlar diğer illere göre birçok ürüne daha fazla para ödeyecek. Edinilen bilgiye göre, tasarıyla İstanbul’da yaşayanların benzine litre başına 1.5 YKr, motorin türlerine de litre başına 1 YKr daha fazla ödemesi planlanıyor. 3 yıl boyunca sürecek uygulamadan, fona 750 milyon YTL kaynak sağlanması öngörüldüğü savunuluyor.

Uzmanlar ise daha önce de birçok defalar “bir kerelik” denilerek halka çeşitli vergiler yüklendiğini ancak daha sonra bunların hepsinin kalıcı hale geldiğine vurgu yapıyor. Uzmanlarca, belli bir bölgede tüketilen mallar için vergi getirilmesinin de, Anayasa’nın “verginin genelliği” ilkesine aykırı olduğu belirtiliyor.

DEPREM VERGİLERİ DE KALICILAŞTIRILDI

1999 yılında yaşanan büyük depremin yaralarının sarılması için bir defaya mahsus ek Gelir ve Kurumlar Vergisi, ek Emlak Vergisi ve ek Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin yanı sıra 2000 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere eğitime katkı payı tutarında Özel İşlem Vergisi ve cep telefonu tesisi, devir, nakil ve haberleşme hizmet bedelleri üzerinden yüzde 25 oranında alınmak üzere Özel İletişim Vergisi getirilmişti. Bir defaya mahsus olarak getirilen Özel İşlem ve Özel İletişim vergilerinin uygulama süresi her yıl uzatılarak 2004 yılına kadar gelinmiş, 2004 yılında Özel İletişim Vergisi sabit telefon, internet, uydu ve kablolu TV yayınlarını da kapsamak üzere kalıcı hale getirilmişti.

‘ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL EDER’
Şimdi de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında yapılacak harcamaları karşılamak ve sadece İstanbul’da uygulanmak üzere akaryakıt litre bedeli üzerinden 1,5 Ykr vergi alınması öngörülüyor.

Uzmanlar, İstanbul’da yaşayanlardan ek “akaryakıt tüketim vergisi” alınması planının Başbakan Erdoğan’ın Büyükşehir Başkanı olduğu dönemlerden beridir gündeme getirdiği, İstanbul’a parası olmayanların göçünü önlemeye yönelik olarak vize uygulamasının bir adımı olduğunu vurguladı. Bu yeni “vergi”nin de diğer “bir kerelik vergiler” gibi sonradan kalıcı hale getirileceğini savunan uzmanlar, sadece belli bir bölgede yaşayanlar veya belli bir bölgede tüketilen mallar için vergi yükümlülüğü getirilmesinin, Anayasa’nın “verginin genelliği ilkesi”ne aykırı olduğunu belirterek, tasarının Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi halinde iptal edileceğini kaydetti.

İLK ÇİLLER BAŞLATTI

1994 yılında Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde ekonomik istikrarın sağlanması için ekonomik denge ve net aktif vergisi adı altında bir defaya mahsus ek vergiler getirilmişti.

1997 yılında sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilirken, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim giderlerinde kullanılmak üzere, 4306 sayılı Kanun ile eğitime katkı payı getirilmişti. Katkı payının 1997-2002 yılları arasında bazı işlemler ve düzenlenen kağıtlar üzerinden alınması öngörülmüştü. Sonra 2001 yılında, uygulama süresi 2010 yılı sonuna uzatılmış, 2004 yılında da kapsamı değiştirilmiş, RTÜK’ün reklâm gelirlerinden aldığı pay kadar ayrıca alınan pay ile bazı damga vergisi ve harç tahsilatlarının belli kısmı Milli Eğitim Bankalığı payı olarak Bakanlığa ödenmeye başladı.

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir