‘Yapı’nın ‘yapısal’ sorunu

4 Dakika Okuma Süresi

İnşaat, ekonominin lokomotif sektörlerinden biri. Doğrudan 1,5 milyon insan bu sektörden ekmek yiyor. 200’e yakın sektörü, yüzlerce meslek erbabını ilgilendirdiği gibi 25 bine yakın malın üretimini etkiliyor. Çimentodan demire, kamyondan elektrik düğmesine kadar.

Çalkantılarla geçen 1990’lı yıllar ve 2000’li yılların başları, inşaat sektörünün kâbusu oldu. Ya çok küçük oranlı büyümeler kaydetti ya da küçüldü. 2003’ten itibaren sağlanan ekonomik ve siyasî istikrar, işlerin iyiye doğru gitmesini sağladı. Emlak piyasası canlandı, fiyatlar yükselişe geçti, kârlılık arttı. Bu gelişmeyle birlikte sektör, 2004’te büyümeye başladı, 2005’te yüzde 21,5’lik büyüme ile rekor kırdı.

Yapı-Endüstri Merkezi (YEM) tarafından hazırlanan “Türk Yapı Sektörü Raporu 2007” dün kamuoyuna açıklandı. Raporda, inşaat sektörünün ekonomi içerisindeki yeri ve gelişimi, sektörün sorunları ele alınıyor. Rapordan öğrendiğimize göre, inşaat sektörünün 1997-2006 yıllarındaki kümülatif büyüme oranı, sadece yüzde 13,5. Oranın pozitif olmasını sağlayansa 2005 ve 2006 yılındaki yüksek oranlı büyüme. Aynı dönemde GSMH’deki gelişme hızı ise yüzde 34,4. Yani inşaat, ortalama büyümenin çok gerisinde kaldı.

Sektörün son dönemde bu kadar büyük büyüme rakamlarına ulaşması, istikrarla birlikte ekonomide görülen canlanma, artan yatırımlar, enflasyonun dizginlenmesi ve konut kredilerinin cazip hale gelmesi ile doğrudan alakalı.

Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) giriştiği konut üretim hamlesi, belediyelerin kentsel dönüşüm projeleri ve diğer bazı altyapı çalışmaları yanında, özel sektörün hemen her alanda gerçekleştirdiği yatırımlar da sektöre ivme kazandırdı.

Sadece TOKİ’nin son 5 yılda inşa ettiği konut sayısı 283 bin. Bunun malî boyutu 11 milyar YTL, yaklaşık 10 milyar dolar. Devam eden projelerin bedeli ise 6 milyar YTL civarında.

Yurtdışında da önemli projelere imza atan inşaat sektörü, son birkaç yılda rekorlara imza atmakla birlikte, bugünlerde durgunluk belirtisi gösteriyor. Yılın üçüncü çeyreğindeki büyüme oranı yüzde 5,4. Bu, ciddi bir ivme kaybı. Son çeyreğin ne çıkacağı merakla bekleniyor.

Bu durum, hızla büyüyen sektörün kendisine ve çevresine bir göz atmasını, temel sorunlara odaklanmasını da mecbur kılıyor. Aslında sektörün pek çok sorunu var. En başta da plansız ve kaçak yapılaşma, kalitesiz üretim geliyor.

Hazırladıkları son raporda, Yapı-Endüstri Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Hasol, sektörün sorunlarını şöyle sıralıyor:

  • Plansız ve yanlış yapılaşma,
  • Şehircilik ve mimarlık politikası yoksunluğu,
  • Kaçak yapılaşma,
  • Mevcut çürük yapı stoku,
  • Doğru işlerlik kazanamayan kamu ihale düzeni,
  • Bozuk müteahhitlik sistemi,
  • Plansız, yanlış belediye yatırımları savurganlığı,
  • Meslek adamlarının ve yardımcı kadroların yetersiz eğitimi,
  • Yabancı meslek adamlarına, karşılıklılık ilkesi gözetilmeksizin tanınan Türkiye’de proje yapma hakları,
  • Yapı ve malzeme üretiminde kayıt dışılık ve haksız rekabet.

Şu an sektördeki yavaşlamanın en önemli sebebi, 2006 ortasında bizi de vuran küresel malî dalgalanma ve devam eden etkileri. Fakat bahsi geçen ve bazılarına el atılmaya başlanmış sorunlarsa, her halükârda sektörün sağlıklı, verimli ve ekonomik gelişmesini engelleyen, büyümeden istenilen faydanın elde edilememesine yol açan konular.

Bir binaya kalitesiz sıva veya boya vurup ertesi yıl yenilemek zorunda kalmak ya da bugün dökülen asfaltın yerine bir yıl sonra yenisini dökmek, kâğıt üzerinde üretim artışı ve büyümeye katkı gibi görünse de, aslında kaynak israfından, enerji kaybından başka bir şey değil. Hem kamu, hem özel sektör için. Örnekleri çoğaltmak mümkün…

Kadir Dikbaş
Kaynak: Zaman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir