Bir aile masada yemek yiyor. Birden mutfak üstlerine çöküyor…’ Roman filmlerinin ünlü yönetmeni Tony Gatlif, Sulukule’yi gezerken, gözünde hüzünlü sahneler canlandı.

Mahalleleri, evleri başlarına yıkılmasın diye seslerini duyurmaya çalışırken, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde bile yıkım yaşayan Sulukuleli Çingenelerin, dün dillerinden anlayan, özel bir misafirleri vardı. Çingene filmleri denince akla ilk gelen isim, 1948 Cezayir doğumlu Çingene yönetmen Tony Gatlif… Dünyadaki Çingenelerin geleneksel göç yollarını takip eden uzun metraj belgesel ‘Latcho Drom’ başta olmak üzere ‘Vengo’, ‘Exils’, ‘Transylvania’ gibi bol ödüllü filmleriyle çingenelerin yaşamını ‘içeriden’ bir gözle anlatan Gatlif, İstanbul Film Festivali çerçevesinde, ‘Sinema’da İnsan Hakları, FACE’ ödülünde jüri üyeliği yapmak üzere geldiği İstanbul’da ‘Sulukuleli kardeşlerini’ ziyaret etti.

Cümbüşlü karşılama
Davullu, kemanlı, klarnetli bol cümbüşlü bir karşılamaydı Sulukule’ye yakışan, öyle de oldu. Ancak Sulukule’nin ‘Erdoğan Abi’si (Dalkıran) ve Gatlif’e eşlik eden Sulukule Platformu sözcülerinin anlattıkları ve hemen ardından yıkıma uğrayan mahallelerde yapılan kısa gezintiyle ilk andaki neşe, yıkılan evlerden arta kalan tozun arasında yok olup gitti.

‘Dönüşüm’ü iyi biliyor
Gatlif içinse ne duydukları ilkti, ne de gördükleri. Erdoğan Dalkıran’dan, Sulukule’nin 1970’li yıllardan bugüne geçirdiği süreci dinlerken sık sık başıyla onaylıyordu:

“Kentsel yenilemeyle ilgili bu sistemi çok iyi biliyorum. Romanya’da, İspanya’da hep aynı şeyi yaptılar. İnsanları evlerinden, yıllarca yaşadıkları yerden ayırdılar. Herkes biliyor ki ben de Roman kökenliyim, tüm dünyayı dolaşıyorum. Ama at arabasıyla değil… Arkamda hep gazeteciler oluyor. Tüm Romanların durumunu biliyor ve anlıyorum. Bu olanların aynısını Romanya’da kendi gözlerimle gördüm. 1990’da İspanya’da, Sevilla’da da bir temizleme harekâtı yapıldı. Binlerce yıldır orada yaşayan binlerce insanı şehrin 20 kilometre dışına taşıdılar. Ama şimdi yönetim çok pişman. Çünkü Romanlar orada işsiz kaldılar, hastalıklar baş gösterdi. Bir halkın düzenini bozarsanız, ki onlar arkadaşları, akrabalarıyla, komşularıyla dayanışma içinde yaşayan bir halk, bir sürü problemin çıkacağı aşikârdır.”

Yukarıdakilere mesaj
Sulukule’yi ikinci, İstanbul’uysa üçüncü kez ziyaret eden, Avrupa’daki ziyaretleri sırasında Türkiye halkına çok destek veren bir insan olduğunu anlatan Gatlif, yönetimi, hükümeti eleştirmek gibi bir nedeni olmadığının altını özellikle çizdi ama ‘yukarıdakilere’ küçük bir mesaj gönderdi:

“Lütfen biraz insani olsunlar Romanlara karşı. Lütfen bunu görsünler, anlasınlar. Dünyanın her tarafında Romanlar var, onlar olmazsa medeniyet olmaz. Romanlar önyargıların kurbanıdır. Şimdi dünya bunu anlamaya başlıyor. Bu semtte yaşayan Romanlar Türk, ama onlar aynı zamanda dünyadaki Romanların bir parçası. Tüm dünyada kardeşleri var. Yapılması gereken bu semtin, burada yaşayan insanlarla yenilenmesi… Şu anda burada gördüklerim çok üzücü ama şaşırtıcı değil ne yazık ki… İstanbul 1940’lı yıllarda savaşı yaşamadığı için diğer Avrupa kentlerinin aksine tarihi yapısını koruyabildi. Bu şehir sadece gökdelenlerden, oluşan bir yer değil. Sulukule de bu tarihi dokunun bir parçası. Üstelik bu dokunun korunması turizm açısından da yarar sağlayacak…”

‘Sulukule’yi nasıl çekerdiniz?’

Gatlif’in alkışlarla karşılanan sözlerinden sonra sıra Sulukule’nin olmazsa olmazına geliyor ve Gatlif, Roman kardeşleriyle karşılıklı göbek atıyor, davulla ritim tutuyor. Çingene hikâyeleri anlatan Tony Gatlif, Sulukule’yi nasıl filme çekerdi peki? Sorunun yanıtını, davul, keman, klarnet sesleri eşliğinde, yıkıntılar arasında gezinirken alıyoruz:

“Bir aile yemek masasında oturup, çocuklarıyla yemeğini yiyor. Birden mutfak üstlerine çöküyor. Bu sahneyi çekerdim…”

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir