Değerli Hürriyet okurları sizlere yüksek üretim maliyetleri, düşük döviz kuru gibi olumsuzluklara rağmen ihracatta artışı süren sektörümüzdeki gelişmelerden bahsetmek; artık sadece üreten değil tasarlayan, koleksiyon hazırlayan, pazarlayan sektörümüzün hızla tamamladığı yapısal değişimini anlatmak isterdim.

İtalya gibi modanın merkezi olmuş bir ülke ile çeşitli işbirliklerine girmekte olan Hazır giyim ve Moda sektörümüzdeki gelişmeleri aktarmak isterdim. Ancak, çok önemli gördüğüm ve sadece sektörümüzü değil İzmir ve hepimizi yakından ilgilendiren ortak bir soruna değinmek istiyorum. İzmir’in son 10 yıldır gurbetçilerimizin bulunduğu ülkeler hariç hiçbir yer ile direkt uçuş bağlantısı yok. Oysa ülke ekonomilerinin en önemli altyapılarından biri ulaşım, ulaşımın olmazsa olmazı ise havayolu ulaşımıdır.

İzmir’e doğrudan uçuş olmaması nedeniyle, dünyanın ve özellikle Avrupa’nın çeşitli merkezlerinden ziyaretçiler gerek iş gerekse turistik amaçla İzmir’e gelemiyorlar. Kentin son yıllarda yeteri kadar ileri gidememesi ve gerekli atılımı yapamamasının en önemli nedenlerinden biri budur. Doğrudan uçuş olmaması nedeni ile müşterilerimiz bizlere(zaten gelecekleri) İstanbul’da randevu veriyorlar. Gidemememiz durumunda ise bir daha aramıyorlar bile.

YENİ MÜŞTERİLER SORUYOR

Yaptığımız uluslararası fuarlarda ise tanıştığımız yeni müşteriler İstanbul’da ofisimiz olup olmadığını soruyorlar. İstanbul Havalimanında saatlerce İzmir’e aktarma için beklediklerini söylüyor ve buna katlanmak istemiyorlar. İzmir’de yaptığımız uluslararası toplantı seminer ve fuar açılışlarına da partner ülkelerin sektör başkan ve temsilcileri yine aynı ulaşım zorluğundan genellikle katılamıyorlar. Diğer taraftan sadece konfeksiyon ve hazır giyimde ülkenin bavul ticareti ve turiste satışı yıllık 2 milyar 800 milyon doların üzerinde iken İzmir yine aynı nedenle bu pastadan da neredeyse hiç pay alamamaktadır.

Bu durum fuarlar ve kongreler kenti olmasını hedeflediğimiz ve EXPO 2015’e aday şehir olan İzmir kadar Aydın, Manisa, Denizli, Balıkesir ve ilçelerine de zarar veriyor.

Oysa yıllar öncesi bile Atina, Paris, Londra, Roma ve Tel-Aviv gibi merkezlerle İzmir arasında THY’nin tarifeli direkt uçuşları vardı. Çocukluğumda iş için Atina’ya gidip gelen babamın Levanten arkadaşını ve daha sonraki yıllarda Paris yakınlarında düşen İzmir-Paris-Londra THY uçağını hatırlıyorum. İzmir-Atina doğrudan uçulsa 35 Selanik ise 45 dakika, bugün Selanik’e gitmek isterseniz bütün gününüzü hava alanlarında geçirmek zorundasınız. İzmir’de artık Rus’u, İran’lıyı, Azeri’yi, Yunanlı’yı, İsrailli’yi, Mısırlı’yı ve İtalyan’ı hem iş hem turist olarak görmek istiyoruz. Hedef pazarlarımızdan Rusya önem taşıyan ülkelerin başında gelmektedir.

İLK HAREKET BAŞLADI

Sektör ve İzmir’li olarak Atina, Selanik, Paris, Milano, Moskova, Tel-Aviv ve Kahire gibi merkezler başta olmak üzere THY’nin doğrudan uçuşları başlatmasını bekliyoruz. Ulusal hava yolumuzun İzmir’e bu hizmeti vermesi İzmir’in hakkıdır. Talep veya koltuk garanti edilmesi gibi şartlar öne sürülmemelidir. İç hat uçuşlarında da doğrulanmıştır ki arz talebi yaratır. İzair iç hatlar konusunda üzerine düşeni yapmış ilk hareketi başlatmıştır. Farkında mısınız bilemiyorum İzmir bu anlamda son bir yıldır çok daha hareketli. Bunu yabancıların İzmir’e gelişinde de yaşamak istiyoruz artık.

Ayrıca bölgemiz Türkiye’nin organik merkezi olma gibi bir hedefi de önüne koymalıdır. Burada kastettiğim; tarım ürünleri kadar tekstil, hazır giyim, deri, gıda, oyuncak, çocuk araç ve gereçleri ile diğer sanayi ürünleridir. Teması sağlık olan EXPO 2015 için İzmir’in ulaşılamayan kent olmadığı, organik ürünler için de en uygun alt yapı koşullarına sahip olduğu ısrarla savunulmalı ve hayata geçirilmeye çalışılmalıdır.

Nedim Örün
Kaynak: Hürriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir