TMMOB Mimarlar Odası Muğla’daydı

5 Dakika Okuma Süresi

Geçen hafta size Muğla’dan yazdım.
TMMOB Mimarlar Odası’ nın yıllardır sürdürdüğü bir izlencenin Muğla ayağındaydık. Kent, Kültür, Demokrasi izlencesi nedeniyle…
Bu izlencenin ilk toplantısı Sinop’ da idi. Bu ilk toplantının izleksel (tematik) konuşmacısıydım. Kendisi de Sinop’ lu olan iktisat profesörü, dostum Dr. Aziz Konukman’ ın deyişiyle, bir bildiri (manifesto) gibi algılandı bu konuşmam. Kötü gidişi özetliyordum. Elbette nedenlerini, yapılması gerekenleri de…
Muğla toplantısı gerçekten verimli geçti.
Bundan sonra ki toplantı da Mardin’de yapılacak, 2015 de…
Önceki toplantılar, Sinop’ tan sonra Antakya, Van, İstanbul, Adana, Trabzon, İzmir’ de yapılmıştı. Muğla toplantısının konusu, “ Kıyı Kentlerimiz ve Mimarlık” idi.
Muğla’ daki toplantıya bir- iki gün önceden gittim. Bundan önceki yazımda anlattığım gibi, kimi kez belediye eski başkanı Erman Şahin ile birlikte, kimi kez tek başıma yürüdüm kentin içinde… Bir erinç idi duyduğum bu yürümelerde… Nedenini düşündüm elbette bu erinç duygusunun. Şu günlerde böyle bir erinci duymak gerçekten gereksinimdi benim için. Güncel olayların içinde böyle bir erinci duyuracak bir şey var mıydı?
Bana erinç veren, içlerinden geçtiğim oylumların alçakgönüllülüğü, oranları, uyumları, insancıllıklarıydı besbelli.
Bütün öteki kentlerdeki (her anlamda) karmaşaya, ölçüsüzlüğe, sonradan görmeliğe, “arabesk”e karşın Muğla’ daki güngörmüşlük, gerçeklik idi bu erincin nedeni…
Eleştirilecek, çağdaşlığa aykırı şey yok muydu Muğla’ da? Olmaz olur mu?
Bir yanda yıllardır yazdıklarım vardı…
Örneğin, yollarımızın beton ya da asfalt ile kaplanmalarının yanlışlığı…
Yağmur suyu toprağa ulaşmalıydı. Bunu sağlayacak en uygun döşeme de “granit küp taş” idi. Yollar yeşillendirilmeliydi. Oysa Saburhane’de asfalt dökülmüştü. Arpa eksen yetişmez, petrol ürünü, ağılı… Neyse ki, belediye başkanı sayın Osman Gürün, usul usul değiştireceklerini söyledi.
Bir de kentin ortasında koskoca katlı otopark var. Gerçekten üzülüyorum bu yapıyı görünce. Kimi dostlar başlarını başka yana çeviriyorlarmış bu yapıyı görmemek için…
Kentin içindeki bir alanı, üstü açık kocaman bir oda olarak düşünün. Muğla’ daki böyle önemli alanın bir duvarı Kurşunlu Camisi… Onun karşısında da, birkaç eski Muğla evinin de yer aldığı ölçüsü kaçmamış bir duvar… Alanın kuzeyi arasta… Güneyde ki son duvara gelince, bu da koca bir katlı otopark… Kat aralarından kentliye, yayalara caka satan otomobiller bakıyor.
Taşıtları kentin ortasına dek sokmanın yanlışlığı bu gün apaçık ortada. Londra’ da, Stokholm’ de olduğu gibi, ille kentin özeğine arabasıyla girmek isteyen görmemişlerden büyük paralar alınıyor artık. Bunun nedeni, arabaların kentin özeğine girmesini önleyip, taşınımı içinden çıkılmaz duruma sokmamak. Batıda, arabanıza ulaşmanızın yaya uzaklığı olarak 200 m. saptanmıştı. Yürümeyi seven Muğla’ lı, bu iki yüz metreyi, giderek az daha çoğunu seve seve yürür. Böylece kentlileriyle “merhaba”laşır, mutlu olur. O koca yapı da, azıcık orasına burasına çeki düzen verilerek, belki bir iki yerini keserek, kentin ortasına yakışacak, kültür donanımını artıracak duruma getirilir.
Bunu dillendirdiğimde, belediye başkanı sayın Gürün, “bir öneride bulunun” dedi. Öneride bulunacak Muğla’ lıların arasında olacağıma söz verdim.
BU yazıyı yazmamın asıl nedeni, üniversite ile kentin ilişkisizliği…
Muğla’ da üniversite, kentten kopuk bir ‘getto’…
Yalnız Muğla’ da mı böyle? Hemen hemen bütün Anadolu kentlerimizde bu böyle… Son yıllarda bize, toplumumuza atılmış en büyük kazık bu…
Oysa üniversite kente karışmalı. (Benim okuyucum böyle düşündüğümü bilir.) Üniversite, toplumumuzun geleceği üzerine düşünen, çalışan, “model” oluşturan bir kurum olmalı değil midir? Kent yaşamına katılmalı değil midir?
İyi de , şimdi ne yapalım?
Üniversitenin kimi uygun birimlerini kentin içine yerleştiremez miyiz?
Bence “Güzel Sanatlar Fakültesi”, Bodrum’un kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerine atılacağına Muğla’ nın içine yerleştirilmeli değil mi? Kimi birimler de kentin içine yerleştirilmeli değil mi? Halk yüksek okulu, çeşitli konularda yaz okulları (resim, yontu, grafik, seramik halk kursları), küçük boyutlu toplantı, konferans oylumları, bilgi sayar kursları, halkla ilişkiler birimleri kent dokusu içinde yer alabilirler. Eski, boş duran evlerden de yararlanılabilir bunun için…
Muğla’ ya yakışmaz mı böyle bir girişim? Bütün öteki üniversiteli kentlerimize örnek, çağdaş bir üniversite kenti olmaz mı Muğla?


Cengiz Bektaş
Kaynak: Evrensel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir