3. Uluslararası İstanbul Lale Festivali kapsamındaki ‘Laleler Heykel ve Tasarım Sergisi’ farklı disiplinlerden 100’e yakın sanatçının tasarımlarını kent sakinleriyle buluşturuyor. İstanbul sokaklarını ilginç formlardaki heykellele renklendiren yaya sergisi, 1 Temmuz’a kadar şehrin can alıcı noktalarında görülebilecek.

lale1.gif12 özgün heykelin yanı sıra iki farklı formda tasarlanan 75 lale farklı dallarda faaliyet gösteren sanatçılara tuval olmuş, onlar tarafından renklendirilmiş. Özellikle özgün heykeller, lalenin Osmanlı’daki geleneksel sınırlarını zorlayan tasarımlarıyla dikkat çekiyor.

‘Derin’ markasıyla tasarım alanında yurtdışındaki temsilcilerimizden Aziz Sarıyer, moda markası Dice Kayek’in kurucularından tasarımcı Dilara Akay, The House Cafe için yaptıkları dekorasyonlarla dikkati çeken Autoban bu heykellerin sahiplerinden bazıları.

75 heykeli boyayanlar arasındaysa ressam ve seramik sanatçılarından oyuncu ve mankenlere pek çok tanıdık yüze rastlamak mümkün. Sergiyle eşzamanlı olarak Yıldız Sarayı’nda ‘Lale’ temalı bir sergi açan ressam İsmail Acar, modacı Cemil İpekçi, manken Ece Sükan, şair Sunay Akın, lalelere hayat veren isimlerden sadece birkaçı.

Laleler Taksim, Beşiktaş, Nişantaşı, Bebek, Emirgan Korusu, Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Mısır Çarşısı, Göztepe Parkı ve Bağdat Caddesi’nin yanı sıra İstanbul’daki belli başlı alışveriş merkezlerinde de görülebilecek.

Üç hilal aydan bir lale tomurcuğu

Aziz Sarıyer/Emirgân Korusu, Beyaz Köşk Meydanı: Lale, Osmanlı İmparatorluğu’nun kutsal simgesi olan bir çiçek. Arapça Allah kelimesinin tüm harfleriyle yazılıyor. Arapça lale kelimesinin tersten okunuşu olan hilal ay, Osmanlı’nın amblemi olmuş. Ayrıca Osmanlı’da lale, hilal aya benzetilmiş. Projemin ana teması üç hilal ayın çaprazlaşıp bir lale tomurcuğunu meydana getirme hali. Lale Festivali kapsamındaki bu projelerden seçilmiş olanlar, kalıcı meydan heykeli olarak düşünülmüş. Benim projemin kalıcı olması konusunda başlangıçta kesin karar verilmiş ki, bütçesi özel ele alınarak sipariş edildi ve kalıcı vasıflarla üretildi.

İskelet hali

Autoban (Sefer Çağlar & Seyhan Özdemir)/Tünel Meydanı: ‘Wired’ adını verdiğimiz heykel Tünel’de tramvay durağının karşısında. Her biri kendine has kişiliğe sahip, klişe objelere farklı bakış açılarını yansıtan ürün ve mekânlar tasarlıyoruz. Her ürünün tasarımına malzemenin kendisi ve kapasitesiyle başlanır. Bu heykelde de basit öğeler kullanarak lale figürüne yeni bir yorum getirdik. Tüm canlıları oluşturan iskelet yapıdan yola çıkarak, bir lalenin en yalın halini yansıtmak amacıyla tellerden oluşmuş bir yapı yarattık. Diğer yönüyle bu heykel, etrafında dolaşarak her açıdan bakabileceğiniz bir lale eskizidir.

Soğan formundan laleye doğru…

Erdem Akan/Taksim Metro çıkışı: ‘Büyüyen Lale’ isimli heykelin malzemesi sac metal ve cam. Doğup büyüdüğüm şehir İstanbul’da, modern fikirlerle geleneksel uygulamaların yan yana olması gibi tasarım felsefesem de zıtlıkların arasındaki çekime dayanıyor: El imalatı-yüksek teknoloji üretimi, yeni-eski, yapay-doğal, Doğu-Batı kültürü gibi. Tasarım bu zıtlıklar arasındaki gerilimi dengelemeli ya da artırmalıdır. Heykel, soğan formundan başlayarak laleye doğru büyüyen bir spiralden oluşuyor. 1453’ten İstanbul’un bugünkü şekline ulaşması da yıllar içinde oldu.

Tasarım, forma ek olarak, bu süreci de anlatmak istiyor.

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir