Gönüllü kent muhabiri üyelerimizden MS unforgetable’ın, kentimizi ’yarıp’ giden Ankara Çayı ile ilgili haberi, bu hafta ankara.sendeyolla.com ekibinin aklına ’içinden su geçen kentleri’ düşürdü. Venedik, Amsterdam, Viyana, New York, Londra, Tiflis, Üsküp, Paris ve içinden su geçen sayısız dünya kenti..

Öncelikle MS unforgetable’ın haberini, bir kez de bu köşeden paylaşalım istedik:

“Ankara Çayı’nın, Etimesgut’un girişindeki köprünün üzerinden manzarası içler acısı. Her taraf köpük ve iğrenç bir koku hakim. Yıllardan beri süren ıslah çalışmalarımıza ne oldu? Bölgeye atıklarını bırakan firma ve kişiler artık denetlenmiyor mu? Ya da denetleyecek gücümüz mü kalmadı? Modern bir şehirde artık, modern görüntüler istemek hepimizin hakkı. Belediyemiz bişeyler yapamıyorsa, vatandaşlar olarak elimizden ne geliyorsa yapalım. Yazık bu güzel şehrimize…”

İçinden su geçen dünya güzeli dünya kentlerini, MS unforgetable’ın temennilerini ve bir ’kent ayıbı’ olarak akıp giden Ankara Çayı fotoğrafını yan yana koyduğumuzda, içimiz acıdı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk Orman Çiftliği’ne ve Ankara’nın bir çok yerindeki tarım arazisine hayat veren Ankara Çayı, son 10 yıldır kirliliğin ve pisliğin zirvesine ulaşmış durumda. Ankara’yı tam ortadan ikiye bölerek geçen çayın üzerinde birçok ıslah çalışması yapılmış olsa da yeterli sonuç alınamadı. Özellikle yaz aylarında çayın etrafa yaydığı kötü koku ve pislik hat safhaya ulaşıyor.

Umarız bir gün ’içinden su geçen kent’ olan Ankara, ’suyu içinden geçiren kent’ haline gelebilir.

KAYBOLAN DERELERİMİZ

Ankara Çayı, bugün etrafa yaydığı kötü koku ve mikroplar ile kendini hissettiriken, kaybolup giden sularımız da var. Sanıyoruz birçok kentli, özellikle de yeni kuşaklar isimleri sadece semtlerle yaşayan bu derelerin bir zamanlar gerçekten varolduğunu bilmiyorlar. Bülbülderesi, Kavaklıdere, İmrahor, Dikmen Deresi, Hatip Çayı..

Bakın Vehbi Koç ve Ankara Araştırmaları Merkezi’nin internet ortamındaki kütüphane-arşivinde bugün Ankara’nın bir başka büyük utancı olan Bentderesi hakkında ne bilgilere yer veriliyor:

“Hatip Çayı, Ankara Kalesi ile Hıdırlık tepesi arasından geçerek dar bir vadiden ovaya açılırdı. Burada Romalılar döneminden kalan bir su bendi bulunmaktaydı. Eskiden beri Ankara’nın sayılı mesire yerlerinden biri olan Bentderesi yeşil ve ağacı bol ve suyu olan bir yerdi. Burada en kaliteli rakının içildiği ve ince sazın çalındığı eğlence alemleri yapılmaktaydı. Hafta sonu tatili olan Perşembe ve Cuma günleri Ankara’lılar dere boyunca mesireye çıkıyorlardı. Bazen burada tuluat kampanyaları bile temsil verirdi. Bentderesi’nde iki kıyıyı birleştiren bir tahta köprü ile birkaç taş köprü bulunurdu. Derenin aşağı bölümlerinde deri işleyen atölyeler bulunduğu için bu yere Tabakhane Mahallesi adı verilmişti. 1957 tarihinde Ankara’da meydana gelen yağışlardan sonra oluşan su baskınından sonra, derenin üzeri tümden kapatılarak Dışkapı’dan Cebeci’ye giden yol yapılmıştır.”

Yurt dışında her zaman İstanbul’da zaman zaman Ankara’da daha görmedik

MS Mehmet Sinan’ın ’Biraz medeniyet’ başlığı ile gönderdiği fotoğraflı haberinde dile getirdiklerine aynen katılıyor ve sizlere aktarıyoruz:

“Avrupa’nın herhangi bir şehrinde sokakda geziniyorsunuz diyelim… Aşağı yukarı her caddede bir binanın önünde, fotoğrafdaki yapıya rastlarsınız. Tadilat ya da yapım aşamasında olan her inşaatın, kaldırıma bakan tarafında yayayı koruyucu bu tarz önlemler alınır. Bizdeki yayalar ise her inşaatın önünden geçerken 30 saniyelik bir safari heyecanı yaşar, yürekleri ağzına gelir. Monoton olan hayatına, renk üstüne renk katar. Fotoğraf İstanbul/Beşiktaş’dan… Yakında aynı manzaranın Ankara’da da olması dileği ile…”

Kaynak: Hürriyet

One Comment

  1. babam anlatıyo arkdaşlar bent deresini cubuk cayını ne gsllmişti şimdi görünce aglanacak durumda kalmış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir