Kırk yıldır üyesi olduğum Mimarlar Odası’nın şimdiki yönetiminin “Mimar Sinan’ı Gayrimenkul dehası” gören bir kuruluşu kınarken üç paragrafta üç kez adımı anarak çatma gereği duymasını hayretle karşıladım.
Çünkü, daha bir kaç gün önce çok takdir ettiğim bir etkinlik ile Mimarlar Odası Mimar Kemalettin’i andı, kutladı. Yeni bilgi ve belgelerin üretilmesine sunularak paylaşımına önayak oldu. Tüm yaşamını Osmanlı İmparatorluğu ve “Genç” Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük ve etkin “Gayrımenkul” kuruluşu olan Evkaf Nezareti ve Vakıflar İdaresi’ne adamış ve en yetkin yapıtlarını bu kuruluşun “Rant Tesislerine” adamış Mimar Kemalettin’i başarılarından dolayı “Gayrımenkul Dâhisi” dersek onu da mı indirgemiş oluruz?
1967 yılından bu yana birçok sorumluğu yüklenerek her zaman gönüllü ve hiçbir maddi karşılık beklemeden hizmet sunduğum meslek kuruluşumuzun şimdiki yöneticilerinin bu tutumunu sadece kendim için değil tüm meslekdaşlarım adına esefle karşıladığımı ve Mimarlar Odası’nın nasıl ve hangi öncelikler çerçevesinde yönetildiği konusunda gerçekten kaygılandığımı belirtmek isterim.
Doğrudan ve satır aralarında yaptıkları suçlamaları aynen iade ettiğimi belirtirken aşağıdaki sorularıma yanıt vermelerini dilemekteyim.
1) Bir demokratik toplum örgütünü, bir sivil toplum kuruluşunu yada bir meslek topluluğunu yönetenler, kuruluşun Onur Kurulu yada Disiplin Kurulu gibi “İç Adalet” süreçlerini kullanmadan bir üyelerini suçlayabilirler mi?
2) Sözü edilen suçlamalardan önce hiç değilse telefonla bir görüş almak nezaketini göstermek, çok mu zordur?
3) “Yargısız İnfaz” şimdi Mimarlar Odası Yönetimin benimsediği bir davranış biçimi mi olmuştur?
4) Gayrimenkul Zirvesinde Suha Özkan ne tür bir “aktif rol” almıştır?
5) Ya da mimarlığı seven ve yüceltmek isteyen her kuruluşa yaptığı gibi uluslararası şöhretteki üç konuşmacıların daveti gibi sıradan bir yardımın dışında başka bir katkısı var mıdır?
6) Mimarlar Odası yönetimi aktif rol aldığını öne sürdükleri Suha Özkan’ın 12-13 Kasım 2007’de gerçekleşen toplantı günlerinden 12 Kasım’da New York’da Rolex Ödülleri Töreni’nde 14 Kasım’da da konferans vermek üzere Los Angeles’de SCI-Arc’da olduğunu biliyorlar mıydı?
7) Ekte de sunduğum programda adı bile geçmeyen Suha Özkan’ın bu etkinliğe katılıp katılmadığını öğrenmek zahmetinde niçin bulunmadılar?
8) Mimar Sinan’ı kendi sektörlerinde “Dahi” olarak niteleyen inşaat mühendisleri, yapı ekonomistleri, yapı malzemecileri, inşaat üretim analistleri, bezemeciler de mi Sinan’ı indirgemektedirler?
9) Sinan’ı beğenmek yada övmek Mimarlar Odası’nın tekelinde midir?
10) Sinan’ı sevmek için Mimarlar Odası’ndan izin mi gerekmektedir?
11) Mimar Sinan’ın “onuruna yapılan haksızlığa” (!) tepki gösteren Mimarlar Odası Yönetimi kendi aktif üyesinin onurunu kollamayı düşünmekte midir?
12) Sinan’ı takdir edenleri kınamak Mimarlar Odası’nın öncelikli bir görevi midir?
13) Suha Özkan kendi özgeçmiş belgesi dışında herhengi bir yerde “UIA Konsey Üyesi” sıfatını kullanmış mıdır? Herhangi bir ortamda UIA Başkan Yardımcılığı diye bir ünvan kullanmış mıdır? Eğer farkında olmadığı sehven bir kullanış olmuşsa niçin uyarmamışlardır?
14) World Architecture Community’nin herhangi bir işleminde böyle bir ünvan kullanılmış mıdır?
15) Acaba sadece o görevi kabul eden kişi için gönüllü olarak üstlendiği ve maddi ve manevi külfet olan UIA hizmetleri Mimarlar Odası’nca “ticari” değeri olan bir varlık olarak mı görülmektedir?
16) Mimarlar Odası karşı olduğunu öne sürdüğü Kartal ve Küçükçekmece yarışmalarını UIA Yarışmalar Kuruluna götürmüş müdür?
17) Suha Özkan’ın yönettiği yarışmaları “Mimarlığın ruhuna uygun bulmadığını” söyleyen Mimarlar Odası Yönetimi “Mimarlığın ruhuna uygun ne tür proje edinimi süreçlerini desteklemektedir?
18) Söz konusu yarışmalar için acaba üyelerine herhangi bir uyarı yada telkinde bulunmuş mudur?
19) Mimarlar Odası’nın dava açtığı konularda, dava sürmekte iken yargı kesinleşmeden kendi üyelerinden tavır almasını beklemesi hangi hukuk ilkesidir? Bu nasıl bir adalet kavramıdır?
20) Mimarlar Odası hergangi bir konuda adalet yolunu seçip dava açtığında haklılığını tescil mi etmiş olmaktadır ki Suha Özkan’dan tavır beklemektedir?
21) O zaman dava açtığı konuya proje teklifi veren mimarlar için nasıl bir tutum izlemiştir?
22) Bu konuda herhangi bir eylemi yada işlemi var mıdır?
23) Şu anda İstanbul’da “kapalı kapılar ardında” düzenlenmekte olan bir düzineden çok yarışma-teklif süreçleri için Mimarlar Odası ne yapmaktadır?
24) Bu projelendirmeler için çalışmakta olan bürolar hakkında ne düşünmektedir?
25) Mimarlar Odası, yarışmalar aleni, şeffaf, nitelikli ve uluslararası düzeyde olunca mı rahatsız olmaktadır?
26) Bu yarışmalarda Mimarlar Odası’na danışma kurulu, jüri üyelikleri yada yarışmanın adaletini izlemek için gözlemci olma davetleri yapıldığında neden basın duyurusu ile yanıtlayıp sorumluluktan kaçmaktadırlar?
27) Hele ulusal gündem yaratan böylesine etkin bir yarışmanın çoğunluğu uluslararası büyük isimler olan jüri tarafından tümüyle beş müellif ile Türk mimarları tarfından kazanılmış olmasından dolayı Mimarlar Odası Türk mimarlığının daha ileriye gideceğinden mi kaygılanmaktadır?
28) Mimarlar Odası mimarlığı seviyor mu?
29) Şu anda çok aşırı yoğunluklarda inşa edilmiş ve edilmekte olan yapılar konusunda Oda’nın tavrı nedir?
30) Mimarlar odası vizeleri, TUS belgeleri bu yapılara verilmiş midir? Verilmekte midir?
31) 2.8 yapı emsal ile yapı izni verilen bir arsayı yargıya taşıyan Mimarlar Odası aynı kentsel alanda 7-9 emsalli yapılaşmalar için ne yapmıştır? Ne yapacaktır?
32) Mimarlar Odası Türk Mimarlığının gelişmesi ve daha üst düzeye çıkması için ne yapıyor?
33) Mimarlar Odası’nın en büyük uluslararası başarısı olan UIA 2005 İstanbul Kongresi konusunda Oda Suha Özkan’ın soracağı bikaç düzine soruyu yanıtlamaya hazır mıdır?
34) Mimarlar Odası’nın Gayrimenkul Zirvesi eleştirisi ile suçlama hedefi konumuna soktuğu Suha Özkan’a çok sevdiği bir dostu teselli olarak: “Mimarlar Odası’na yapılan hiç bir iyilik cezasız kalmaz. Üzülme!” demiştir. Bu deyiş “göz bebeğimiz” meslek kuruluşumuzun tarihsel bir gerçeğini mi yansıtmaktadır?
Bekliyorum.
Suha Özkan



16 Yorum
neşe güzelçeşme
Gerçekten bu demokratik platformdan en az beş bin basıp mimarlara mektup adında basılıp (kaç okunduğunu bilemiyorum) yazılı yayına Sayın Özkan’ı da hesaba katan bir yanıt verildi. Tek tek kişilerin yanıtı bunlar. Hakkaniyetli düşünmeyi unutmayan, takım tutar gibi davranmayanların yanıtları. Sayın Özkan’ın “Mimarlar Odası Yönetimine Soruyorum” metni kadar yukarıdaki üç satırlık cevabı da çok etkileyici olmuş.
Ben de herkese iyi yıllar diliyorum
Saygılar
Suha Ozkan
Mimdap’in değerli izleyicilerinin düşünce ve kaygı dolu nitelikli tepkileri beni gerçekten devindirdi.
Bu ortamı yaratanlara, izleyenlere ve görüşlerini paylaşanlara teşekkür ediyor
Başarılı ve mutlu 2008+++ diliyorum.
Sevgiyle
sibel uz
lütfen mimarlara mektupta, oda internet yayınlarında bu kaba yaklaşımlar, suçlayıcı ifadeler bitsin artık. hiç yakışık almıyor, mimarlığı güçlendirecek şeyler düşünün ne olur. böyle herşeyi en dibe çekmeyi bırakın.
nedret okan
mimarlar odasının toplum haklarını savunma çizgisinde olmasında ve gelişmeler içinde kamu alanının kazanımlarını kollamasında bir sakınca yok ve elbette görevidir. ancak bu duyarlılığı bir histeriye dönüştürmek, onu araçsallaştırmak ve yıkıcı bir tavır içine girmek doğru olmasa gerek. nezaketi elden bırakan suçlayıcı tutumlar meslek dünyasında soğukluk yaratan ve uzun süre akıllardan çıkmayan izler bırakan davranışlardır. bundan kaçınmak gerekir.
Zafer Güngör
Ben kaliteli olana, mimarlıkla ilişkili bulunana meslek odamızın sayın yöneticileri tarafından içten içe bir tepki gösterilmnesini bir türlü anlayamıyorum. Yok S. Özkan Gayrimenkul Zirvesini düzenlemiş, UIA forsunu kullanıyormuş, yok kötü yarışmalar yönetiyormuş. Lütfen seviyeyi daha fazla düşürmeyin, kendi kıymetlerimizi aşındırmayın. Bir kurum kendi üyelerine bu kadar hoyratça davranabilir mi, bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Bu meslek odası acaba mimarların odası değil mi?
Recep Hosdere
Arkadaslar
Beni ençok güldüren “Suha Özkan’ın UIA pozisyonlarini kendi cıkarı için kullanması” Sanki UIA çok önemli bir kuruluşmuş da oradaki pozisyonlar değerliymiş. UIA’nın birbirinden zavallı kongreleri ancak Istanbul’da Özkan sayesinde bir nefes alıp kendi üyelerinden ilk kez hayranlık duygusu ile iltifatlar aldı. Eğer bir pozisyon kullanmak varsa o da UIA’nın Özkan’la “kredibilite” kazandığıdır. Kongre Mimarlar Odası yönetimine kalsaydı acaba kimleri getirebilirlerdi?
Eğer poziyonu çıkar için kullanmak söz konusu ise iki de bir televizyonlara çıkıp yalan yanlış ahkam kesen, bazen “Mimarlar Odası Başkanı” bazen de “Mimarlar Odası Eski Başkanı” tanımı ile kendini satan “Folklorcü” değil midir?
Bu kişi pozisyonunu kullanıp Tarihi Kentler Birliği içinde kaç valilik ve belediye’den danışmanlık görevi almıştır? Bileniniz var mı?
Ortada bir “linç psikozu” söz konudur.
Odamızı bu sorumluluk duygusunu ve etike değerlerini yitirmiş olanlardan kurtarmak için çok gecikmedik mi? Yoksa biz bu yöneticileri mi hak ediyoruz.
Olay artık acıklı bile değil “pathetic”
Asuman Yeşilırmak
Ne yazık! Binlerce üyesi olan Mimarlar Odası’nın, birkaçı daimi yönetim kurulu üyesi, birkaçı da profesyonel olarak daimi “odacı” olan 3-5 kişinin yönetiminde olması. Oda adına yapılan tüm görüş bildirmelerin ve basın açıklamalarının bu dar kadronun tekelinde olması. Bu her platformdaki görüş bildirimlerinin çoğunlukla bu kişilerin yetersiz bilgi birikimlerine dayalı kişisel yorumlamaları ile sınırlı olması. Bu yeterli bilgilenme ve görüş alış verişine dayanmayan herşeyi en iyi bildiklerini varsayan büyük oranda sloganlaşmış eleştiri uslubunun, çoğu zaman Oda’nın, gerçek problemleri görme, gösterme, katılımlı ve etkin bir mücadele alanı oluşturma görevlerine set çekmesi ve popülist bir perde oluşturması.
Bir kısım Oda daimi yöneticisinin tümüyle aynı görüşte olmadıkları üyeleri (Oda’ya hizmeti olsun ya da olmasın) ötekileştirmesi, ortamı ve olayları “acaba” diyerek, aklıyla ve her yönüyle değerlendirmek isteyen mimarların da Oda’yı ötekileştirmelerine ve örgütlerine küsmelerine neden oluyor. Ne yazık…
Levent Özden
mimarlar odası sıkıştığı ortamda kişileri, mimarları töhmet altında bırakarak kendine hareket alanı açmaya çalışıyor. suçlama politikalarıyla somut gerçekliği flu hale getirip kaos yaratmaya çaba gösteriyor. yabancısı olmadığımız bu tutumun saipleri bu gece yeni yıl kokteyli düzenleyip üyeleriyle kucaklaşacaklar. üyelerine smg puanı için mailler ve telefon mesajları atan, serbest çalışan mimarların proje vize ücretlerini bekleyen bir oda eleştirdiği piyasa düzeninden ne kadar uzaktadır?
Hasan Kıvırcık
Sayın Süha Özkanın mimar kişiliğini, başarılarını, ülke çapını aşkın bir etki alanına sahip oluşunu, uluslar arası ortamda saygın bir kimliğe sahip olduğunu anlatmak ve bu yönlerini tekrar ayrıntısıyla ortaya koymak benim şahsıma düşmez elbette. Bu bilindik yanları dışında, o süreçte benim de oda çevresinde biri olarak tanık olduğum sadece UIA 2005 in düzenlenişi, yıllar boyunca ülkemiz için çok önemli tarihsel değer taşıyan bu buluşmanın hazırlanışındaki emeklerine, özverili tutumuna bile baksak, kendisine yaklaşırken biraz daha özenli biraz daha saygılı bir tavır içinde olmayı akıl edebilirdik.
Oysa son Gayrımenkul Zirvesine Tepki Metni gerçekten genel olarak belirli bir düzeyi tutturamamış talihsiz bir yazı olmuştur. Aceleci ve popülist bir yaklaşımla ele alınmış, satır aralarında da rahatsız edici şekilde Sayın Özkanın isminden bahsedilerek kişisel haklara, meslek insanının bugünü ve geçmişine şaibe düşürücü bir yaklaşıma düşülmüştür.
Oda yöneticileri de sonuçta hepimiz gibi insandır ve yıllardır yönetici olmalarından dolayı taşıdıkları yorgunluk, üstlendikleri ağır sorumluluklar sebebiyle zaman zaman stres altında mimarlık kamuoyuna hiçbir yarar sağlamayan ve sadece gerginlik üretmeye yarayacak kişisel görüşlere sahip olabilirler. Süha Özkan gibi mimarlık alanında önemli isimlerimizden bir bölümüne muhabbet duymuyor olabilirler. Kendi dar toplantılarında bazı kişiler için daha ağır betimleyici cümleler kuruyor olabilirler. Ancak her oyunun bir kuralı var elbette. Meslek odası yöneticisi olmak ve odanın bilgi yayması gereken bültenleri ve dergilerinde (doğal bir şekilde ) yazı yazma sorumluluğunda olmak, ilk önce insan hakları ve kişisel hürriyetlere saygılı bir dile (içselleştirememiş olsa bile ) bağlı olmayı gerektirir.
Meslek odasının yayınını kişiselleşmiş düşüncelerin geçit törenine çevirmek, özensiz ve en basit saygı kurallarını görmezlikten gelen eleştiri söylemini tatbik etmek odanın bir kurum olarak varlığıyla çelişik bir durumdur. Bir kere bu görüşün ya da görüşlerin sahipleri kimse, açık açık kendi imzasıyla ortaya çıkmalıdır. Altında kurumun ismi veya yönetim kurulu gibi ibarelerle kişisel suçlamalara varan yazılar kaleme alınamaz.
Sonra, içinde bilgi izi taşımayan, akılcı bir yönlendirmeden daha çok öfkeli bir diskur çekme geleneğini odanın bugünkü yöneticileri nereden edinmişlerdir acaba?
Bütün bu yapılanları yeniden bir seçim dönemi yaklaşırken gerginlik politikası üreterek, biz ve diğerleri gibi bir ayrımı konuşur yapmanın adımları olduğunu düşünüyorum. Hamasetin her biçimi, hoşgörüsüzlük ve meslektaşa bilumum noktalarda hakaret, meslek insanını baskı altına alma girişimleri, kamu yararı bir oda politikası olamaz. Mesleği de ülkeyi de ilerletmez.
Sayın Özkana bu sorularından dolayı gerçek bir cevap verileceğini ve yer yer düşülen hatalardan dolayı bir özeleştirinin yapılabileceğini doğrusu beklemiyorum. Ama yıllardır artık tutuculaşmaya başlayan kadronun bu sorularla daha da asabileşen psikolojilerini bastırmakta güçlük çekeceklerini, uygun ortam yarattıklarında daha sert ifadeli kahramanlıklara girişeceklerini görmek gerekir.
Ayşe Aygan
Mimarlar odası gayrimenkul lafını, gayrimenkul konusuna bağlı bütün kavramları, bu işle uğraşanları, bir de üstelik bunun kongresini falan yapanları hiç sevmez. Sevmediğ bu alan için gözlemcilik yaparken Mimar Sinan için sıfatlandırılan “gayrımenkul dehası” sözünü hiç kaldıramaz, kanına dokunur. Niye, çünkü o kuşağın, o grubun nostaljisi içinde bu kavram hiç yoktur. Onlar, uluslararası düzeyde kentlerin pazarlandığı fikrinde olduklarından ama buna karşı da işin gerçeği “hiç birşey” yapamadıklarından oradan bir laf yakalayıp kendi iç politikamızda fırtına yaratmaya yönelmişlerdir. Bu arada Zorlu Center işinden fena halde bozuldukları Süha Özkan’a gerekli hakarethamiz giydirmeleri yapmakta bir zarar görmemişlerdir. Bence bu konular siyasi, mimarlık gündemli falan değil. Tamamen psikolojik. Grubun psikolojisi şu anda bunu icap ettiriyor.
cevriye özden
Ben hemen haddim olmayarak 8,9 ve 10. sorulara cevap vereyim… “Evet Sinan hakkında genel geçer ve güzel sözler dışında bir anlam yüklü her şey için odadan izin alınacak!”
Bu elbette oda yetkilileri tarafından böyle söylenmez ama siz hele bir söyleyin, yazın bakalım. Misliyle cevap bulursunuz. Oda genel başkanı bile oturmuş “Mimarlık” dergisinde Sinan için öyle denmez böyle denir kabilinden döşenmiş. Aylık İstanbul bültenini saymıyorum zaten. Bence orada yazılanların bir bölümünün güvenirliliği yok. Bence itibar etmemek lazım. Şube başkanı hep baş yazı yazar diye bir kural mı var yani. Ama o usanmadan yazıyor. Sayın Özkan’a yüklenen yazı da muhtemelen o şahsın.
Melek Genli
Sadece Sayın Özkan’ı değil, örnek vermek gerekirse, Mimar Sinan için söylediklerinden dolayı Uğur Tanyeli’i, yönetmelik maddesine dava açan serbest mimarları, hep aynı insanlar ve aynı grup yönetimi belirliyor diye eleştiride bulunan kendi dışlarında olan seçim gruplarını, Doğan Kuban’ı eleştirdi diye….
Hedefe konanlar hep dönem dönem oldu tabi. Bu grup bildiğiniz Türkiyeli, İttihatçı kafasına sahip bir grup. Hemen düşmanlarını bulur ve yaratırlar. İş ki o bulundukları yerden hiç inmesinler. Bu ayak oyunlarına o kadar çok alıştık ki, insanın midesi kalkıyor artık.
Süha Özkan’ın seviyeli sorularına bu grup cevap veremez. Bu soruların cevabını asıl olarak bizler düşünelim. Belki sorunu kökten çözecek bir cevap buluruz.
Saygılar efendim.
Semih Düzkan
Mimarlar Odası onca üzerinde konuştuğu mimarlığı gerçekten seviyor mu? Mimariyi seviyor mu? Bu konu hiç anlaşılamadı. O kadar bu kelimeye sığınarak hak hukuk tanımaz bir üslup sergileniyor ki, meslektaşının hakkını korumaktan acizken memleketin meselelerine ait klişe sözler üreten ve bundan fazlasıyla zevk alan ir grubun yönetimi sadece. Mimarlık, tarih, ülke sevmek, bilimsel planlama hep onların tekelinde. başka kimse bu konuda fikir bile yürütemez. (onlarınkini desteklemediği sürece) Şimdi de Süha ÖZkan’ı hedef haline getirmişler. Yazık, allah akıl versin, ne diyelim başka.
Mustafa Çiftçiler
Sayın Özkan üzülmesin bu aslında seçim zamanı saf mimarları keklemek için yaptıkları ve artık alışkanlık haline gelmiş bir kekleme. Yani seçimlere ve seçmene yönelik bir suçlama.
Her dönem bunu yapar sonra da unuturlar. Geçen seçimlerde de konu mankeni İMP idi. Seçimlerden sonra yapılan onca hakaret unutuldu gitti.
Seçim dönemi sanki dünyanın sonu gelmiş gibi bir hava yaratılır saf meslektaşlarımız eyvah… diyerek gider odayı bunlara teslim ederler.
Özkan bir uzman olarak odaya sorduğu soruları anlayacak durumda bile çok oda profesyoneli olduğunu hiç sanmıyorum.
Perran Su
Önce birinci soru: “Bir demokratik toplum örgütünü, bir sivil toplum kuruluşunu yada bir meslek topluluğunu yönetenler, kuruluşun Onur Kurulu yada Disiplin Kurulu gibi İç Adalet süreçlerini kullanmadan bir üyelerini suçlayabilirler mi? ” Sayın Özkan bu soruyu birinci sıraya koymuş sa gerçekten düşünmeliyiz. Herkesi, meslektaşı suçlamak bu kadar kolay mı? Hani kurumsallık, hani hukukun üstünlüğü?
Bunlar yoksa yaptığınız birçok doğru işin de bir kıymeti kalmaz. Böyle bir değer yitimini bu meslek grubu hak ediyor mu gerçekten?
Canan Kısa
odanın bir gezici yönetici grubu var ve etkinlikleri izleyip orada “bilgi” depolayıp sonra kendi medyasında bunu oldukça egzajere ederek sunuyor. bülteninde, dergisinde, sık sık çıkarıldığı kanaktürk de açık söylemek gerekirse, çok sık tekrar ettikleri bilimsellikten uzak, tabiri caiz ise kahve muhabetti tarzında gelen geçene, önlerine kim gelirse herşeyi söylüyorlar. son bültenlerde benim de dikkatimi Süha Özkan adını kullanarak yapılan bindirmeler çekmişti. şimdi de Özkan cevap verdi.
gördüğüm şudur ki, kendi taraflarını oluşturmak için başkalarını ötekileştirenler elinde meslek odası değerini hızla kaybetmektedir.