17 Ağustos 1999’daki depremin ardından 14 yıl geçti ama İstanbul ve Kocaeli başta olmak üzere riskli binalar yenilenmedi. Deprem bahanesiyle yapılan dönüşümün, birilerine rant sağlamak dışında faydası olmadı. Milyonlarca yurttaş risk altında

Gölcük’te 17 Ağustos 1999’ta yaşanan ve bütün Marmara’yı etkileyen 7.4 şiddetindeki depremin üstünden 14 yıl geçti. 600 bin kişiyi evsiz bırakan bu depremin ardından hükümetlerin ‘Kısa sürede tüm riskli binaları yenileyeceğiz’ sözleri gerçeğe dönüşmedi. Bugün İstanbul, Kocaeli, Van gibi deprem riski yüksek olan kentlerde riskli binaların yalnızca ufak bir kısmı yenilendi. ‘Kentsel dönüşüm’ adı altında başlatılan rant projeleri kentleri depreme hazırlamaktan çok yoksulları evlerinden atıp lüks binalar yapmak için kullanıldı. Halkın depremden sonra toplanabileceği açık alanlar AVM ve benzeri ticari yapılarla doldurulurken afet durumunda acil yollara park yasağı getirilmesine rağmen bazı yollar İspark tarafından işletilmeye başlandı.
RİSKLİ BİNALAR YOKSULLARA EV
Uzmanlara göre İstanbul’da olası bir depremde yıkılma riski olan bina sayısı 60 bin civarında. Türkiye genelinde deprem riski taşıyan diğer kentlerle birlikte bu rakam 140 bine yükseliyor. Bu binaların çoktan yıkılmış olması gerekirken yönetimlerin bu konuda gerekli iradeyi göstermemesi nedeniyle binalar olduğu yerde duruyor. Deprem riski nedeniyle genellikle ev sahiplerinin oturmadığı bu binalar özellikle Kocaeli ve İstanbul’da yoksullara, öğrencilere, seks işçilerine düşük ücretlerle kiraya veriliyor. Ayrıca ülke genelinde 370 hastane binası da yüksek deprem riski taşıyor. 14 yılda 370 binanın yalnızca 3’ü yenilendi.
Türkiye’nin depreme hazırlıkta geldiği noktayı uzmanlara sorduk:
İstanbul Şehir Plancıları Odası Başkanı Tayfun Kahraman: 1999’dan beri kamu yapılarında değişiklikler oldu fakat sivil yapılarda bir değişikliğin olmadığını hiç bir önlemin alınmadığını görüyorsunuz. Sivil mimarlık yapılarının pek çoğunda hala daha problemler devam ediyor. Bu problemlerinde çözümü için ortaya konulmuş olan reçeteler uygulanmadığı gibi aksine afet toplanma alanlarında rant projeleri üretiliyor. Böyle bir süreç sonucunda da 14 yıl geçmesine rağmen halen daha ne İstanbul’da ne de diğer kentlerde sağlıklı bir kentsel altyapıya ve sağlıklı bir konut dokusuna sahip değiliz.
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe: 2011 yılında yaşamış olduğumuz Van depremi, 17 Ağustos Gölcük depreminden yeteri kadar ders alınmadığını göstermiştir. 1999 depreminde İstanbul’da bulunan yapı stokunun deprem karşısındaki risk durumu, bugün de varlığını korumaktadır. Bugün var olan kentsel dönüşüm projeleri İstanbul’un depreme hazırlanması değil rantın belli yerlere aktarılmasıdır. İstanbul’da boş alan bırakmadılar, tüm alanlar kentsel dönüşüm projesiyle yok edildi. Boş alan yaratılması gerekirken var olan alanlar tüketilmeye çalışılıyor. Bugün İstanbul ‘da boğaz, orman alanları, kent hava kanalları, su havzaları risk altında bulunuyor; kentsel dönüşüm artık zenginleşmenin aracı olarak görülüyor. Bununla beraber bu konunun gündeme gelmemesi için basın susturuluyor, odalar etkisizleştiriliyor. Şu sorulara cevap verilmelidir: Kentsel dönüşüm projeleri neden kentsel rantın en yüksek olduğu bölgelerden başlamıştır? Boşaltılacak riskli alanlarda yaşayanların yerleşmesi için hazırlanan rezerv alanlar neden, sermaye gruplarının yatırım yapmasına açık hale getirilmiştir?
‘Türkiye’nin yüzde 92’si deprem bölgesi’
TMMOB jeoloji Mühendisleri Odası, Marmara depreminin 14. yılı dolayısıyla yaptı açıklamada, Türkiye’nin yüzde 92’sinin deprem bölgesinde olduğunu belirtti, depremin en az zararla atlatılması için önerilerde bulundu.
Depremlerin önlenemeyeceğini ancak zararlarının azaltılabileceği vurgulanan açıklamada, deprem riskine karşı halkın güvenli bir yapıda huzur içinde yaşaması için yapılan önerilerin bazıları şöyle:
-Depreme dayanıklı yapı tasarımı için zemin etütlerinde mutlaka jeofizik mühendisliği çalışmaları olmalıdır.
-Afet risklerinin azaltılması sürecinde önemli bir rolü ola yerel yönetimlerin kontrol ve denetim görevlerini yerine getirebilmeleri için başta jeofizik Mühendis olmak üzere teknik personel istihdamını sağlamalıdır.
-Deprem öncesi, sırası ve sonrasında yapılacak çalışmalarda kamu yararı ve ülke çıkarı gözetilerek programlar oluşturulmalı, kamusal denetim etkinleştirilmelidir.
Bu defa kentsel dönüşüm yıkacak
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Marmara Depremi’nin 14. yılında kentsel dönüşümün üçüncü büyük hamlesini başlatacak. İstanbul Esenler’de geçen yıl 5 Ekim’de vurulan ilk kazmayla 33 ilde aynı anda başlatılan, 6 Nisan’da 5 ilde yapılan yıkımlarla süren kentsel dönüşüm, Bursa’nın merkez Yıldırım ilçesinde 17 Ağustos’ta Başbakan Erdoğan ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın katılacağı törenle devam edecek. Tören kapsamında, canlı bağlantı yapılarak 45 ildeki riskli binaların yıkımına aynı anda başlanacak. İstanbul Kartal ve Ankara Sincan’daki yıkımlarda, emülitli patlatma yöntemi kullanılacak. Diğer illerdeki uygulamalar ise iş makineleriyle yapılacak.
Kaynak : Birgun



1 Yorum
Ferda Çetinkoz
Ben bu sesin yıllardır duyulduğuna inanmıyorum. Deprem için Ecevit hükümeti tarafından kanunla toplanan hatırı sayılır vergiler AKP hükümeti tarafından duble yollarda harcandı ve AKP bu kaynağı har vurup savurduktan sonra kendi propagandasını da yapıyor.
Soruyorum nerede deprem vergileri?
Bu kentleri sağlamlaştırmakta ve halkın kendi yapılarını güvenli hale getirmekte kullanılmayacak mıydı?