Mimarlar Odasının 2502 sicil numaralı üyesi  Ragıb Buluç dün gece aramızdan ayrıldı. Bir çok başarılı projeye imza atan Buluç, Ankara Atakule projesinin mimarıydı ve bu eserinin kule hariç son yıllarda  yıkılması onu çok üzmüştü.

 

 

 

 

 

A. RAGIP BULUÇ ÖZGEÇMİŞİ:
1940’da Ankara’da doğdu. Eğitimini ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde yaptı ve 1972’de lisansüstü derecesiyle mezun oldu. 1972’ye değin Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalıştı. 1974’te Atölye A’ya katıldı. Burada, Ercan Yener ve büroyu kurmuş olan Ziya Tanalı ile çalıştı. Birlikte girdikleri İstanbul’daki Abdi İpekçi Spor Salonu (1975) ve Ankara’daki Anayasa Mahkemesi (1980) proje yarışmalarında birincilik kazandılar. Ayrıca AET Basın ve Enformasyon Merkezi (1974, Ankara), Güriş Genel Merkezi (1976, Ankara), Ziraat Bankası (1977, İzmir) gibi binalar yaptılar. Buluç bu arada, Expo’70 Dünya Fuarı’ndaki (Osaka-Japonya) Türkiye Pavyonu (1969, ressam Orhan Peker ile birlikte) ve Expo’85 Dünya Fuarı’ndaki (Tsukuba-Japonya) Türkiye Pavyonu (1985) için açılan proje yarışmalarına tek başına katılarak birincilik ödülleri kazandı. 1985’te Atölye A’dan ayrıldı ve kendi bürosunu kurdu. Aynı yıl Ankara’da, Çankaya’da yapılacak Atakule Alışveriş Merkezi için düzenlenen davetli proje yarışmasında birinci oldu. Alanı 23.000 m2 olan bu bina Ankara’daki ilk alışveriş merkezi idi. 125 m yüksekliğindeki kulesiyle kentin simgelerinden biri haline geldi. 1990’da da Buluç’a, Mimarlar Odası’nın düzenlediği Ulusal Mimarlık Sergisi’nde “yapısal ve mekansal kaliteleri ile mimariye çağdaş yaklaşımından ötürü”, Yapı Dalı Başarı Ödülü’nü kazandırdı. Buluç’un başka mesleki uygulamaları arasında İslam Kültür Merkezi (1989, Kopenhag-Danimarka), Yüksel İş Merkezi (1990, Ankara), İçtaş İş Merkezi (1993, Gölbaşı-Ankara), Konut Blokları ve Teras Evler (1994, Dikmen Vadisi-Ankara) bulunmaktadır.
BAŞLICA YAPILARI VE PROJELERİ:
• 1969-70: Osaka Japonya Dünya Fuarı – Türkiye Pavyonu (Ressam Orhan Peker ile)
• 1975-89: İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu (Z. Tanalı ve E. Yener ile Birlikte)
• 1985: Tsukuba Japonya Dünya Fuarı – Türkiye Pavyonu
• 1985-1989: Atakule Döner Kule ve Çarşı Tasarımı, Çankaya/Ankara
• 1988-90: Berent Evi, Ankara
• 1989: İslam Kültür Merkezi, Kopenhag/Danimarka
• 1990: Yüksel İş Merkezi (uygulanmadı), Söğütözü/Ankara
• 1990: 94 Villa Kompleksi, Çayyolu/Ankara
• 1992: Alma Ata Oteli, Kazakistan
• 1993: Eryaman IV. Etap Toplu Konut Sosyal ve Ticaret Merkezleri, Ankara
• 1993: Rekreasyon Merkezi, Gölbaşı/Ankara
• 1994: Dikmen Vadisi Konut Blokları, Çankaya/Ankara
• 1994: Dikmen Vadisi Terasevler, Çankaya/Ankara
• 1997: M.E.B. Özel Erken Başarı Okulları, İncek/Ankara
• 1997: Apartman, Gaziosmanpaşa/Ankara
• 1998: Expo ’98 Türk Pavyonu, Lizbon/Portekiz
• 1997-99: Aker Tatil Köyü, Bodrum/Muğla
• 1998-2007: Gemi Trafik Gözetleme İstasyonu Radar Kuleleri ve Kontrol Merkezleri, İstanbul ve Çanakkale (B. Güven ile birlikte)
• 1999: Oktay Serici Evi, Ümitköy/Ankara
• 2002-devam ediyor: Cumhuriyet Kulesi, Keçiören/Ankara
• 2002: Atakule Ata On Tower Sinemaları, Çankaya/Ankara (O. Buluç ve I. Örsel ile birlikte)
ÖDÜLLERİ:
• 1. Ödül: Expo ’70 Dünya Fuarı Türk Pavyonu, Osaka/Japonya (Ressam Orhan Peker ile)
• 1. Ödül: Abdi İpekçi Spor Salonu, İstanbul – 1989 (E.Yener ve Z.Tanalı ile)
• 2. Ödül: MİT Konut ve Sosyal Tesisleri, Ankara 1979 (E.Yener ve Z.Tanalı ile)
• 1. Ödül: Anayasa Mahkemesi, Ankara – 1983 (E.Yener ve Z.Tanalı ile)
• 3. Ödül: Merkez Bankası Şube Binası, İzmit – 1983 (E.Yener ve Z.Tanalı ile)
• 1. Ödül: Expo ’85 Dünya Fuarı Türk Pavyonu, Tsukuba/Japonya
• 1. Ödül: Atakule Alışveriş Merkezi, Ankara – 1989 (davetli yarışma)
• II. Ulusal Mimarlık Ödülü Yapı Dalı Başarı Ödülü: Atakule Alışveriş Merkezi, Ankara – 1990
• Prefabrik Birliği Ödülü: Abdi İpekçi Spor Salonu, İstanbul – 1990
• 1. Ödül: Alma Ata Oteli, Kazakistan – 1993 (davetli yarışma)
——————————————————————————————————–
KALEBODUR SÖYLEŞİLERİNDE…

Ragıp Buluç: “Dünyaya Bir Daha Gelsem, Mimar Olmak İsterim”

 

 

 

 

 

Kalebodur’un, toplumu ve mimarlığı ilgilendiren değerlere sahip çıkma misyonuyla başlattığı ‘Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor’ söyleşileri, her ay mimarlık dünyasının önemli isimlerini ağırlamaya devam ediyor. Söyleşide Celal Abdi Güzer’in sorularını yanıtlayan mimarlık dünyasının etkili isimlerinden Ragıp Buluç, genç mimarların iyimser olmasını isteyerek; “Mimarlık yaratıcılık gerektiren bir mücadeledir. Bu ülkede kalın ve mücadele edin” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin ilk kuşak mezunlarından olduğunu ve kendisini ‘Ben sadece mimarım’  şeklinde tanımladığını ifade eden Ragıp Buluç, “Ben mimarım, başka bir şey değilim ve 100 yıl sonra da bu sıfatla anılmak isterim. Ben mimarlığı bir sanat olarak gördüm. Mimar Sinan da öyle görüyor ve diyor ki; ‘Mimarlık en zor sanattır.’ Çünkü bir ressamın, bir şairin ruhunu geliştirmesiyle, yüceltmesiyle, arıtmasıyla iyi bir ressam iyi bir şair olabilirsiniz. Ancak siz bir mimar olarak, hem ruhunuzu geliştirmeye bir şair, bir ressam kadar mecbursunuz hem de bir satranç ustası kadar akıllı olmak zorundasınız’’diye konuştu.

 

 

 

 

Mimar Ragıp Buluç, Türk kültürünün sanata ve sanatçıya bakış açısını Doğu ve Batı kültürlerindeki kavramlarla değerlendirirerek şunları söyledi: ‘’Osmanlı, zarafete önem verdi. Nedim’in şiirini hatırlayın: ‘Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana’. Nezaket gibi zaten incelmiş bir şeyi tekrar rafine eden bir kültürdür bu. İstanbul’daki bütün yapılara bakın. Mimar Sinan’ın minarelerine bakın, ne kadar zariftir. Bu yüzden, Konya’da yapacağınız binayı asla İstanbul’da yapmayın. İstanbul’un zarafetini düşünün. İşte bu, onun elle tutulamaz değerlerinden biridir.”

 

 

 

Mimar Sinan’ın başarısının alçakgönüllülükle olan bağlantısını değerlendiren Ragıp Buluç, ‘’Mimar Sinan’ın en güzel yapısının 90 yaşındayken yaptığı deniz kıyısındaki Şemsi Paşa (Kuşkonmaz) Camisi olduğuna inanıyorum… Ufacık bir yapıda, insani değerleri koruyabiliyorsan, tevazu ile yücelebiliyorsan, işte o zaman büyük mimarsın gibi geliyor bana. Aklına gelen bir şiiri düşün. İki mısrada sana ne çok şey anlatır. Kaside yazmak gerekmez. Mimarlık da buna benziyor’’ dedi.

 

 

 

 

 

Bu ülkede kalın ve mücadele edin

 

 

 

 

Genç mimarların iyimser kalmaları ve Türkiye’de kalıp mimarlık yapmaları gerektiğini ifade vurgu yapan Ragıp Buluç, sözlerini şöyle tamamladı: “Mimarlık yaratıcılık gerektiren bir mücadeledir. Gençlerin, mimarlığın çok güzel bir meslek olduğunu, gerçekten zor bir meslek olduğunu bilmeleri lazım. Bu savaşı kazanmak istiyorlarsa, mücadeleye devam edecekler. Bu ülkede kalın ve mücadele edin. Hor görülmüş bir sanat dalında uğraşıyoruz… Mimarlık bir tutku, bütün bu başıma gelenlere rağmen. Binalarım yıkılıyor, sormadan değiştiriliyor. Dünyaya bir daha gelsem, mimar olmak isterim. Boş kâğıttan başlıyoruz hepimiz. Boş kâğıt, sen de bir düşmansın demektir. Artık bir yapı yaptığın zaman Atakule olmayacaktır o yapı. Kendinle de mücadele ediyorsun. Bu zorluk, yaratıcılık hoşuma gidiyor.’’

One Comment

  1. Çok önemli bir değeri kaybettik, yaptığı projeler öyle, insani duruşu öyle. Sevenlerinin ve meslek ortamının başı sağolsun…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir