Ofis tasarımlarında yatay iletişim dönemi

5 Dakika Okuma Süresi

Ofis tasarımlarında hiyerarşik fiziksel yapı, yavaş yavaş ortadan kalkıyor. “Dikey” iletişim bitiyor; yani patron ile idari kadro ve hatta bazen daha alt kademede çalışanlar aynı ortamları paylaşıyor. Yani yatay perspektif dönemine girişten söz ediyoruz.

yatay-iletisim.jpgGünümüzde bunun ismi “Yatay İletişim”…
Mekan tasarımlarında hiyerarşik yapılanma dönüşüyor. Artık, müşteri memnuniyetinden evvel çalışan memnuniyeti gelmeye başlıyor. Çünkü şirketlerde hedef maksimum aidiyet ve verim. Bunun için de işe, günün uzun saatlerinin geçirildiği ofislerin tasarımlarından başlanıyor.

– Nedir bu yatay iletişim?
İş hayatının kalbi olan ofislerde önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor. Masa adedi, toplantı masalarının sayısı gibi niceliksel beklentilerin yerini nitelik odaklı vizyon ihtiyaçları alıyor. Eski dönemlerdeki maddesel bakışın terk edildiği, iletişim, etkileşim, akışkanlık, işbirliği, şeffaflık gibi kavramların devreye girdiği bir yeni döneme girdik. Bugünün iş dünyasının operasyon merkezleri; sosyalleşme ekseninde tasarlanıyor. Yani sosyalleşerek çalışmanın, verimliliği artırdığını şirketler artık kavramış durumda. Yönetici kadrosuyla operasyondan sorumlu çalışanların arasındaki hiyerarşik düzen, dikey bir iletişime işaret ediyordu. Bugünün çağdaş çalışma sistemini ise geniş masaların kullanıldığı, açık ofis sistemlerinin her düzeydeki çalışanı bir arada tuttuğu yatay iletişimin sağladığı yüksek verim potansiyelini içinde barındıran çalışma alanları betimliyor.

– Türkiye’de bunun örnekleri görülmeye başlandı mı? Sizce yaygınlığı olabilecek bir strateji mi yatay iletişim konusu?
Hiyerarşinin değil, iletişimin, saydamlığın, tecrübe paylaşımının önemli olduğu, takım çalışmasını destekleyen yatay ve açık ofis sistemleri yakın gelecekte daha da tercih edilir hale gelecek. Şu anda dünyada ve Türkiye’de birçok örneği var. Bu örnekler artacak çünkü çalışanlarına ekip ruhunu aşılayan, takım performansını ve motivasyonu yükselten bir sistem bu.

– Mekan tasarımı, ofis çalışanlarının verimliliğini ne kadar etkiler?
Teknolojinin eriştiği son nokta ve imkanlar, insanın duygusal, davranışsal ve kültürel faktörlerini de göz önüne alınarak kullanılıyor artık. Bu kullanım da; ofis çalışanlarına insancıl ve sağlıklı bir atmosfer yaratıyor, çalışanların verimlilikleri artıyor.

-Anadolu’da durum ne? Diğer illerde, tasarımın dikey hiyararşik yapısını kırması mümkün olabilecek mi?
İletişim o kadar ilerledi ki bilgi akışı ve yeni uygulamaların merkezden çevreye yayılması da eskiye oranla çok daha hızlı gerçekleşiyor. Son on yıldaki Anadolu sermayesinin dünyayla entegrasyonu bu hızı ve yeni ofis kurgularıyla bütünleşme ivmesini iyice görünür kıldı.

– Türkiye’de ofis ve iş merkezlerinin tasarım anlamında gelişimi nasıl gerçekleşti? Son 5 yıl, 10 yıl mı asıl gelişmelerin yaşandığı dönem? Ve de sizce atılım noktaları nelerdi?

Türkiye’nin özellikle son 10 yılda uluslararası ekonomiyle iç içe geçmesi, yabancı şirketlerin, markaların özellikle İstanbul merkezli yatırımlarını da artırdı. Bu artışın devamında global markaların Türkiye’deki ofisleri de evrensel standartları yakalayan yaklaşımda oldular. Türkiye de, hem kendi topraklarındaki bu gelişimden hem de dünyadaki diğer akımlardan etkilendi. Asıl değişim on yıl önce başladı…

– Tasarımlarda öne çıkanlar neler oluyor? Akımlar, renkler, malzemeler… Fonksiyonellik mi tasarım mı önce geliyor?
Renk hayatta olduğu gibi ofislerde de ferahlık ve tazelik duygusunu sağlamak adına temel unsurların başında geliyor. Modern, çağdaş çalışma alanları yaratmada renkler öncelikli bir öğedir. Önceki dönemlerde ofisler için pek de gündemde olmayan “beyaz”, mekanlara nefes aldırmak için tercih edilen başta gelen renk konumunda. Çalışma ortamını domine etmemesi ve karışıklığa izin vermemesiyle çok iyi bir fon görevi görüyor.

– İstanbul’un ofis yatırımlarını yeterli buluyor musunuz? Metrekare fiyatlarının yüksekliği, sektörde hala yeteri kadar arz olmamasından mı kaynaklanıyor?

İstanbul’da son yıllardaki ofis talebi özellikle uluslararası firmaların Türkiye’ye gelmelerinden kaynaklanıyor. Artan arazi maliyetlerin de bu artışta önemli bir etkisi var. Levent Maslak hattı bu anlamda en pahalı bölge durumunda. Bu bölgeler belirli bir doygunluğa da ulaştı. Önümüzde ki dönemde iyi çevre düzenlemesi ve alt yapı olanaklarına sahip çağdaş ofislere artan bir talep oluşacak.

– Türkiye’de bazı büyük firmaların (AVM veya genel merkez binaları vb) tasarımcılar ile çalışmalarını nasıl yorumluyorsunuz?
Büyük, orta ölçekli, hatta küçük firmaların mekanlarının tasarlanması için iç mimarlarla çalışmaları zaten var olan bir ortaklıktı. Artık mimarlar ofislerin sadece mekansal planlamalarını değil, çalışma alanlarının ruhunu ve atmosferini de tasarlıyor. Biz Derin Design olarak mimarların ve iç mimarların bu kurgulamalarında, onlara mobilya tasarımı ve üretimi konusunda çözüm ortağı oluyoruz. Derin koleksiyonundan alternatifler sunuyoruz ya da belirli bir proje için tasarladıkları sabit ve hareketli özel mobilya üretimlerini yapıyoruz.

Kaynak: Hürriyet Emlak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir