Nükleer santral yasası, protestolar eşliğinde görüşülmeye başlandı. Nükleer karşıtları: Hem tehlikeli hem de maliyeti devlete ve vatandaşa yüklenecek. Hükümet: Çernobil dışında kayda değer kaza yaşanmadı.

Nükleer santral yasasının TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri, dün protesto gösterileriyle başladı. Hükümet yasaya dayanarak 2010 ve 2020 yılları arasında 5 bin megavat kurulu gücünde üç adet nükleer santral yapmayı hedefliyor.

Hükümet, eski cumhurbaşkanı Sezer tarafından üç maddesi veto edilen yasada seçim öncesi, gerekli düzeltmeleri yapmıştı. Yasa bu dönem TBMM Sanayi Komisyonu’nda tekrar görüşülürken vetolu maddeler dışında çok sayıda maddede değişiklik yapıldı.

Buna göre yasanın yürürlüğe girmesini izleyen bir ay içinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) nükleer santral kuracak şirketlerde aranacak kriterleri yayınlayacak. Şirketin seçimi, Türkiye Elektrik Ticareti A.Ş. (TETAŞ) tarafından klasik ihale yerine ‘yarışma’ yöntemiyle yapılacak. Son karar Bakanlar Kurulu onayıyla verilecek.

Teşvik amacıyla santral arazisi bedava verilecek. Yapımcı şirkete TETAŞ 15 yıl süreyle elektrik alım garantisi de sağlayacak.

Atıkların imhası ve ömrü biten santralın sökümü için ‘İşletmeden Çıkarma Hesabı-İÇH’ ve ‘Ulusal Radyoaktif Atık Hesabı-URAH’ açılacak. Şirketten üretilen elektriğin kilovat saati başına 0.15’şer cent para kesilecek. İÇH’de biriken para, söküm masraflarını karşılamaya yetmezse, Hazine, fonda biriken paranın yüzde 25’i kadar katkıda bulunacak. O da yetmezse, kalan tutar ilgili şirket tarafından karşılanacak. Ancak şirket, bu hesaplara aktardığı 0.15’er centlik paraları, sattığı elektriğin fiyatlarına yansıtabilecek.

Kamer Genç salondan atılacaktı

TBMM’deki görüşmeler sırasında CHP’liler “Nükleer teknolojinin geliştirilmesi düzenlenmeden dışa bağımlı nükleer santral kurulması yanlış. Yasayla şirketler öyle üşüşecek ki ülkeyi küçük nükleer santral çöplüğü yapacaksınız” diye eleştirdi. Görüşmeye içtüzükle ilgili itirazda bulunan bağımsız milletvekili Kamer Genç ise başkanlık eden Eyüp Cenap Gülpınar tarafından salondan çıkartılmak istendi. Genç, söz almaktan vazgeçince görüşmelere devam edilebildi.

NEDEN NÜKLEER ENERJİ?

Nükleer karşıtları: Ülkemizin yakın gelecekte bir enerji kriziyle karşı karşıya kalmaması için yapımı 10-15 yıl sürecek, kurulum ve işletim maliyeti yüksek, söküm maliyeti daha da yüksek, pahalı, tehlikeli, dünyada atık sorunu henüz çözülememiş nükleer enerji santralı yerine; yenilenebilir ve yerli kaynaklarına neden öncelik verilmiyor?

Hükümet: Yenilenebilir enerjiyle doğalgaz ve ithal kömüre dayalı santrallarda sürekli elektrik üretilememesi nedeniyle, kesintisiz elektrik üretimine imkân veren nükleer santral ‘baz etki’ yapacak ve elektrik üretimimizi sürekli belli bir noktada sabit tutacak. Örneğin, Türkiye’nin şu an toplam elektrik kurulu gücü 40 bin 500 megavat olmasına rağmen, elektrik tüketiminin tepe yaptığı saatlerde bunun ancak 29 bin MW’lık bölümü kullanılabiliyor.

Bu yıl 188 milyar kilovat saat (kWh) olması beklenen elektrik tüketimi 2010 ve 2020 yıllarında yüksek senaryoya göre 242 milyar kWh ve 499 milyar kWh’e, düşük senaryoda ise 216 milyar ve 406 milyar kWh’e ulaşacak. 2020 yılına kadar yüksek senaryoya göre yaklaşık 55 bin 500 MW’lık, düşük senaryoya göre 39 bin 500 MW’lık yeni yatırım gerekiyor. Bugün itibariyle kurulu gücümüz 40 bin 500 MW düzeyindedir. Öncelikle yerli kaynaklarımızın tam olarak değerlendirilmesi hedeflenmekle birlikte 2010-2020 arası dönemde yaklaşık 5000 MW kapasiteye karşılık gelen üç adet nükleer santralın devreye alınması gerekiyor.

HALEN DÜNYADA NÜKLEER SANTRALLARLA İLGİLİ DURUM NE?

Nükleer karşıtları: Nükleer enerji santralı sonlu yakıtlıdır; finansman, yatırım, işletim, söküm, atık maliyetleri açısından en pahalı; ekolojik dengeyi bozma, üretim güvenliği, kaza riski açısından en tehlikelisidir. Dünyada nükleer endüstri dibe vurmuştur.

Hükümet: Dünya Nükleer Birliği’nin (World Nuclear Associaton) verilerine göre, dünyada şu an 139 nükleer santral faaliyette, 33 santral yapım aşamasında. Yapımı süren santrallardan yedisi Rusya’da, altısı Hindistan’da, beşi Çin’de yer alıyor. Yapımı süren diğer santralların ikişer tanesi Kanada, Japonya, Güney Kore, Slovakya’da, birer tanesi de Arjantin, Finlandiya, Fransa, İran ve Pakistan’da.

KAZA OLURSA MADDİ ZARAR NASIL KARŞILANACAK?

Nükleer karşıtları: Yasada, bir kaza olması durumunda zararın tazmini ‘Paris Sözleşmesi’ne bağlanıyor. Paris Sözleşmesi bu yükümlülüğü 700 milyon avro olarak belirtiyor, devletin yükümlülüğü ise 500 milyon avrodur. Çernobil kazasının ekonomik boyutunun yaklaşık 300 milyar avroya dayandığı dikkate alınırsa, şirketlerin zararın giderilmesinde yükümlülüklerinin Paris Sözleşmesi ile sınırlandırılması ‘devede kulak’tır.

Hükümet: Dünyada felaket boyutunda nükleer kaza sadece Çernobil’de yaşandı. Geri kalan santrallarda ‘kayda değer’ hiçbir kaza söz konusu olmadı.

BİRİKEN NÜKLEER ATIKLAR NASIL BERTARAF EDİLECEK?

Nükleer karşıtları: Nükleer santralların atık sorunu yeryüzünde henüz ‘çözülememiştir’ ve pahalıdır.

Hükümet: Nükleer atıkların dünyada alıcıları var. Başta Almanya olmak üzere bazı ülkelerdeki şirketler, nükleer santralların atıklarına müşteri olmaktadır.

ÖMRÜ BİTEN SANTRALIN SÖKÜM MALİYETİ NE OLACAK?

Nükleer karşıtları: Nükleer santralların sökümü bazen yapım maliyetini dahi aşmaktadır. Santralın söküm maliyetine Hazine’nin katkı zorunluluğu getirilmesi ve şirketin, bu amaçla oluşturulacak fona aktaracağı paranın elektrik fiyatlarına yansıtılması, pahalı nükleer enerji maliyetinin ‘halkın sırtına’ yüklenmesi anlamına geliyor.

Hükümet: Yasada Hazine’nin söküm masraflarıyla ilgili sorumluluğu, bunun için oluşturulacak fonda biriken paranın yüzde 25’iyle sınırlı olacak. Fonda biriken para ve Hazine’nin bu konuda yaptığı katkı eğer ortaya çıkan masrafları karşılamaya yetmezse, kalan miktarı ilgili şirket üstlenecek.

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir