Peki Mustafa Sarıgül, madem bu restoranlara içki ruhsatı verilmeyecekti neden bizzat kendi teşvikinizle Nişantaşı’nın ortasında neredeyse kaçak inşaatı andıran devasa ve mimari açıdan da estetik olmayan bir bina dikilmesine, oraya bir sürü insanın yatırım yapmasına vesile oldunuz sonra da onların üzerinde mühür kılıcı sallandırılmasına ses çıkarmadınız?
Nişantaşı gibi bir semte alışveriş merkezi inşa etme sonradan görmeliğine sizin gibi Nişantaşı âşığı bir başkan bizzat neden izin verdi? Sizin gibi bir başkan zaten kaos olmuş Nişantaşı’nda trafiği bir de alışveriş merkezinin kördüğüme çevireceğini hesaplayamadı mı? Bu öngörüsüzlükten uzaksanız neden belediye başkanlığı yapıyorsunuz, bunu biliyorsanız neden izin verdiniz City’s’e? Her şeyi bırakın, alışveriş ve yeme-içmenin sokaktan yürüdüğü bir semtin dokusuna aykırı değil mi Nişantaşı’nda alışveriş merkezi?
Neden bu kötülüğü yaptınız?
Yoksa siz aslında İstanbul’u ve Nişantaşı’nı hiç sevmiyor musunuz? Alışveriş merkezi gericiliktir, taşraya özgüdür. Dünyanın önemli caddelerinin hiçbirinde alışveriş merkezi bulamazsınız. Alışveriş merkezleri şehir merkezlerine ulaşımı kısıtlı olan insanlara istediklerini bir paket halinde bulsunlar diye tasarlanmış “sıkıştırılmış alanlar”dır…
Bunu da mı bilmiyorsunuz Sayın Sarıgül?
Ritz-Carlton binası İstanbul için nasıl bir utanç kaynağıysa, City’s de Nişantaşı için aynı utanç abidesidir. Tarih Bedrettin Dalan’ı Gökkafes için, Sarıgül’ü de City’s için asla ve asla affetmeyecektir. Bu böyle biline…
Halbuki Sarıgül o çok değerli alana park yapsa, hem Nişantaşı’nın zenginliği tescillenmiş olacak, en pahalı en boş kullanılarak semtin havasına hava katacak hem de ticari ilişkilere teslim olmayan bir başkan olarak tarihe geçecekti…
Kaynak: Akşam


