Oda MYK’nun bilişim sistemi ile ilgili gizli operasyonunun durdurulmasını, sürecin demokratik ortamlarda ve ilgili komitelerde tartışılarak Odamızın geleceğine hep birlikte sahip çıkılmasını talep etmekteyiz.
1. MYK gizli bir operasyonla Oda bilişim altyapısına müdahale etmiştir.
TMMOB Mimarlar Odası 40. Dönem Merkez Yönetim Kurulu, 13 Aralık 2007 tarihinde Hatay’da gerçekleşen 37 no’lu toplantısında “Mimarlar Odası’nın tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgisayar programının Oda bünyesinde hazırlanmasına; ilk etapta Doku üye programının kapsamındaki alanların Ocak 2008 tarihinde açılmasına…” karar vermiştir (Karar No: 2007/37/8). MYK bu kararı ile, Mimarlar Odası bünyesinde on altı yıldır başarı ile uygulanan Doku Üye Takip Programı’nın kaldırılmasına karar vermiştir. Bu kararla birlikte, birçok kişinin kollektif emeği ile geliştirilen E-Oda projesi ve bu kapsamda yapılmış ve geliştirilmekte olan başta Özgeçmiş (CV) ve SMG Takip Sistemi olmak üzere tüm çalışmalar iptal edilmiş olacaktır. Bu karar, Oda Birimleri’nin, Bilişim Komitesi’nin ve 17 yıldır Oda Üye Takip Programı’nı yazan üyemizin bilgisi dışında alınmıştır. Daha da vahim olarak, söz konusu karar tarihinden 3-4 ay önce başlatılan yeni çalışma, özellikle gizlenmiş ve gizli bir operasyon ile uygulamaya konulmuştur.
Alınan karar yanıltıcı ifadeler içermektedir.
“Mimarlar Odası’nın tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgisayar programının Oda bünyesinde hazırlanmasına;” ifadesi göz boyayıcı bir ifade olup, gerçekçi değildir. Belli ki Yönetim Kurulu, Oda’nın “tüm ihtiyaçlarını” bilmediği gibi, bu ihtiyaçların teknik süreçleri konusunda da bilgi sahibi değildir. Kararda yer alan “Oda bünyesinde hazırlanmasına” ifadesi de yanıltıcı bir ifadedir. Bu güne kadar bütün E-Oda projesi ve bilişim çalışmaları zaten Oda bünyesinde yapılmıştır. Bu çalışmalar çeşitli şubelerden katılan üyelerle oluşturulmuş Bilişim Komitesi tarafından planlanmakta ve denetlenmekte idi. Yazılım çalışmaları bu komitenin denetiminde yirmi senedir profesyonel programcılık yapan bir mimar tarafından düşük bedellerle ve çoğu zaman bedelsiz yürütülüyordu. Yine Oda bünyesinde bilişim alanında görevli teknik personel, Bilişim Komitesi denetiminde ve yönlendirmesinde donanım ve yazılım çalışmalarını yürütüyordu.
Karar alınırken meşru Oda kanalları (Bilişim Komitesi) dışlanmıştır.
Bilişim Komitesi’nin kurumsallaşmanın geliştirilmesi için komitenin, Mesleki Bilimsel Çalışma Kurulu haline getirilmesi ve tüm şubelerden katılımın sağlanması isteği de yönetim tarafından gereksiz görülüp değerlendirmeye bile alınmamıştır. Böylece bilişim alanında “Oda bünyesinin” kurumsallaştırılması çabası yönetim tarafından kabul görmemiştir. Yönetim, Oda’nın tarihi boyunca içselleştirdiği katılımcı, şeffaf çalışma tarzını reddedip Bilişim Komitesini çalıştırmamış, “Oda bünyesinde, Oda kurullarınca ve Oda üyelerince” denetlenen ve planlanan çalışmalar, bilinçli bir şekilde, Oda birimlerinin denetiminden çıkarılarak yalnızca yönetimin siyasi tercihlerine ve Oda bünyesinde iyi niyetli çalışmalar yapan iki teknik görevlinin inisiyatifine ve insafına bırakılmıştır. Bu durumda Bilişim Komitesi aracılığı ile oluşturulmaya çalışılan bilgi birikimi ve deneyim çöpe atılmış olacak ve yeni birikimlerin oluşması ise mümkün olmayacaktır. Bu iki teknik görevlinin işten ayrılması halinde alınacak yeni görevlilerin hangi niteliklere sahip olacağı da bir soru işaretidir. Yönetim bu kararı ile çalışmayı “Oda bünyesine” taşımayı değil, oda bünyesinde yapılan çalışmaları “Oda bünyesinin dışına” taşımayı hedeflemekte ve örgütü yanıltmaktadır.
2. MYK tarafından getirilen yeni sistem mevcut sistemden hangi noktalarda ayrılmaktadır ?
Sistem hakkında edindiğimiz bilgilere göre, getirilen yeni sistemin eskisinden en önemli farkı, Oda bünyesinde toplanan verilerin tamamen Merkez tarafından denetlenmesini sağlaması Şube ve Temsilciliklerin veri barındırma, depolama ve denetim yetkileri ortadan kaldırması ve birimleri merkezi-baskıcı bir denetim altına almasıdır. Mevcut sistemde uygulanan yöntem, birimlerin kendi üyelerine ait üye, büro tescil ve mesleki denetim bilgilerini birim bilgisayarlarında depolayıp kullanmalarını olanaklı kılıyordu. Bunun dışında söz konusu bilgiler merkezin veri bankasına da günübirlik yada istenildiği an aktarılabiliyordu. Üzerinde çalışılan son versiyonda anlık veri aktarımı da mümkün hale gelecekti. Mevcut sistemin zikredilen özelliği sayesinde Merkez ile bağlantı olmasa bile birimler günlük çalışmalarını sorunsuz sürdürebiliyordu. Merkez Yönetim Kurulu tarafından gizlice programlanan yeni sistemde ise bilgiler birim bilgisayarlarında değil, doğrudan Merkez’in bilgisayarında depolanacaktır. Bu durumda Merkez ile ağ bağlantılarının herhangi bir nedenle kesilmesi durumunda birimler üyelik hizmetleri veremeyecek ve kendi üyelik bilgilerine ulaşamayacaktır. Sadece bu sakıncayı önlemek bile önemli sorunlara neden olacaktır.
3. Birimlerin kendi işlemleri ve bütçeleri üzerinde tasarruf yetkisinin yok edilmesi hedeflenmiştir.
Bütün bunların yanı sıra önerilen sistemde verilere ulaşım ancak Genel Merkezin vereceği yetkilendirmeler yoluyla olanaklı olacak, birimlerin yetkileri her alanda doğrudan Merkez tarafından kısıtlanabilecektir. Ayrıca Merkez söz konusu yetkileri dilediği üçüncü bireylere keyfi olarak, Şubelerin bilgisi dışında, kullandırabilecektir. Yeni sistem birimlerin bütçe ve mali hareketlerinin Merkez tarafından anlık olarak izlenmesine ve anlık olarak müdahale edilebilmesine olanak vermektedir. Bu durumda, şube ve birimlerin, programa aldıkları etkinlikleri için akçalı kaynak kullanmak, kadro oluşturmak gibi durumlarda vesayet altına alınmaları olanağı gündeme gelmektedir. Önerilen sistemde, herhangi bir siyasi uyumsuzluk halinde, Merkez, kendi verilerine ancak Merkez üzerinden ulaşmak durumunda bırakılan Şubelerin (Merkez tarafından arzu edilmeyen) herhangi bir faaliyetini dilediği biçimde kısıtlama olanağı bulacaktır. Anlatılan durumun açık bir örneğini Büro Tescil belgelerinin Şubeler tarafından değil doğrudan Merkez tarafından verilmesinde görmekteyiz. Bu uygulama, şimdi, yeni sisteme de aktarılacaktır.
4. MYK tarafından önerilen yeni sistemin sıfırdan oluşturularak mal olacağı zaman kaybı dışında Oda bütçesine yüz milyarlarca TL (yüz binlerce YTL) mertebesinde ek bir maddi külfet yüklemesi söz konusudur.
Önerilen sistem mevcut sistemin kurgusal olarak çok gerisindedir. MYK’nın önerdiği sistem E-Oda bünyesinde şimdiye kadar yapılan tüm çalışma ve programları rafa kaldırdığından, ağır ve gereksiz bir maliyet getirecektir. En iyimser tahminle bile, yeni bir sistemin yazılım, donanım, eğitim, test ve diğer dönüşüm maliyetleri yüz milyarlarca TL’lik gereksiz bir yüke, mevcut eğitimli işgücünün elde edilmiş becerilerinin de bir kenara atılmasına yol açacaktır. Gerçek maliyet, halen çalışan bir sistemin gereksiz yere çöpe atılmasının getirdiği israf, kadro maliyeti, büro maliyeti, eğitim maliyeti, iş gücü kaybı, sistem analizi maliyeti, zorunlu yeni donanım maliyeti, güvenlik maliyeti ve diğer dönüşüm maliyeti toplamıdır. Her yeni gelen yönetimin siyasi nedenlerle böylesi keyfi uygulamalar yapması durumunda, bilişim alanında yapılmış olan ve önemli bilimsel emekler verilmiş olan uygulamalar gelişigüzel yok edilmiş olacak, bilim, akıl ve vicdan dışı uygulamaların getirdiği ek maliyetler ise Oda ve üyelerimizin sırtına yük olarak binecektir.
5. Oda Merkez Yönetim Kurulu’nun bilişim darbesinin siyasi boyutu
Getirilen bilişim sistemi merkezi ve otoriter bir yönetim tarzını gündeme getirmektedir. Bilişim Komitesi’ni işlevsizleştirilerek otoriter bir denetim ve kontrol sistemi kuran bu yeni girişim, aynı zamanda Oda içi demokratik teamülleri yok saymakta, katılımcı demokrasiyi rafa kaldırmaktadır. MYK’nın kurduğu otoriter baskıcı sistem, Merkez’in dilediği birimler üzerinde siyasi husumetten kaynaklanan ve benzeri nedenlerle baskı kurmasının yollarını açacak, oluşan siyasi husumet ortamları meslek örgütünün üye çıkarlarını gözetme yeteneğini köreltecektir. MYK’nın bilişim darbesi niteliğindeki kararının alınması sürecinde Bilişim Komitesi’nin devre dışı bırakılması, Şubelerin gelişmeden haberdar edilmemeleri, sürecin gizli bir operasyon ile yürütülmesi, alternatif görüşlerin araştırılıp değerlendirmeye alınmaması oligarşik bir yönetim anlayışını akla getirmektedir.
Sonuç olarak
Oda bilişim sistemi çalışmalarında, tüzük ve yönetmeliklere uygun, Oda’nın demokratik teamülleri ile çelişmeyen yöntemlerin uygulanmasını, Merkez Yönetim Kurulu’nun bilişim sistemi ile ilgili gizli operasyonunun durdurulmasını, surecin demokratik ortamlarda ve komitelerde tartışılarak Odamızın geleceğine hep birlikte sahip çıkılmasını talep etmekteyiz.
Atilla Özkaynakçı, Aydın Ufuk Yücel, Aynur Özen, Aynur Savaş Uluğtuğ, Bahattin Alpaslan, Elif Özdemir, Gürcan Uzuner, Güzin Alpaslan, İlkut Uluğtuğ, Melis Başpınar, Mustafa Sarısakal, Raşit Gökçeli, Salih Şencan, Sema Solaklı, Semra Şenol, Sevil Özgenel, Sultan Pınar, Şinasi Sonuç, Tores Dinçöz, Yalçın Dede
Kaynak: DİMP



2 Yorum
Mustafa Mutlu
Mimarlar Odasında uygulanan plan aslında çok daha derin. Odanın tamamını bir anonim şirkete dönüştürmeye çalışmakta, eğitim pazarlayan, üyelerini özel sektöre pazarlayan, mesleki denetim pazarlayan, küresel sermaye ile uyumlu, dev bir bütçesi olan ve küçük bir grup tarafından yönetilen bir şirket.
Burada gerçekleştirilmek istenen durum sadece bu sistemin muhasebesinin tıpkı bir bankanınki gibi merkezileştirilmek istenmesidir. Bu tarz bir yapılanmanın üye ilişkilerini de değiştireceği ortadadır.
Son seçimlerde mimarlar odası mevcut yönetiminin bu denli saldırgan olmasına bir açıklama yapamamıştım. Ama şimdi taşlar yerine oturmaya başladı.
Buradaki skandal mimarları küreselleşen dünyanın sağmalları haline getirmeyi amaçlayan bu sinsi planın, varlığını, karşı grubu “küreselci olmakla” suçlamaya borçlu olmasıdır.
Tasarımkentin tadını alanların küreselleşmeyi de tatmak isteyecekleri kesindir.
Cemal Kozlu
darbeler süreci devm ediyor demekki, bu zaten yayınlanan “basın açıklması ” muhtırasına dil olarak yansımış. demokratikliği söze geldiğinde kimseye bırakmayıp es kaza başka bir alternatif olarak karşılarına çıktığınızda “demokrasi düşmanı, küresel güçlerin uzantıları” olmaya kadar her türlü edebe aykırı suçlamayı yapanlar meslek odasının meşru organlarını işletmemekte, bu amaçla kurulmuş olan komisyonu es geçmekte, onların varlığını yok saymaktadır. bu demokrasi “filipin tipi demokrasi” bile değildir.
altta imzası olan kişiler yıllardır odaya hizmet eden insanlardır, bunlar bile atlatılıyor ve iradeleri yok sayılıyorsa o meslek odasının “yıpratılmaması gereken” niteliği acaba nasıl birşeydir?
saygınlığı yitirmemek için saygın şeyler yapmak gerekir, böyle ucuzluklar değil.
saygılarımla