Merkez Bankası İstanbul’a taşınmalı mı?

3 Dakika Okuma Süresi

Hemen ‘Başkenti parça parça İstanbul’a taşıyorlar’ türünden büyük komplo teorilerine başvurmak doğru olmaz, ama Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınmasının gerçek nedenlerini anlayabilmiş değilim.

Ben buna benzer bir taşınma hikâyesi yaşadım ve sonunda yanlış çıktı.

Gazetelerin Babıâli’den Güneşli, İkitelli ve Bağcılar’a taşınmasını kastediyorum.

İlk bakışta gerekçe çok sağlamdı: Tirajlar artmıştı, kâğıt ve gazete kamyonları Babıâli’nin daracık sokaklarına giremiyordu. Başka kentlerdeki matbaalara gönderilen kalıplar Cağaloğlu’ndan havaalanına ulaşmakta zorluk çekiyor, uçaklara yetişemiyordu. En iyisi gazeteyi havaalanı yakınında bir yerlere taşımaktı.

1980’lerin başında bu gerekçeler çok haklı görünüyordu. Ne var ki, teknolojik gelişme nedeniyle beş-altı yıl içinde geçerliğini yitirdi. Artık kalıp göndermek için havaalanına gitmek gerekmiyordu. Bir bilgisayarın tuşlarına basarak istediğiniz yere gönderebiliyordunuz sayfaları. Hem de saniyeler içinde.

Bu durumda gazetelerin yazıişlerinin, haber kaynaklarının bulunduğu kent merkezinden varoşlara sürgün gitmesine ihtiyaç kalmamıştı. Yazıişleri ile matbaanın aynı yerde bulunması şart değildi.

Ama kararlar alınmış, arsalar ayrılmıştı bir kere. Teknoloji sorunu çözdüğü halde, büyük göç gerçekleşti. Bazı geri dönüşlere rağmen, tatsız sonuçları hâlâ yaşanmaktadır.

Gazeteler için doğru olan teknolojik değişim, bankalar için haydi haydi doğru. Artık bankalar paraların fiziken depolandığı büyük kasalı binalar değiller. Bankacıların çoğunluğu gün boyu paraya parmaklarını bile sürmüyorlar. Dijital çağda bankalar ve tabii Merkez Bankaları para hakkındaki bilgilerin işlendiği sanal mekânlar.

Bu işlemler bilgisayarlar tarafından yapılıyor.

O kadar ki, banka eşittir bilgisayar diyebiliriz. Ve devam edebiliriz: Yarın bilgisayar çalışmasa banka iş yapabilir mi?

Yabancı bankaların, örneğin Amerikan ve Alman bankalarının, yaptıkları işlemlerin önemli bir kısmını Hindistan gibi uzak ülkelere aktardığını (outsourcing) biliyoruz. Bilgisayar ha Kaliforniya’da olmuş, ha Bombay’da bir şey fark etmiyor.

Yani, bankanın fiziken bulunduğu yer eskisi gibi önemli değil. Bankacılık işlemlerinin önemli bir kısmı bankaya gitmeden bilgisayarlarca yapılıyor. Hem de saniyeler içinde.

Bankanın bulunduğu yer, simgesel olarak önemli belki. Özellikle, bağımsız devlet parasının yöneticisi Merkez Bankası’nın bulunduğu yer.

Bu durumda Türk parasının yöneticisi Merkez Bankası’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’dan başka yere taşınmasına simgesel anlamlar yüklenmesine şaşmamak lazım.

Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a nakli, belirli bir ölçekte başkent naklidir. Hele ortada sağlam bir gerekçe yoksa bu nakil çeşitli sorulara yol açar.

Eski Merkez Bankası başkanlarının bu taşınmaya koro halinde karşı çıkmaları da anlamlıdır.

AKP iktidarının atadığı Merkez Bankası başkanı bile taşınmaya karşıymış. Ama Başbakan Erdoğan, “Bunu yapacağız. İstanbul’da yeri bile belli” diyor.

Yeri bile belli, ama bu taşınmanın belli olmayan yanları varmış gibime geliyor.

Haluk Şahin
Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir