Eryılmaz: Gerilimi Arttırmayın!
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz; Köşkün yakınında yapılan camii inşaatı ile ilgili olarak ilk kez konuştu.”Türkiye, gerilimin sarkancında sallanıp duruyor.”
Bir satranç ustası edası, tavrı, çok bilmişliği, hukuk tanımazlığı ve topluma dayatması ile iktidar ve onun uzantısı yerel iktidarlar adeta cirit atıyor, küçük devletçikler, bağımsız devletçikler tavrıyla toplumun tümünün inançlarını istismar ediyor. Adeta tüm toplumla dalga geçiyor. Toplumun kutsal duygularıyla oynayarak, Türkiye’yi ucu ve ışığı görünmeyen karanlık bir tünele adeta göz göre götürüyor… Türkiye bunu hak etmiyor…
Türkiye Cumhuriyeti’nin bireylerini yurttaştan kula dönüştürme, Türkiye’yi birlikten çözülüşe götürmenin bayraktarlığını yapanların toplumun dini alanlarını bir tür ‘gasp” etmeleri bir yandan aczin bir yandan inançların ardına saklanmanın kendisinden başka bir şey değildir…

Köşke cami yapmak, köşke her türden kendi bayraklarını dikmek isteyen iflah olmaz, dayatmacı iktidarın ve ona kur yapan Büyükşehir Belediyesi’nin keyfiliğin şahikasında dolandığı yeni ama bildik öğelere süslü tüm toplumu sessizleştirip, hukuk dışı yöntemlerle bir tür meydan okumadır… Mütedeyyin insanların duygularıyla bu kadar pervasızca oynayan eşi benzeri görülmemiş bir iktidar ile ona yaranma derdiyle hukuku bir kenara iten Büyükşehir Belediyesi… Evet ol hakikat budur!
Herkes her şeyden evvel şunu bilmelidir; Çankaya Belediyesi, Çankaya sınırları içerisindeki başta camiler olmak üzere tüm ibadet yerlerini periyodik olarak temizleyen ve bunun istismarını yapmayan, bunun gölgesine sığınmayan laik ve Cumhuriyetçi ideallere bağlı ama halkın dini duygularıyla barışık bir belediyedir… Herkes her şeyden evvel şunu bilmelidir ki; o bölgedeki yoğunluk dikkate alınarak oranın camii olarak 1/1000’lik imar planını 3 Aralık 2004 tarihinde kendi meclisinden geçiren belediye Çankaya Belediyesi’dir. Yani orayı camii alanı olarak tercih ve tescil eden belediye gururla söylemeliyiz ki Çankaya Belediyesi’dir… Büyükşehir Belediye Meclisi de bu kararımızı 18 Şubat 2007’de onaylamıştır. Ama dini yerleri her türden rant, ticari kaygı ve öğelerden uzak tutma anlayışımızla inşaat alanı 3180 m2 olan bu alan gel zaman git zaman Büyükşehir Belediyesi tarafından tekrar ele alınarak bozulmaya, istismara, yozlaşmaya uğratılmış, bizim onayladığımız plan Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 16 Mart 2007 tarihli kararıyla, el çabukluğu marifeti hesabıyla baştan aşağıya değiştirilmiştir… Büyükşehir Belediyesi yeni kararla emsali 1 olan bu alanda emsali serbest bırakmış, dahası bodrum katlarını inşaat yoğunluğu içine katmayarak inşaat alanını iki katına çıkarmıştır… Belediyemiz onayından geçmeyen bu planı Büyükşehir Belediyesi’nin ruhsatlandırmasındaki keyfiliğin ve şımarıklığın aslında hukuka karşı bir meydan okuma olması ve bunun iktidar ve onun yerel uzantısı Gökçek tarafından alışkanlık haline getirilmesi ne hazindir… Altınını çizerek belirtmek durumundayız; bu camiye ilişkin bütün ruhsat yangından mal kaçırırcasına ve çabukluğuyla Büyükşehir Belediyesi tarafından verilmiştir. Üstelik ruhsat verme işlemi mevcut yasalara aykırı ve görevi kötüye kullanarak hukuk dışı bir biçimde tahsis edilmiştir. Şimdi Gökçek bir kez daha suçüstü yakalanmıştır.
28 Şubat sürecinin simgesi bir durumla Türkiye’yi yeniden karşı karşıya bırakmak akıl karı değildir… Bu toplumun kutsalları hepimizindir. Kimse kendisini inançların sahibi görerek onun uzantısı ve hamisi gibi görme yanılgısına düşmesin… Bölgedeki insan yoğunluğu düşünüldüğünde bizim yaptığımız ilk planın ideal olduğu aşikardır. Hal böyleyken camii yolu ile insanların inanç alanını parsellemek ve bunu göstere göstere yaparak hukuk dışını bir kaçış ve çatışma alanı olarak seçmek kimseye bir şey kazandırmaz… Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin 16 ocak 2008 gün ve 2007 / 526 sayılı kararı ile Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 16 mart 2007 tarihli ve 829 sayılı kararı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bizim Büyükşehir Belediyesi ile ortak aldığımız hukuksal bütün kurallara uyan insanların her türden ibadet ihtiyacını rahat rahat karşılayan bir planı sırf rant uğruna reddetmek niye? Sırf insanların inançlarını sömürmek için reddetmek niye?
Meşruiyet zemininden kaçan iktidara ve yanar döner Melih GÖKÇEK ‘ e diyoruz ki; hukuka saldırmayın ve hukuka rağmen iş yapma nobranlığına düşmeyin. Unutmayın ki hukuk birgün herkese lazım olur…
İktidar ve onun Ankara’daki hık deyicisi Gökçek inançlı insanlarımızın akılsız simsarları, bizlerse inançlı insanlarımızın gerçek dostlarıyız.
Kaynak: flashgazetesi.com



1 Yorum
Hayati Binler
Yayın ilkeleri yönünden sanırım bir sıkıntı var bu haberde. Haberin başlığına bakılırsa Köşkün yanına cami yapmak kötü bir şey olarak anlaşılıyor. Haberin kendisi okunduğunda zaten cami olarak ilçe belediyesi tarafından onaylanan bir iman planı olduğu, ancak büyükşehir’in sonradan emsali artırdığından bahisle dini duygularla oynanmasın deniyor. Bilemiyorum, yeni imarla ticaret de mi verilmiş, acaba bundan mı yakınılıyor? Bu belirsiz.
Bakın, ayrıca bu haberin veriliş şeklinin yanlışlıklarından biri de sanki Köşkün yakınına yeni alınan bir kararla cami yapıldığı anlaşılıyor. Halbuki bu cami Sayın Demirel’in devamlı gittiği eskiden beri kullanılan meşhur Çankaya Camiidir (Farabi Sokak diye bilinir ama aslında Bükreş Sokağa cephelidir.)
Bir diğer üçüncü yanlış algılama da şu: Köşkün yanına da içine de cami yapılsa ne olur? Ecdadımız kentleri oluştururken en önce merkeze camiyi koymadı mı? Etrafına külliyesini inşa etmedi mi? Devlet adamları başta padişah ve ekibi her vakit camiye cemaate katılmadı mı? Bizler kimin torunlarıyız. Kültürümüz aynı değil mi? Halkın % 99,9’u müslüman değil mi? Caminin kime ne zararı var? Avrupa’da kiliseler bomboşken kimse bir şey demiyor da, memlekette cuma günü camide yer bulunmayıp millet caddede namaz kılarken niçin cami ihtiyacından söz edilmiyor? Bu anlayışta bir çarpıklık var…