Konyaaltı Sahili

3 Dakika Okuma Süresi

Dünyanın en güzel sahillerinden biridir Konyaaltı. Eskiler iyi bilir. Hatta bilmeyenler bile sevgili Hüseyin Çimrin’in yazılarından okumuş, zaman zamanda gün batımında seyretmeye gitmiştir bu eşsiz güzelliği.

Varyanttan deliktaşa kadar olan bölgede, Antalyalı üst düzey ailelerin, belediye tarafından kurulan tahta obalarda kaldığı Konyaaltı, deliktaştan sonra ise alt gelir düzeyli ailenin hasırdan kendi olanakları ile kurduğu obalarda yazladığı Arapsuyu ismi ile bilinir. Güneşte turkuaz renkli, ay ışığında ise yakomozları ile bir harikadır bu kıyı bandı.

Geçmiş zamanlar da sadece kent merkezinde yaşayanlar yaylaya çıkma yerine buralarda yazlardı.

Yıllardır hazine arazisi olan bu kıyı bandı, belediye tarafından maliyeden kiralanarak, halka kiralanırdı bir yaz boyunca.

Şimdilerde ise rant kapısına dönüştü buralar. Tabiri caizse eski ismi Arapsuyu kıyı bandı için belediyeler arasında kıyametler kopuyor.

Geçmişin Konyaaltısı şimdinin sosyetik ismi ile Beach Park yapılırken bile yine aynı kıyametler bu sefer sivil toplum örgütlerince koparılmıştı. Antalyalının vazgeçilmezi olan bu yer yapıldı da kötü mü oldu? Kötü mü oldu plaj tesisleri, restaurantları, cafeleri, eğlence ve dinlence yerleri ile beach park.

Nedir şimdi durup dururken Arapsuyu plaj kaosu. Kıyı kanununa göre de halkın kullanımına açık bir alan aynen Konyaaltı ve Lara plajları gibi geçmişte düzenlendi ve de tabii ki sosyal donatı alanları ile halka sunuldu.

Halk burada oy verdiği belediyelerden seçim hizmet vaadlerinin uygulamasını bekledi ve de aldı. Tuvaleti, soyunma, giyinme, duş kabini, yiyecek içecek üniteleri ile kazandığı modern yaşam şekli ile sahiplendi. Hatta unutulan mavi bayrak plaj standarı içinde ki bedensel özürlü araba rampa ve tuvaletlerine bile söke söke aldı.

Şimdi diyorsunuz ki ufacıcık bir sebebten toplumu huzursuz edeceğiz. Edin bakalım. Göreceksiniz halk zamanı gelince bunu da değerlendirecek ne haklının ne de haksızın yanında, sadece ve sadece mazlumun yanında yer alacaktır.

Kış kabusu ve kış uykusu

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çözmesi gereken iki acil sektör sorunu var.

Birincisi, kış sezonu nedeni ile işsiz kalacak 150 bin kişiye yakın personelin sonunun ne olacağı.

İkincisi ise müzik eserleri telif yasasının usturubunun ayarı.

İlk sorun kapanan ve de personel indirimine giden tesisler yüzünden işsiz kalacak 150 bine yakın kalifiye elemanın dolayısı ile 300-400 bin kişilik aile bireylerinin sorunu. Acil, alelacele çıkartılan işsizlik sigortasında yapılacak bir iki küçük değişiklik ile bu insanlara biriken işsizlik fonundaki bütçeden, işsiz kaldığı kısa süre için aylık ödemeler yaparak mağduriyetlerini ortadan kaldırmaktır. Bu uygulama bir an önce yapılmalıdır.

İkinci sorun ise otellerdeki müzik yayınlarının yeni sezonda bu uygulama ile susturulmasıdır. Buna kimin hakkı vardır. Geçmiş Kültür ve Turizm Bakanı avukatın çıkardığı, hak üstüne hak verilerek iki üç meslek birliğinin iki dudağı arasında turizm sektörün teslim edilmesi, resmen altın yumurtlıyan tavuğun kesilmesine benzemektedir.

Kış kabusundan çıkmanın tek yolu kış uykusuna yatan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sektörden atılacak bir çığlık ve bir çimdikle kış uykusundan uyanmasıdır.

Turgay Alp
Kaynak: Akşam

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir