Kentsel dönüşüm savaşları

5 Dakika Okuma Süresi

Çevik kuvvet ekipleri günlerce giriş çıkışları panzerler ve barikatlarla kapatıyor. Aralarında 18 yaşın altındakilerin de bulunduğu 12 kişi gözaltına alıyor. 17 yaşında bir kız çocuğu, kendisine bir polis copundan hatıra kalan 9 dikişiyle yatağında yatıyor. Evinin balkonunda akşam yemeğini yerken kafasında gaz bombası patladığı için genç bir adam komada yaşam mücadelesi veriyor. Aynı korkunun okula göndermediği çocuklar, sokaklarda topla değil kendilerine akşamdan atılmış gaz bombalarının kovanlarıyla oynarken, mahallenin üstünde gezen helikopterlere bakarak kendilerini, haberlerde izledikleri kara harekatının içinde sanıyorlar. Ve bütün bunlar İstanbul Maltepe’nin Başıbüyük Mahallesi’nde, TOKİ, ellerinde tapuları ve vergi makbuzları olan mahalle sakinlerini kolayca evinden çıkartabilsin diye yaşanıyor.

TOKİ RİCA EDİYOR

Ellerinde tapularıyla isyan eden insanların evlerini ‘gecekondu’ olduğu gerekçesiyle yıkmak isteyen TOKİ, mahallelinin açtığı itiraz davaların henüz yargı aşamasında olmasına ve söz konusu arazinin kaygan yapıya sahip bir bataklık olmasına rağmen bir gecede şantiye ‘kondurdu’. Doğalgaz, elektrik, su, kanalizasyon hizmeti alan ve daha bir ay önce bütün sokak tabelaları belediye tarafından yenilenen Başıbüyük Mahallesi, şimdilerde gecekondu bölgesi olduğu gerekçesiyle yıkılmak isteniyor. TOKİ, polis copları ve gaz bombaları eşliğinde mahalleliden evlerini terk etmesini ‘rica ediyor’.

YASAL İŞLEMLERDE İNCE KIVIRMALAR

Mahalle sakininin en az 30 yıllık olduğunu söyleyen Başıbüyük mahallesi Tabiat ve Çevreyi Koruma Derneği Başkanı Adem Kaya, yaşanan süreci şöyle anlatıyor: “TOKİ burayı mesken olarak değil, enkaz bölgesi olarak gösterdi. 400 dönüm arazide hiç gecekondu olmadığını söylüyor hatta daha sonra evrak üzerinde bu rakamı 900 dönüme çıkarttı. Haberlerde burada sadece 19 gecekondunun yıkılacağı söyleniyor ama bu yanlış; proje 1762 konutu kapsıyor. İnsanlar birleşmesinler diye önce tapusuzları, sonra tapu tahsis belgelileri daha sonra da tapu sahiplerini evlerinden çıkartacaklar. Sonra da bize yaptıkları konutlardan daireler verecekler ama burayı ‘enkaz bölgesi’ olarak gösterdikleri için bizim evlerimiz çok ucuza gidiyor ve biz geri kalan ömrümüzü TOKİ’ye borç ödeyerek geçirmek zorunda kalacağız.”

‘MÜLK ADALETİN TEMELİ OLDU’

Mahallelerini kuşatan çevik kuvvet ekibini göstererek “Biz Filistin olduk, bunlar İsrail oldu” diyerek söze başlayan Lütfi Sel, “ Günlerdir burda polisin şiddet ve tacizlerine mağruz kalıyoruz ve kendimizi ana haber bültenlerinde ‘provokatör’ olarak izleyince daha da şaşırıyoruz çünkü çok belli bir mağduriyetimiz var. Polisler kızlarımıza küfür ediyor, taciz ediyor, çocuk yaşında evlatlarımız cop darbeleriyle eve dönüyor. İlk gün çıkan çatışmada 4. kattaki evinde yemek yiyen Erdal arkadaşımız kafasına isabet eden gaz bombası yüzünden komaya girdi. Suçu evine gitmek olan 17 yaşındaki bir kızımızın kafasında 9 tane dikiş var. Bilerek öncelikle çocukları ve kadınları hedef alarak bizim elimizi kolumuzu bağlıyorlar.” diyor.

‘50’Sİ TAYYİP ZAMANINDA YAPILDI’

Başıbüyük Mahallesi’ndeki evlerin meşruluğunu kazanma ve kaybetme sürecini anlatan Necmettin Altay, “Buraların yüzde 50’si Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde tamamlandı. Tayyip Bey’in emriyle Maltepe Merkez Cami’sine 5 ton demir bağışladık ve son tuğlalarımızı bu şekilde koymamıza izin verdiler. Bize ‘burada yıkım olmayacak’ denmişti. Biz gerekli işlemleri yaptık, vergilerimizi verdik, devlet buraya su, elektrik, doğalgaz getirdi. Madem buralar kaçaktı, yıkılacaktı o zaman neden biz bu hizmetleri aldık. Başbakan burdan oy almak için onay verdiği evlerimizi şimdi TOKİ’ye gözğnü kırpmadan peşkeş çekiyor. AKP’ye genel seçimlerde bu mahalleden yüzde 72 oy çıktı, ama çok pişmanız ve yapılacak yerel seçimlerde buradan AKP’ye tek bir oy bile çıkmayacağını duyuruyoruz.”diyerek kendilerini evsiz bırakmaya uğraşan yetkililere ateş püskürüyor.”

Uras’tan Başıbüyüklülere söz

ÖDP Genel Başkanı ve Milletvekili Ufuk Uras, Kentsel Dönüşüm projesi kapsamında yıkım tehtidiyle yaşayan Başıbüyük halkını ziyaret ederek sorunlarını dinledi. Uras, konuyu Meclis gündemine taşıyacağı sözünü verdi. Toplantıya ÖDP İstanbul İl Başkanı Sinan Tutal’da katıldı. Uras “Tereciye tere satmaya gerek yok. Hepimiz kentsel dönüşüm projelerinin kimler tarafından hazırlandığını biliyoruz. 5 yıldızlı otellerde hazırlanan bir projedir Kentsel Dönüşüm projesi. Buralarda yaşayan, buralarda hayatı kuran kadınların gençlerin nasıl bir yaşam istediklerini ancak sizler bilebilirsiniz. Hiçbir yetkili beledıye, devlet, emniyet Başıbüyük halkının taleplerini görmezden gelemez” dedi.

Kaynak: Birgün

4 Yorum

  1. ideoloji nedir bilmiyorsunuz

    Bir konuyu anlatırken onun özünü vurgulamak için karşı duracakları öne sürerek konuyu vurgulamanın kimseye faydası olmaz.Bu platformda sadece odacılar yok.Konunuzu yalın bir şekilde anlatın sizin tarafınızda olan veya olmayanda anlasın ve değerlendirsin.
    sadece odacıların karşı durduğunu anlatmaya çabalamak size bir fayda sağlamaz.Hele hele kendilerini eğitici tarafında görenlere hiç yakışık almıyor.
    Ben odacı değilim,ama sizin her konuya yaklaşırken illa odacı demeniz televizyondaki sucuk reklamı gibi bayat kalıyor.

    saygılar ve sevgiler.

  2. Yılmaz Kuyumcu

    Mustafa Bey, odacıların ideolojisinin (hele sol ideoloji hiç değil) olduğunu hiç zannetmiyorum. Eğer mimarlar arasında bir Akpartili çoğunluğu olsaydı bizimkiler çoktan haç yollarına düşmüşlerdi. Siyasi olarak Oda da yönetimde olmaya (nedeni umarım düşündüğüm şey değildir) mecburlar. Bunun için de herşeyi ama herşeyi (seçimlerdeki mesaj sahtekarlığı tüm insaf ve utanmazlık sınırlarını aşarak bunu kanıtlamaktadır) yapmaya hazırlar.
    (Sözlerimin kanıtları var: uyutulan habersiz imza konusu, tasarımkent ve diğerleri…)
    Onun için içinizi rahat tutun ortada bir ideoloji filan yok konformizm var. Selamlar.

  3. Mustafa Mutlu

    Depremini bekleyen bir yerde kentsel dönüşümü istememek için ya bizim odacılar gibi ideolojik açıdan gözü dönmüş olmak lazım, yada 17 Ağustosu yaşamamış…
    Ayda 100-200 ytl’yi herkes ödeyebilir. Ayrıca eğer bu evler tapulu ise zaten arsa değeri fazlasıyla karşılar. Üzerinde anlaşılması gereken şey bu konutların barınma amacıyla mı yoksa bir kira geliri yada bizimkilerin deyimi ile rant için mi yükseldikleri. Bu ikisi arasında eğer toplum olarak ayrım yapabilir, birincisini kutsal bir insan hakkı, ikincisini de bir ticari faaliyet olarak ayrıştırabilirsek sorun çözülür ve geriye biz mimarların TOKİ’ye neden mimarsız kentleşme olamayacağını anlatması kalır. Burada üzerinde durulması gereken şey TOKİ türü site yerleşimlerine çağdaş dünyada yer olmadığıdır. Yani bir site yapacağım diye kültürü, sosyal ilişkileri, estetiği yok sayamazsınız. Bunlar ön plana çıkınca da mevcut kent dokularının (Esenyurtta yada Başıbüyüktekilerin çoğu gibi) iyileştirilmesinde, altyapılarınn güçlendirilmesinde kullanılması çok daha doğrudur. Eğer bu açıdan bakarsak TOKİ kredilerinin, genel kanının aksine kendi yaptığı konutlardan çok ülkemizde nitelikli, üst düzey, mimari üretimleri (odacıların tüyleri diken diken olmuştur şimdi -hadi bağırın ferahlayın-) finanse etmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

  4. pervin sarıoğlu

    kentsel dönüşüm konusu bir uzlaşı alanıdır. bunu polis güçleriyle çözmezsiniz. çözerseniz toplumsal uzlaşı olmaz.
    şikayetleri dinlerken burada yaşayanların ayda 100 ya da 200 YTL lik ödemeyemeyecekleri korkusunun altında yatan derin bir yoksulluk tablosu.

    bu yoksulluk ve geleceğe güvensizlik aşılmadıkça sosyal projelerin hayata geçmesinde ekstar sıkıntılar var demektir. iş ve gelecek güveni de verilmeli. yoksa bahsedilen konut rakamları bugün için fahiş değil ama bunun 10 yıllık geri ödemesinde bile anlaşılamıyor. sebep gelir azlığı. aslında sorunun özü belli. tabi burada ülkedeki genel olarak yoksulluğun çözülmesi tedbirleri alınmadığı için gelir seviyesi yükselmiyor. o zaman da oturanlar değişimi istememeiş oluyorlar. biraz anlaşılması zor, ters bir durum. fakat gerçek bu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir