IHD İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında 14 Aralık’ta “Sulukule Örneğinde Kentsel Dönüşüm Gerçekleri’”paneli düzenledi.
Tarih ve Toplum Enstitüsü’nde gerçekleşen paneli İHD İstanbul Şubesi yönetiminden Hasan Kıvırcık yönetti. Panele mimar ve İnsan Yerleşimleri Başkanı Korhan Gümüş, Sulukule Platformu’na Neşe Ozan ve Hacer Fogo katıldı.
İlk olarak Sulukule’de uygulanmaya başlanan Kentsel Dönüşüm Projesi’ni anlatan Hacer Fogo, yaşanan sürece değindi. Öncelikle bu kararın mahallenin bilgisi dışında alındığını söyleyen Fogo, proje süresince yapılan protokollerde belediyenin Sulukulelileri dinlemediğini ve projenin tamamen bir zorunlu göç teması içerdiğini belirtti. Sulukule’deki yaşamı slaytlarla görselleyen Hacer Fogo mahallede yaşanan fakirliği ama buna karşın yaşanan dayanışmayı anlattı. Sulukule’deki olumsuz sürecin “Hortum Süleyman” ile başladığını, önce eğlence evlerinin kapatıldığını, sonra mahallenin giderek yoksullaştığını, bu yöreyi basında suç merkezi olarak tanıtıldığını, mahallede bakkala gitmek için bile sokağa çıkanlar zührevi hastalıklar hastanesine götürüldüğünü anlattı. Hacer Fogo, bütün bunlara karşı koymaya çalışan Sulukulelilere şimdi de kentsel dönüşüm projesi ile son darbeyi vuruyorlar dedi.
DAYANIŞMAYLA AYAKTA DURUYORLAR
Beş bin kişinin yaşadığı Sulukule’de büyük çoğunluğun Roman olduğunu söyleyen Sulukule Platformu’ndan Neşe Ozan’da, en az on yıldır yaşamlarını mahallede sürdürenlerin tapulu binalarda oturduğuna dikkat çekti. Burası sonuçta hazine arazisi değil, özel mülke konu olan yerlerdir dedi. Sulukule’nin sosyal dokusunu tahlil eden Ozan, aslında derin bir yoksulluk olmasına rağmen komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğu bu mahallede herkes birbiriyle dayanışıyor ve bir çorbasını bile paylaştıkları için açlık ve sefaletin fotoğrafı örtülüyor dedi. Buradaki bakkalların bir liralık peynir iki liralık yağ sattıklarını, hayatın bu küçük adımlarla sürdüğünü, projelerin sonucunda önerilen apartman yaşantısında bu dayanışmanın da kurulamayacağını gören Sulukule’lilerin yapılanlara karşı olduklarını belirtti. Kentsel Dönüşüm Projesi ile kültürel ve tarihsel dokunun zedeleneceğini söyleyen Ozan, Sulukule’den ayrılanların geri döndüğünü, “Evlerini satanlar gittikleri yerlerde yaşayamıyor. Atlarını yine getirip Sulukule’ye bırakıyorlar” diye konuştu.
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROjELERİ KATILIMSIZ
Korhan Gümüş kentsel dönüşüm projelerinin TOKİ tarafından yapılmasını, müteahhitin kamusal projeleri yapmasını eleştirdi ve bu sırada belediye yetkililerinin iddia ettiği gibi bir katılımın olmadığını söyledi. Belediyenin projede kendi bildiğini okuduğunu söyleyen Korhan Gümüş, kamu fikrinin inşasında problem olduğunu, yöneticilerin toplumun ihtiyaçlarını kendilerinin saptayıp kendilerinin olması gerekenlere karar verdikleri bir düzenin sorun teşkil ettiğini vurguladı. Belediyenin sunumlarında gösterdiği toplantılarda aslında hiç kimsenin projeyi desteklemediğini, bazı toplantılarda karşı düşüncelerini bile söyleyenleri sanki belediye ile işbirliği içindeymiş gibi görünüm verildiğini ifade eden Gümüş, AB için gidildiğinde de o platformlarda projenin eleştirildiğini hatırlattı. Belediye ‘Osmanlı sokaklarına benzeyecek, surlara uyumlu olacak’ projeden bahsediyor diyen Gümüş, oysa “surlara uyumlu mimari nedir, ben mimarım böyle bir kavram bilmiyorum” dedi. Diğer taraftan Tarihi Yarımadada arkeolojik kazı yapılmadan inşaat başlamış, bu olamaz, bu kentin altında bir çok uygarlık var, kendi bilginize dayanarak kalıcı yapı yapamazsınız diye sözlerini sürdürdü. Çağımızda sosyal devletin kamusal projelerinin ortadan kalktığını, şimdi mülkiyet üzerinden paylaşılan ve ihale edilen proje dönemine başlandı diye eleştiren Gümüş, kentlerin bu süreçte daha çok kaoslar yaşayacağını belirtti.

KİRACILAR DA HAK SAHİBİ YAPILSINKonuşmacılardan sonra salonda bulunanların söz aldığı bölüme geçildi. Küçükçekmece Ayazma bölgesinden gelen ve “kentsel dönüşüm mağdurları” olduklarını söyleyen grup; kiracı olduklarını, evlerinin bir gece yarısı ansızın yıkıldığını, soğukta açıkta yaşama zorunda bırakıldıklarını, kentsel dönüşümde ev sahiplerine verilen hakların kiracılara da tanınması gerektiğini, bu haklarını almak için bölgeden ayrılmadıklarını anlattılar.
Söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, eskiden çarpık kentleşmeden bahsedilirdi, şimdi kentsel dönüşümden söz ediliyor ama insanlar yine mutsuz, yine çözümler oluşturulamıyor dedi. Barınma hakkı konusunun bundan sonraki süreçte insan hakkı temelinde geliştirilmesinin gerekli olduğunu söyleyen Yoleri, bu konuyla ilgilenen kurum ve kuruluşlarla uygulamanın mağdurlarının buluşması lazım dedi.

Panelin bitiminde konuşmaları toparlayan Hasan Kıvırcık, emeği ile geçinen kesimlerin 1980 sonrası örgütsüz kalması, derinleşen yoksulluğa yıllardır karşı durulamaması sonucunda artık tepkilerin mekana yansıdığını, kent olgusu üzerinden çatışmaların yaşandığını vurguladıktan sonra “esas olarak yoksulluğun kendisinin değiştirilmesi, eşitsizlik üreten sistemin yok edilmesi gerekir” dedi.
mimdap


