Kentsel dönüşüm yıldırdı

7 Dakika Okuma Süresi

Semra Kardeşoğlu

İstanbul’dan göç kararında yüksek kira dışında en büyük neden kentsel dönüşüm. Özellikle Kadıköy, Maltepe gibi ilçelerden sürekli toz, kirli hava, kamyon trafiği, gürültü nedeniyle kent dışına göç sürüyor. İlk adres ise genelde en yakın kentler.

Kentsel dönüşüm yıldırdı
Fotoğraf: AA

 

Deprem riskine karşı en önemli önlem güvenli bina. Ne var ki İstanbul gibi devasa bir kentte binaları güvenli hale getirmek kolay değil. Özellikle rantı yüksek ilçelerde apartmanların bir avuç kalmış bahçeleri yok ediliyor. Yüksek ve biçimsiz binalar hızla yükseliyor. Bu dönüşüm süreci bölgede yaşayanları vuruyor. Gün boyu toz yağmuru, artan gürültü kirliliği, kamyon trafiği ve sonunda nüfusun o bölgelerde hızla yükselmesi. Bu dönüşümden yılmış olanlar da kaçıyor İstanbul’dan ilk adres ise genelde en yakın kentler.

İNSAN İLİŞKİLERİNDEKİ DEĞİŞİM DE KAÇIŞ NEDENİ

Onlardan biri eşi Yasemin Kütük ile birlikte Tekirdağ’ın Lüleburgaz ilçesine göç eden Cihan Kütük. Yıllardır yaşadıkları kentten göç etmelerinin öyküsünü şu sözlerle aktardı: “Eşim, İstanbul Alibeyköy doğumlu. Ben 16 yaşımda üniversite eğitimi için İstanbul’a geldim ve yurtta kaldım. Evlendikten sonra önce Mecidiyeköy sonra Kadıköy’de yaşadık. İnşaat yüksek mühendisiyim. Emekli oldum halen çalışıyorum. Eşim emekli muhasebeci. Yaklaşık iki yıl önce İstanbul’dan göç ettik. Bu kararı vermemizde, özellikle Kadıköy’de devam eden kentsel dönüşüm sürecinin getirdiği gürültü, kirlilik ve düzensizlik etkili oldu. Diğer taraftan yaşadığımız bölgede değişen kentleşme yapısı ve insan ilişkileri de başka bir alternatif yaşam aramamızda önemli bir etkendi. Olası deprem de bir başka neden.

Cihan Kütük çalışmaya devam ettiğini oğlunun üniversite eğitiminin sürdüğünü belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: Hem doğaya yakın hem de şehirde yaşamanın sağladığı rahatlıklara kolay ulaşabileceğimiz bir yer istedik. Bu araştırmalar sonucunda bizim isteklerimizi karşılayan en uygun yerin Lüleburgaz olduğuna karar verdik. Yaklaşık iki yıldır Lüleburgaz’dayız. Şu ana kadar çok doğru bir karar verdiğimizi düşünüyoruz. İlk olarak ulaşım çok rahat. Birçok yere yürüyerek gidilebiliyoruz. Bu nedenle trafik stresi yaşamıyoruz. Alışveriş, sağlık hizmetine ulaşım, doğal gıdaya ulaşım çok daha rahat ve kolay. Bölge insanlarının da bu kolaylığı yaşaması ve trafik stresinin olmaması, insan ilişkilerini de olumlu yönde etkiliyor. Dolayısıyla insanlarla daha yakın ilişkiler kurulabiliyor. Son olarak ihtiyaç duyulması halinde İstanbul’a ulaşım da çok kolay. Artık İstanbul’a gitmemiz gerektiğinde özel aracımızla gitmek yerine toplu ulaşım kullanmayı tercih ediyoruz.

Cihan Kütük ve Yasemin Kütük

YAŞLI BAKIMI İSTANBUL’DA ÇOK DAHA ZOR

İstanbul’dan göç nedenleri arasında ailesinde bakıma muhtaç bir yaşlı ya da engelli bireyin olması da yer alıyor. Keza, sağlık sorunu olmayanı bile hasta eden İstanbul’da engelli veya bakıma muhtaç birinin yaşaması çok kolay değil. Yaşlı bakımına ilişkin hükümetin doğru dürüst bir politikası olmaması ve bakımın aile üyelerine kalması en büyük sıkıntılardan biri. Aileler meseleye kendi imkânları çerçevesinde çözüm bulmaya çalışıyor. O çözümlerden biri görece daha küçük bir kentte, ilçede yaşamak, ailelerin birbirine yakın olması. Bunu tercih edenlerden biri de Cevdet Albayrak. 57 yıldır yaşadığı İstanbul’dan bakıma muhtaç olan annesini de alarak Lüleburgaz’a göç etmiş.

Cevdet Albayrak hikayesini şu sözlerle aktarıyor: Ailem ekonomik nedenlerle ben 2 yaşındayken Yozgat/Boğazlayan’dan İstanbul/Alibeyköy’e göç etmiş. 2002’ye kadar Alibeyköy’de daha sonra, Sultançiftliği ve Gaziosmanpaşa’da yaşadım. Beklenen büyük İstanbul depremi nedeniyle uzunca bir süre önce Lüleburgaz ilçesi radarımızdaydı. Kız kardeşim ve eşi yaklaşık iki yıl önce bu bölgeye yerleşmişti. Sağlık sorunları yaşayan annemin bakımını üstlenmem gerekiyordu. Ona daha sakin, sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği ve bakımın rahat yapılabileceği bir ortam oluşturmak istedim.  Kız kardeşimin oturduğu binada bir daire kiraladık.

Cevdet Albayrak

Peki yıllardır yaşanan bir şehri geride bırakıp gitmek hayatı nasıl etkiliyor?

Cevdet Albayrak, bunu da şu sözlerle aktarıyor: “Eş-dost-arkadaş- komşu ilişkilerinden aile ilişkilerine kadar yaşanacak kısıt, uzun süre yaşadığım şehirde oluşan alışkanlıklar, etkinlikler, zamanın değerlendirilmesi, uyum sağlanıp sağlanamayacağı ciddi riskler olarak karşımızda duruyordu. Ancak öznel durumumuz, bunları tartıya koyacak ve öyle karar verecek bir özelliğe sahip değildi. Geçen iki aylık sürede “iyi ki” diyebileceğimiz olumlu yanlar da var tabii. Bu kısa sürede annemin iki kere acile kaldırılması, 5 günlük hastane yatışı üç muayene kararımızın/tercihimizin yanlış olmadığını gösterdi.”

Öncelikle sağlık alanında yaşadıklarımız bizi olumlu etkiledi. Bunun dışında ve yanında İstanbul ile kıyaslanamayacak bir sakinlik, özellikle yaşadığımız yerin merkezin hemen çeperinde olmasından kaynaklanan yoğunluktan uzak ama ulaşılabilir mesafede olması, yayaya saygılı (çoğunlukla) sürücüler, görece temiz havası, bisiklet yollarının bolluğu, çevre düzenlemesi, resmi kurum çalışanlarının yardımcı olma gayreti, belediyeye ait sanat, kadın, bisiklet ve lezzet akademileri, esnafın samimiyeti ve yaşamak isteyen için sosyal yaşam alanları (en azından benim için yeterli sayılabilecek) kararımızın doğru olduğunu gösteren özellikler.”

Kaynak: TÜİK Nüfus İstatistikleri Portalı

∗∗∗

ÖNCE ANTALYA SONRA AMASYA

Ayşegül Yetim Laçin de kira nedeniyle İstanbul’dan göç edenlerden biri. 33 yaşındaki Laçin yurtdışı merkezli bir şirkette çalışıyor. Eşi ise yazılım mühendisi. Eşiyle birlikte önce Antalya’ya ardından Amasya’ya taşınan Laçin yaşadığı süreci şöyle anlattı: Şartlar çok yıpratıcı gelmeye başlamıştı. Hem maddi hem manevi… Ayrıca Kadıköy’de oturuyorduk ve önümüzdeki 5 yılda burada barınamayacağımız ekonomik olarak neredeyse belli gibiydi. Başka ilçelere göç etmek zorundaydık. İnsan “İstanbul’un çilesini çekiyorum bari oturacağım ilçeyi seçebileyim” diyor. Bu olmayınca benzer standartlarda bir başka şehirde yaşamayı seçtik. Antalya’ya taşındık. Fakat bir süre sonra benzer sorunlar yeniden karşımıza çıktı. Önce Rusya-Ukrayna savaşı sonra Maraş depremi Antalya’ya göçü artırdı. Kiralar astronomik düzeye geldi. Ev sahibimiz bizi evden çıkarmak istedi çünkü bizden astronomik bir kira talep edemeyeceği için bizi çıkartıp yerine kısa süre kalacak bir kiracı arayacaktı. Yargı yoluyla evden çıkartıldık.

Eşim de ben de evden çalışıyoruz. Tekrar kiralık ev aramak yerine memleketimiz Amasya’ya gitmeye karar verdik.  Ev alıp yerleştik. Şimdi mutluyuz.

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir