İnşaat sektörünün ‘partiler üstü bir parti’ olduğunun farkındayım; bunu, bazı yolların ve bazı binaların yapımının asla engellenemeyişinden anlıyorum. Aynı şeyin Kapadokya için de geçerli olduğunu görmek can yakıcı.

Tarihi varlıkların kıymetini bilen bir ülkede yaşasaydım, Kapadokya ile bağımı edebiyat üzerinden kurmayı sürdürecek ve benim için üzüntü kaynağı olan bu tür yazılar yazmak gereğini asla duymayacaktım.

kapadokya.jpg

Bu ülkede inşaat sektörünün “partiler üstü bir parti” olduğunun farkındayım; bunu, bazı yolların ve bazı binaların yapımının asla engellenemeyişinden anlıyorum. Aynı şeyin “tarihi milli park” olsa bile Kapadokya için de geçerli olduğunu görmek çok can yakıcı bir şey. Çünkü adı üstünde: Kapadokya bölgesi Tarihi Milli Park statüsündedir. Böyle bir yer, yasalarla en üst düzeyde korunan bir yer olmak durumundadır.

Oysa durum uzun yıllardır böyle değildir. Kapadokya’da şimdiye kadar, bölge mimarisiyle hiç ilişkisi olmayan yüksek katlı otel binalarının yapımını seyrettik. Nar, Avanos gibi bazı kasabaların, nedeni anlaşılmaz bir biçimde ‘tarihi sit alanı kapsamına alınmadığını,’ üstelik Avanos’un imara açılan bölgelerinin tarihi bölgeyi tehdit etmeye başladığını gördük. Bu da yetmedi, şimdilerde de yol genişletme çalışmalarıyla Kapadokya’nın bitki örtüsüne ve tarihi dokusuna zarar veren çok vahim bir iş yapıldığına tanık olmaktayız.

Bitki örtüsü yok olur

Şu anda Ürgüp-Nevşehir karayolunda bölünmüş yol çalışmaları vardır ve bunun bölgede sakınmamız gereken ağır taşıt trafiğini artıracak, trafiği hızlandıracak ve bitki örtüsünü yok edecek bir eylem olduğu çok açıktır.

Trafik terörü niçin tarihi sit alanının, dünyaca ünlü bir tarihsel bölgenin can damarı olan yerlere giriyor? Bölünmüş yol çalışmalarının getireceği trafik hızının bölgeye yararı nedir? Nevşehir’le Avanos arasında zaten bölünmüş yol vardır ve bu yol Nevşehir’le Kayseri’yi hızlı bir biçimde birbirine bağlamış değil midir?

Bütün bunlar Ürgüp’e çok sayıda turist gelsin diye mi yapılmaktadır? Tarihi sit alanının içinden yüz kilometre hızla geçen otobüslerin göreceği turistik profil ne olabilir? Trafik kazalarının sıklığı mı? Dünyanın neresinde, tarihsel, coğrafi, dinsel, kültürel ve mimari açıdan bu denli tekil, benzersiz bir bölgenin kalbi sorumsuzca deşilebilir? Bölgeye otobüslerin ve diğer büyük araçların girmesi yasak olmalıyken yapılana bir bakın! Kapadokya’da hali hazırdaki asfalt bölgelerde yaya yürüyüş alanlarının yapılmasını beklerken, bisiklet yolları düşlerken, payımıza düşene bir bakın! Nevşehir, Ürgüp ve Avanos üçgeni içinde bırakın yeni yol yapmayı, bazı araçların girmesini men etmek tasarlanmalıyken yapılan şeyin anlamı nedir? Hem, Kapadokya’nın yarı çöl iklimine uyum göstermiş az sayıda ağaç türünden biri olan ve “çalı” olarak da anılan yabani iğde ağaçları neden yok edilmektedir?

Özgün varoluş

Araçların Kapadokya’ya vereceği zarar, hiçbir hava kirliliği ve taşıt sarsıntısı şiddetiyle ölçülemez; Kapadokya’dan geniş yollar geçerse, bölge kendine özgü varoluşunu yitirir; bağlar, bahçeler, eşekle gidilen vadi aralıkları, yürüyüş yolları, doğanın sessizliğini tutkuyla dinleyebilme olanağı kaybolur. Motor sesinden ürken kuşlar görünmez olur, bağlardan geçerken göz göze geldiğiniz tilkiler taşıtların altında ezilir, at arabası tarihe karışır, birbiriyle yarışarak araba kullanan halkımızın hız tutkusu, tarihi panoramayı bir motor sesi parkuruna döndürür, yayalar yollarda yürüyemez olur, gölgelenecek bir dal, kokusuyla mest olunan bir iğde ağacı kalmaz.

Bir bölgenin yerel niteliklerini yok ederek, onu dünyanın herhangi bir yerindeki turistik alana benzetmek, yalnızca kâr hırsına göre hareket etmek demektir. Kapadokya gibi bir değerimiz varken, hırsla ne işimiz var, mutluluk ve kıvançla hareket etmemiz yetmez mi?

Alın işte örneği, yıllar önce, ilk turizm çılgınlığında Kapadokya’da çok katlı otel yapımına izin verenler acaba şimdi ne düşünüyordur?

Bu kararın bölgede ev tipi otelciliğin gelişimini engellediğini fark etmişler midir? Bu otellerin tarihi dokuyu zedelediği yetmezmiş gibi, uzun vadede ekonomik gelişmeyi de bozucu bir etki yarattığını anlamışlar mıdır?

Kleist, “İnsan takılıp düşeceği taşı, içinde taşır” derken bunu kast etmiş olmalıdır.

Kapadokya’da yapılan saçmalıklara artık dur denmelidir. Bir kez olsun, sermaye ve güç sahiplerinin dediği de olmasın! Hiç değilse Türkiye’nin en değerli üçgenlerinden biri olan Ürgüp, Nevşehir ve Avanos arasında hiçbir yeni yol yapımına izin verilmesin, tam tersine varolan yolların çevresine dizi dizi iğde ağaçları dikilsin. Bu yollardan otobüs, kamyon ve TIR gibi araçlar, özel izinle ve belli saatlerde geçsin. Bisiklet ve motosiklet yolları yapılsın, yaya yürüyüşünü özendirecek parkurlar düzenlensin.

Asıl, Büyük Kapadokya’ya bir yol imarı planı yapılsın.

Ihlara Vadisi’den Avanos’a, Nevşehir’den İncesu’ya kadar büyük bir baklava dilimini andıran bu eşsiz toprakların tadını, ona özen göstererek çıkaracağımız unutulmasın.

Görsel Korat
Kaynak: Radikal

5 Comments

  1. Ben 34 yaşındayım 1996 senesinde nevşehir ceza evinde askerlik yaptım izin gunlerimde bir cok yerini gezme fırsatım oldu boyle bi guzellik başka bi yerde yok uzun lafın kısası yetkililerimizden bu guzelliklerin korunmasını istiyorum saygılarımı sunuyorum

  2. ya kapadokya ile ilgili güzel yazılar yazın yanı anlamlı yazılar ve bunları ing. çevirmeme yardım edin Lüffennnnnnnnnnnnnn!!!!!!!!!!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir