TMMOB Jeoloji Odası Mühendisleri İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Teymurtaş ve Yönetmen Ozan Turgut ile “Derin Uğultu”yu konuştuk.

 

 

 

 

 

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) İstanbul Şubesi, Türkiye’deki deprem gerçeğine odaklanan “Derin Uğultu” belgeseli hazırladı. Belgeselde akademisyen, mühendis, mimar, şehir plancısı, siyasetçi, psikolog, sosyolog, ekonomist, iletişim bilimci, müteahhit ve depremzedeler olmak üzere 30’u aşkın kişiyle röportaj yapıldı. “Korku değil gerçek, önlem al hayatta kal” temasıyla hazırlanan belgesel toplumun depremle yüzleşmesini amaçlıyor.

 

TMMOB Jeoloji Odası Mühendisleri İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Teymurtaş ve Belgeselin Yönetmeni Ozan Turgut ile “Derin Uğultu”yu konuştuk. Teymurtaş “Deprem riskinin olduğu yerlere kentsel dönüşüm yapılması gerekirken rantın en yüksek olduğu yerlerde yapılıyor,” derken Turgut “Belediyelerin birinci işi arama kurtarma ekibi kurmak değil, ruhsat verdiği binanın sağlamlığını önemsemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 

“DEPREM, HER MESLEK GRUBUNUN PAYDAŞI OLDUĞU BİR KONU”

 

Belgeselin hazırlık sürecin anlatan Teymurtaş, “Bu iş sadece inşaat ve jeoloji mühendislerinin bir ayağı değil. Bu işin içinde ekonomistler, şehir planlamacıları, sosyologlar, psikologlar ve daha fazlası var. Her meslek grubunun paydaşı olduğu bir konu çünkü. Biz de bunun farkındalık kazanması için bir belgesel film çektik. Depremin yaşandığı illere gittik ve görüntü aldık” dedi. İstanbul’da yıkılacak 50 bin civarı bina olduğundan bahseden Teymurtaş, İzmir depreminde yıkılan 17 binayı örnek göstererek, “İnsanlar bir hafta boyunca o 17 binanın altında mahsur kaldı. Bir sürü arama kurtarma ekibi gitti. Bir binanın başında yüzlerce insan yardım etmeye çalışıyordu ama yine de bir hafta boyunca mahsur kalan insanlar oldu. İstanbul’da yıkılacak 50 bin binayı düşünemiyorum” ifadelerini kullandı.

 

 

“İMAR AFFIYLA SAĞLAM VE RESMİ OLMAYAN BİNALAR RESMİLEŞTİRİLDİ”

 

 

Teymurtaş, “İstanbul’da ’99 depreminden önce yapılan binaların riskli olduğunu düşünüyoruz. ’99 yılındaki depremden sonra yeni yapılan binaların zemin etütleri yeni deprem yönetmeliğine göre yapıldı. O zemin etütlerine göre yapılmışsa önceki binalara göre daha sağlamdır” diyerek ’99 depremi öncesinde yapılan binaların özellikle kontrol edilmesi gerektiğine değindi. Günümüzde kentsel dönüşümün layığıyla yapılmadığından bahseden Teymurtaş, “Deprem riskinin olduğu yerlere kentsel dönüşüm yapılması gerekirken rantın en yüksek olduğu yerlerde yapılıyor. Öncelik her zaman riskli bölgenin olmalı ve oralarda da rant amacı güdülmemeli” dedi. Ardından Türkiye’de neredeyse 7 kez imar affı yapıldığını söyleyen Teymurtaş, “İmar affı kaçak yapılan aykırı binaların ruhsat almasının sağlanmasıdır. Evet binayı ruhsatlandırıyorsunuz ama sağlamlaştıramıyorsunuz. İmar affıyla beraber sağlam ve resmi olmayan binalar resmileştirildi. İnsanların yaşam standartlarının sağlıklı olması için oturdukları binaların sağlam olması gerekir” diyerek imar affını oda olarak desteklemediklerini ve Türkiye için büyük bir risk olduğunu söyledi.

“FAY YASASI BİR AN ÖNCE ÇIKARILMALI”

 

 

İmar affının kesinlikle çıkarılmaması gerektiğine dikkat çeken Teymurtaş, 24 tane ilin fay hatları üzerine kurulduğunu belirterek “Fay hattı üzerindeki şehirleri kastetmiyorum ama fay hattı üzerine kurulan yapıların yıkılması gerekir. Fay hattı üzerine ne kadar sağlam bir bina yaparsanız yapın o bina hareket edecek ve yıkılacaktır. Bu yüzden çok riskli. Fay yasasını bu yüzden savunuyoruz. Bir dönem hem iktidar hem de muhalefet gündeme getirdi ve bir komisyon kuruldu. Fakat orada kaldı ve bir gelişme olmadı” dedi.

 

 

“KÖKLÜ BİR DEĞİŞİME VE EĞİTİME İHTİYAÇ VAR”

 

 

Belgeselin Yönetmeni Ozan Turgut ise Erciş’deki deprem sonrasında arama kurtarma ekibinde bulunduğu dönemden bahsederek başladı konuşmasına: “Anlatması da zor, gördüğünüz görüntülere katlanmak da zor. O görüntüler zihnimizden hiç gitmiyor ve tekrarlanmasını istemiyoruz. Ama ne yazık ki tarihi tekrar tekrar yaşamak zorunda kalıyoruz. Yöneticiler, bu konuyla ilgili karar vericiler henüz depremle ilgili bir adım atmış değiller. Erciş depremi sırasında da o depremde sorumlu kim varsa; belediye başkanından müteahhidine kadar oraya gelmelerini ve o cesetleri o torbalara koymalarını isterdim. O zaman eserleriyle övünebilirlerdi.” Turgut konuşmasına “Köklü bir değişime ve köklü bir eğitime ihtiyaç var ama bunu gençlerimizden bekleme gibi bir şansımız yok. Çünkü şu an bile deprem olabilir. O yüzden şu an bir şeyler yapmamız gerekiyor” diyerek devam etti.  İstanbul’un çok büyük bir şehir olduğuna değinen Turgut, “İstanbul belki ekonomik olarak tüm Türkiye’ye bakabilir fakat tüm Türkiye İstanbul’a bakamaz. Burası mega bir şehir ve artık insanların depremle yüzleşmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 

 

“BELEDİYENİN ÖNCELİĞİ BİNANIN SAĞLAMLIĞI OLMALI”

 

 

Filmi çekerken mutlu ve hevesli olmadığını söyleyen Turgut, “Biz de mutlu, eğlenceli filmler çekmek isteriz ama durum bu maalesef” diye yakındıktan sonra İstanbul’da beklenen depreme değindi. Turgut şunları söyledi: “5 yıl 10 yıl da olsa ‘Daha vaktimiz var’ diye düşünülerek hiçbir şey yapılmayacak. Unutmak bir tercih ve biz unutmayı seçiyoruz. Unuttuğunda her şey farklı olmuyor ve deprem bize kendisini hatırlatıyor” Yasa koyucuların deprem sonrası için arama kurtarma ekipleri kurmasındansa yıkılmayacak bina yapması gerektiğini söyleyen Turgut, “Belediyelerin birinci işi arama kurtarma ekibi kurmak değil, ruhsat verdiği binanın sağlamlığını önemsemesi ve bunlarla övünmesi gerekiyor” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: evrensel.net

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir