‘Gemlik’te deprem bekliyorum’

2 Dakika Okuma Süresi

Prof. Işıkara, camide yaptığı konuşmada “Gemlik ve İzmit Körfezinde deprem riski var” dedi

Türk Kızılayı Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Marmara’da İstanbul’u depremde etkileyecek 2 potansiyel yer bulunduğunu belirterek, “İstanbul’un yaşayacağı deprem, Adaların güney batısında oluşacak” dedi. Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Türk Kızılayı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü “Afet Zararlarını Azaltmada Toplum Liderlerinin Rolü” projesi kapsamında Bolu’da Yıldırım Beyazıd Camii’nde cuma namazı öncesi bir konuşma yaptı. Depremden korunmanın yolları, alınacak tedbirler ve deprem esnasında yapılması gereken çalışmalar hakkında bilgi veren Işıkara, Yalova’da meydana gelen son depremlerin İstanbul’u telaşlandırmış olabileceğini ifade ederek, “Bu gerçeği kabul etmemiz lazım. Marmara’da İstanbul’u etkileyecek iki tane potansiyel yer var. Bunlardan bir tanesi Gemlik Körfezi. Neden? Kuzey Anadolu’nun fay kolunun güney kolu…

En geç 2014’e kadar olur

Güney kolu 1750-1800 yılları arasından beri sessiz. O kolda da deprem olmuş. Yani Geyve, Metece ve İznik, Gemlik çizgisi burası. İkinci nedeni, neden Gemlik? Küçük küçük depremlerin kümelendiği yer büyük bir depremin yeri olabiliyor. İzmit Körfezi böyleydi, küçük küçük depremlerin kümelendiği bir yerdi ve 17 Ağustos depremi orada oldu. Dolayısıyla bu iki neden Gemlik’te potansiyel bir depremin oluş yeri olarak gözüküyor” diye konuştu.

Işıkara, Gemlik Körfezi’nde olabilecek depremi İstanbul’un 17 Ağustos’u hissettiği gibi hissedeceğini kaydederek, şunları söyledi: “İstanbul’un yaşayacağı deprem Adaların güney batısında oluşacak. Dolayısıyla bu da ikinci potansiyel bir yer. Benim tahminim; 7’nin üzerinde bir deprem değil 6,3-6,5 arasında bir deprem olacağını söyleyebiliriz.” “İstanbul depremine her gün bir gün daha yaklaşıldığını” kaydeden Işıkara, “İstanbul’da 2010 yılına kadar deprem olmazsa, 2010 ile 2014 yılları arası olma olasılığı en yüksek olan bir sürece gireceğiz. 2010 yılından önce de olabileceğini ifade ediyorum” diye konuştu.

Kaynak: Vatan

7 Yorum

  1. özge mine

    şu gemlik deprem sorununa bir çözüm bulalım aksi taktirde hepimiz göçük altında kalıcaz bizi kurtarn bile olmuycak herkes istanbuldan bahsediyor istanbuldan bahsetmek yerine gemlikte asıl önlemler alırız onları düşünmek lazım…

  2. Tarık Ulutaş

    Şu an kuzuların sezsizliğini oynuyoruz yarın bi gün kuzular kaosa girince herkes çözüm aramaya başlar bunu erken yapalım lütfen…

  3. Semih Düzkan

    bu ülke deprem bekliyor ve meslek alanında yıllık anma toplantıları dışında elle tutulur hiç birşey yok. gayet masraflı olan risk önleme politikaları için yatırım projeleri de yok. şimdi ekonomik krize giriliyor, türban, akp kapatma filan gibi herkesin çok hayati davası bir yandan. deprem güncel sıralamaya giremiyor dolayısıyla.

    depremi beklemeye devam edeceğiz anlaşılan.

  4. deniz baha tekyurt

    deprem konusunda rsklere açık olan yapı stoğumuzda hiçbir önlemin alındığını bugüne kadar düşünmüyorum. inşaat mühendislerinin güçlendirmeci tavrı da bir işe yaramadı, sandıkları kadar bir piyasa doğmadı. bundan başka ciddi birşey yapılmıyor zaten.

    deprem konseyini ortadan kaldıran akparti ve sempozyumlarda şikayet odaklı konuşanlar elbirliği ile birşey yapmamaya uğraşıyorlar. mimarlık kamuoyu da bu konuda duyarsız. kent merkezli tartışmları daha elit bir açıdan ve şehir plancılarının jargonuyla yapmaya bayılıyorlar. tek yapının yani o içinde yaşadığımıuz somut olarak binamıza ait ne tür önlem alırız sorusu bir türlü cevabını bulamıyor. soyut, felsefi, meslek didişmesi daha tatlı geliyor anlaşılan.
    umutsuzum. her taraf kıpırdanmaya başladı, bu insanların akılları başka yerde.
    saygılarımla

  5. Turgut Arsever

    Mustafa Beyin söylediklerine bir ilavem olacak en acıklısı seçim günü Oktay beyi elinde tesbih, yaylana yaylana yürürken gördük. Cemaatini kaybetmiş, bulmaya çalışan bir hocaya benziyordu.
    Birisi bana “kim dinci?” diye sorsaydı hiç düşünmeden kendisini gösterirdim.

  6. Mustafa Mutlu

    Büyük depremden sonra Mimarlar Odasının neler yaptığını izlemiştim.
    Rahmetli Şener Özler deprem bölgesine gitmiş ve oradan beton parçaları getirip Odanın giriş holüne asmıştı. Veli Göçerin betonları bunlar türünden bir pafta ile birlikte…
    Yönetimdeki ekibin genel duruşu ise -bu bizi aşar abi- şeklindeydi.
    Sorumluluk almak istemiyorlardı.
    Sonra şimdi muhalefette olan bir meslektaşımız Afet Komitesinin kurulmasını sağlamıştı şimdi yönetimdekiler adını bile ağızlarına almaktan korkuyorlar…
    Bu hazretler geçen genel kurulda mimarlığın önündeki tıkanıklığın ne olduğunu soruyorlardı genel kurulda maziyi çıkartıp. Seçim günü Oktay bey bir grup türbanlı mimarın önüne düşmüş “mimarlığa yol açın” türünden (besbelli belki yanılıp beni yeniden başkan yaparlar düşüncesiyle) espri yapıyordu. Bu espri sanıyorum Oktay Beyin tüm geçmişini, tarihini o anda bitirdi. Yazık oldu.
    Türkiye’de Mimarlığın önü her yönden tıkalı.
    Çünkü artık meslek yok sadece ve sadece siyasi ve artık diğer rant hesapları var. Bu rant o kadar önemli hale geldi ki her türlü yalan iftira mübah… Bir korku salındı ortalığa, aman bana da iftira ederler korkusu… Aman pisliğe bulaşmayayım korkusu.
    Tebrikler beyler başarınızı “tepe tepe kutlayın”.
    Ama hiçbir konuda sorumluluk almak yok.
    Rant sağlamayacak hiçbir konuda tavır takınmak yok. Hatta bırakın mimarlığı mimarlar için hayati önemi olan konularda bile tık yok.
    Sadece “bencil hesabın buzlu sularında” rant peşinde koşan insanlar var.
    Yazık ülkemize, yazık mimarlığa, yazık aydınlara, cumhuriyetçilere, demokratlara; yalanlara, iftiralara prim vererek… kendi bindikleri dalları kesiyorlar.
    Geçen gün bir mimar arkadaş “Akpartide çok iyi mimarlar varmış” dedi. Önce ne demek istediğini anlamadım. Anladığım zaman ona bunun bir yalan, iftira olduğunu, gerçek olmadığını anlatmaya çalıştım ama zavallı kandırılmıştı. Dinlemedi bile.
    Buyurun beyler ülkemizi ve demokrat kesimleri dinciler karşısında ne durumlara düşürüyorsunuz.
    Mustafa Mutlu

  7. Fehmi İpekel

    Deprem gerçeği kentlerin bugünkü zavallı konumlarıyla birlikte konuşulup önlemler alınması gerektiği söylenince hemen “kentsel dönüşümcü=rantçı” yakıştırması arkasından geliyor. Peki bırakın yakasını gitsin o zaman, hiç bir yerde depreme karşı önlem almaya çalışılmasın (yapılanlar da budur zaten) kimseye rant çıkmasın, hep beraber TAKDİR_İ İLAHİYİ bekleyelim, çağdaş demokrat yurtsever cumhuriyetçi ulusalcı kadroların güzel canları (depremden sonra ruhları demek lazım) sağolsun.
    Saygılarımla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir