Gayrimenkul tekellerine ödül: Ne de güzel talan ettiniz kenti!

7 Dakika Okuma Süresi

10 işçiye mezar olan milyon dolarlık Torun Center inşaatında işçilerin kullandığı bir asansörün bakımını bile yaptırmayacak kadar maliyeti kılı kırk yararcasına düşürmeye ve karı maksimize etmeye çalışan Aziz Torun, ironik bir şekilde jürisinde yer aldığı yarışmadan, ‘sürdürülebilirlik’ ilkesine uygunluğu çerçevesinde aldığı ödüller sayesinde artık lüks konut ve ofis projelerinin reklamlarında yeşil rengi bol bol kullanabilir.

 

 

 

Hürriyet gazetesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen ‘Sign of the City’ yarışmasının ödül töreni geçtiğimiz çarşamba günü gerçekleştirildi. Yarışmada akademisyenlerin ve sivil toplum örgütü yöneticisi adı altında gayrimenkul şirketi sahiplerinin yer aldığı ‘bağımsız ve seçkin jüri’nin kararları doğrultusunda lüks konut, ofis ve AVM projelerine toplamda 31 ödül verildi.

 

 

Bu ödül törenini ilginç kılan ise ‘prestij projeleriyle’ kentsel mekanı parçalayan gayrimenkul tekellerinin icraatlarını akademi aracılığıyla meşrulaştırma çabasıydı.

 

 

Ödül töreninin açılışında konuşan Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, ‘insan hayatında ev ve mekan kavramının önemine’ değindi ve vizyondaki Marslı filminde başrol karakterinin Mars’ta mahsur kaldıktan sonra hayatını sürdürebilmek için yaptığı ilk işin, bir ev inşa etmek olduğundan bahsetti.

 

 

Vuslat Doğan Sabancı’nın büyük ihtimal yanlışlıkla vurgu yaptığı ‘mekanın kullanım değeri’, kentte işi gücü sadece onurlu bir şekilde yaşayabilmek olanlar için vazgeçilmez bir şey elbette. Ancak bu sözlerin söylendiği salonda bulunan inşaat baronlarının konuyla alakasını buradan kuramıyoruz. Desantralizasyon politikalarıyla kentlerin sanayisizleştirilmesi ve ‘siyasi istikrarsızlığın’ yarattığı güvencesiz finans piyasaları göz önüne alındığında, inşaat sektörü rant dağıtımının ve sermaye biriktirmenin en avantajlı seçeneği olarak çölde bir vaha gibi Türkiye sermayesinin karşına çıktı. Sermayenin mekana olan ilgisi alakası buradan gelmekte.

 

 

Ödül töreninin sonucunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “yol arkadaşım” diyen Aziz Torun’un sahibi olduğu Torunlar GYO’nun ölen inşaat işçilerinin kanı üzerinde yükselen projelerine 2 ödül birden verilmesine baktığımızda, Aydın Doğan’ın çevik bir hamleyle AKP’yi hassas noktasından yakaladığını, 13 yıllık AKP iktidarında ideal sermaye biriktirme ve rant dağıtma aracı olarak işlev gören inşaat sektörü üzerinden, 1 Kasım seçimleri öncesi ‘gerilimli’ günler geçirdiği iktidara ‘aynı gemideyiz’ mesajı verdiğini görmek mümkün.

 

 

Hürriyet gazetesi meselenin bu boyutuyla gündeme gelmesinden rahatsız olmuş olacak ki, Diken.com.tr’ye ödül töreniyle ilgili yaptıkları açıklamalarında, “Ödülleri Hürriyet değil, akademisyenlerin de yer aldığı seçkin bir jüri kararlaştırmaktadır” ifadelerini kullandılar.

 

 

Ancak yarışmadan 2 ödülle dönen Aziz Torun’un GYODER (Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortakları Derneği) Başkanı sıfatıyla yarışma jürisinde yer alması, sonuçların ne kadar da ‘bağımsız ve seçkin bir jüri’ tarafından verildiğini ortaya koymakta.

 

 

‘Sign of the City’ yarışmasının web sitesinde, yarışma sonuçlanmadan önce ödül alacak projelerle ilgili olarak “2015’te de başarıyı inşa edenlerin ödüllendirileceği yarışmada, ödül almaya hak kazanan her projenin, kendi şehrinde kalıcı ve kıymetli izler bırakacağına inancımız tam” ifadesi kullanılıyor.

 

 

jürinin ‘kendi şehrinde kalıcı ve kıymetli izler bırakacağına inancımız tam’ dediği projelerden biri de Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ağzının suyu aka aka “Okmeydanı’nı Şanzelize yapacağız” demesine sebebiyet vermiş Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi bünyesinde yer alan ‘Piyalepaşa İstanbul’ projesi. Eski Galatasaray Başkanı Adnan Polat’a ait Polat Gayrimenkul tarafından inşa edilmek istenen proje çerçevesinde İstanbul’un merkezi bir noktasında yaşayan binlerce insanın şehir dışına sürülmesi planlanıyordu. Neyse ki İstanbul 6. İdare Mahkemesi Okmeydanı’daki kentsel dönüşüme oy birliğiyle dur dedi.

 

 

Sign of the City yarışmasının ‘bağımsız ve seçkin jüri üyelerinin’, mahkeme kararıyla iptal edilmiş Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi bünyesinde yer alan ‘Piyalepaşa İstanbul’ projesine, üstelik de ‘en iyi kentsel dönüşüm projesi’ dalında ödül vermesi ise bu ülkede sermayenin hukuka ne kadar da saygılı olduğunun basit bir göstergesi.

 

 

Neresinden tutsak elimizde kalacak bu yarışmada belki de en absürt nokta meselenin akademi ile ilgili boyutu.

 

 

Yarışmanın jüri başkanı, benim de öğrencisi olduğum Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Şehir ve Bölge Planlama Bölüm Başkanlığı, Mimarlık Fakültesi Dekanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş, şimdi de okulun Mimarlık Fakültesi’ne bağlı Kentsel Tasarım Araştırma Merkezi Müdürü olan Prof. Dr. Güzin Konuk.

 

 

Konuk, Hürriyet’e yaptığı açıklamasında, “Sign of the City çok önemli bir platform. Birlikte yarışmak çok önemli çünkü küreselleşme sürecinde kentler yarışıyor. Kentler, kentsel projelerle yarışıyor, sizler de bu platformda yarışıyorsunuz. Yarışmada sürdürülebilir geleceğin en önemli bileşenlerini ortaya koyduk; ekonomik, ekolojik ve toplumsal boyut. Kategorilerimize baktığımızda bu üç boyutu da görebilirsiniz” diyor.

 

 

Aynı zaman da Tarlabaşı’nda yürütülen ‘soylulaştırma projesi’nde başrolde olan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın da kısa bir süre öncesine kadar yönetim kurulunda yer aldığı yandaş Çalık Holding’e ait Tarlabaşı 360 projesinin danışma kurulunda yer alan Güzin Konuk, içlerinde AVM, yüksek katlı konut ve ofis projelerinin yer aldığı çalışmalara ödül verirken, planlama biliminin son 20-30 yılını meşgul eden tartışmaların odağında yer alan sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde hareket ettiklerini ve bu ilkenin bileşenlerini oluşturan ekonomik, ekolojik ve toplumsal boyutun, ödül alan projelerde ‘eşgüdüm halinde’ olduğuna kanaat getirdiklerini belirtiyor.

 

 

Geleneksel dokuyla örülmüş kentin göbeğine hançer gibi saplanan, doğal yaşamı betona gömen, ‘kentsel dönüşüm’ adı altında kitleleri kentin bir ucundan başka bir ucuna sürükleyerek toplumsal dokuyu parçalayan mega projelerin ödüllendirilmesinin ‘sürdürülebilirlik’ ilkesi üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılması takdire şayan bir çaba.

 

 

10 işçiye mezar olan milyon dolarlık Torun Center inşaatında işçilerin kullandığı bir asansörün bakımını bile yaptırmayacak kadar maliyeti kılı kırk yararcasına düşürmeye ve karı maksimize etmeye çalışan Aziz Torun, ironik bir şekilde jürisinde yer aldığı yarışmadan, ‘sürdürülebilirlik’ ilkesine uygunluğu çerçevesinde aldığı ödüller sayesinde artık lüks konut ve ofis projelerinin reklamlarında yeşil rengi bol bol kullanabilir.

 

 

Bilimin pratikten soyutlanarak akademinin yozlaşmış ilişkiler ağına hapsedildiği, pratiğin bilimden soyutlanmasıyla da kentlerin sermayenin oyun alanı haline getirildiği bu karanlık tabloda belki de tek çıkış yolu; sokağı, mahallesi, parkı, sahili sadece birer ‘yaşam alanı’ olan kentlilerin bilinçlenerek, toplumsal yaşama bütün gücüyle ağırlığını koymasıdır.

 

 

NOT: Yağmaya, talana inat Validebağ’da korusunu, Ahmetler’de suyunu, Fındıklı’da parkını, Cerattepe’de yaylasını savunan tüm kentlilerin, köylülerin Dünya Şehircilik Günü kutlu olsun!

 

 

Kaynak :www.ilerihaber.org

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir