Felaket tellallığı yapılması hoş değil

9 Dakika Okuma Süresi

Depremi önceden haber vermenin bugün için imkansız olduğunu söyleyen Prof. Erdik, İstanbul’da büyük deprem olasılığının her yıl için yüzde 2’dir, İzmir’de ise yüzde 0.5 olduğunu söyledi

Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik’le Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü’nde görüştük. Haftanın altı günü rasathanede çalışan Erdik, deprem zararlarında iki unsurun geri dönüşünün imkansız olduğunu belirti: İnsan canı ve tarihi kültürel binalar… Prof. Dr. Erdik, ülkemiz insanlarının artık deprem bilincinde olduğunu ancak iş hayatı, aile geçindirme, sağlık gibi unsurlardan sonra deprem korkusunun geldiğini vurguladı. Erdik, depremin başladığına ilişkin sinyali, istasyonların mesafesine göre 6-15 saniye içerisinde anlaşma yaptıkları İGDAŞ, Marmaray Tüneli ve yeni yapılan okullara iletebildiklerini açıkladı. Erdik, Yeni Asır’ın sorularına içten yanıtlar verdi.
– Türkiye, büyük depremlere hazır mı?
Türkiye’deki insanlar, deprem farkındalığında dünyada ilk on içinde diyebilirim. Deprem zararlarının azaltılması için çalışmalarımız son hızla devam ediyor. Ama yeterli değil. Kötü binalar mutlaka yenilenmeli. Deprem projelerimizin parti ve meclis programlarına girmesini istiyoruz. Deprem konusunda hükümetimizin ilgili bakanlıklarıyla işbirliğimiz güzel devam ediyor.
– Deprem uzmanı hocalarımız bir noktada buluşamıyor, birinin dediği diğeriyle uyuşmuyor…
Deprem uzmanı hoca arkadaşlarımız tabii değişik şeyler anlatıyor. Bir bilim adamı deprem hakkında konuşma yaparken tek görevi bu konuda doğruları söylemektir. Sadece amaç korkutmak oluyor, bu hoş değil. Deprem ihtimali çok artmıştır. İstanbul için deprem ihtimali her yıl için yüzde 2’dir. İzmir için yüzde 0.5, San Francisko ve Tokyo kadar risklidir İstanbul. Böyle olasılığa karşı tedbir almamız lazım. Yok ‘2014’te olacak’, ‘2030’dan önce olmaz’ şeklinde açıklamalar çok yanlış. Depremden sonra yerine gelmeyen iki şey vardır: İnsan canı ve yıkılan tarihsel kültürel miraslarımız… Van depreminden sonra bir yıl içerisinde binlerce konutu hükümet yaptı. Bunda endişemiz yok. Tek endişemiz can kayıplarıdır.
– Deprem erken uyarı sisteminin çalışma metodundan bahseder misiniz?
İstanbul’a faya en yakın bölgede 10 istasyon, deniz dibinde de 5 tane istasyonda canlı olarak fay hareketlerini takip ediyoruz. En ufak sarsıntıda istasyondan istasyona sinyal geliyor. 6 şiddetinde deprem başladığına ilk sinyali aldığımızda diğer istasyona, misal Çanakkale’de başladı, İzmit’e haber verme süresi 15 saniyedir. Adalar güneyinden başlarsa, İstanbul’da tesislere haber vereceksek bu da 6 saniyeye kadar olur. Ama bu bilgisayardan bilgisayara haberdir. Yani sanayi tesisinde dolum merkezine haber gittiğinde komutla birlikte tüm gaz dolumu kesilir.
– Yani uyarı sistemi gelişemez mi? Mesela insanlara gsm mesajı yoluyla iletebilmek gibi…
Sinyal bazında İstanbul’da okulların bazılarında var. Şu anda İGDAŞ (İstanbul Gaz dağıtım Şirketi) tesislerinde kullanılıyor. Uyarıcı sinyalin insanlara, evlere taşınması ayrı bir sorumluluk. Şu an sadece ikili anlaşmalarla uygulayabiliyoruz. Ayrıca şifreleme ve taşıyıcı servis sağlayıcı lazım. Bu işte sinyali üretiyoruz zaten. Mesele telsiz sistemiyle birine cep telefonuna yollamak gibi, servis sağlayıcı sistem gerekiyor. Güçlendirilmesi yapılmış okullara mümkündür. Çürük binalı okullara bunu uygulayamayız. 5-10 yıl içinde erken uyarı sistemini günlük hayatımızın içine sokabiliriz. Şu an için sinyali üretebiliyoruz..
– Depremin olacağını önceden tahmin ettiklerini iddia eden insanlar çıkıyor?
Depremin tahminiyle ilgili bir teknoloji yok. Belki ileride olur, 30 yıl sonrası için. Gerek medyaya ve halka çağrıda bulunuyorum, bunlara itibar etmeyin. Dünyanın her yerinde tuhaf insanlar var.. Yurtdışından arayan böyle tipler de var.
– İtalya’da deprem uzmanları yargılandı..
İtalya’daki durumda iki boyut var. Yargılama depremi bilemediler diye değil. Orada öncü deprem aktivitesi vardı, sonrası onlara soruluyor, “Bundan sonra büyük deprem olacağını söylemiyoruz ama halkımızın dikkatli olması gerekir, Bir şey olmaz evlerinize girin” demişler. Sıkıntı orada. İtalyan meslektaşlarımız devletin bir komisyonunda görev yapıyorlardı, sıkıntı orada doğdu.
– Ülkemizin en güvenilir yerleri neresi?
Hiç deprem olmayan bölgemiz yok. Geçmiş deprem istatistiklerine bakıyoruz. Şu anda en az deprem olan yerler nükleer santral yapmaya çalıştığımız bölgelerdir. Mersin ve Sinop’tur. Bilimsel olarak böyledir.
– Bina içindeyken depreme yakalanan insanlar ne yapmalı?
Tedbir amaçlı olarak etrafta deprem sırasında kafanızı sokabileceğiniz bir şeylerin olması gerekir. Deprem sonrasında hayatınızı idame ettirecek yiyecek, evrak, ilaçlar gibi yanınızda götüreceğiniz şeyler hazır olsun, ulaşabileceğiniz yerde olsun. Yatak odası daha doğrudur. Deprem sonrasında birden cep telefonlarına saldırılmamalıdır.

‘HAZIRLIKLAR, DEPREM SONRASI İÇİNDİR’

– Sizin bireysel ve ailece hazırlığınız var mı? Mesela deprem çantanız var mı?
Bir kere depreme dayanıklılığından emin olduğum, projelerine bizzat baktığım evde otuyorum. Ailece deprem esnasında nasıl hareket edebileceğimiz biliyoruz. Elektriksiz susuz kalırsak, nasıl davranacağımızı… Evimde dolaplarımızın hepsi sabitlenmiştir. Çantam yok. Evimin içindeki evraklarımızı kasada tutuyoruz. Çanta işi yanlış algılanıyor. Olaya, deprem sonrasında yanıma alabileceğim şeyler ne olacak gibi bakmanız gerekiyor.
– Evimizdeki çocuklarımıza neler diyelim?
En iyi diyeceğiniz şey deprem sonrasında sizinle nasıl temasa geçeceğini bilmesi lazım. Okuldaysa okuldan asla ayrılmayacak, buluşma yerini belirlemeniz lazım. Panik olmaması gerektiğini bilmesi gerek. Bunların konuşulması gerekir. Depreme gece yakalandı ise yatağın hemen yanına inip uzanacak, başını koruyacak.
– Son sözleriniz?..
Kentsel dönüşüm İstanbul için büyük fırsattır. Çünkü Marmara’daki binaların, hele İstanbul’daki binaların çoğu çok eski. Bunun yanında deprem sigortasını mutlaka yaptırmaları gerek.

Uluslararası üne sahip
Afyon doğumlu Mustafa Erdik, 1970 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesinden İnşaat Mühendisi olarak mezun olduktan sonra 1972 ve 1975 yıllarında ABD Rice Üniversitesi’nde master ve doktora çalışmalarını tamamladı.
ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Müdürlüğü, UNESCO Alp-Himalaya Bölgesi Depremselliği Projesi Yöneticiliği, United States Geological Survey kurumunda misafir araştırmacılık, Birleşmiş Milletler Uluslararası Deprem Mühendisliği Birliği Direktörlüğü, Uluslararası Afet Zararlarının Azaltılması Onyılı Yönetim Kurulu üyeliği ve Princeton Üniversitesi’nde misafir öğretim üyeliği yaptı. 200’ü aşkın teknik makale ve 6 adet kitap yazdı.

Ege’de büyük deprem riski daha az
– Ege’nin deprem konusunda durumu nedir?
Ege’de bölgemizde de büyük hasarlar olabilir. Ege’de büyük deprem olma ihtimali Marmara’dan daha düşük. Ama bu demek değildir ki 6 şiddetinde ve civarı deprem olmayacak. Egeliler ve İzmirliler de hazırlıklı olacaklar. Deprem dayanımı az olan binalarda oturmayacaklar. Fiziksel altyapıyı depreme karış güçlendireceksiniz. Riskinizi deprem sigortasıyla güvence altına alacaksınız. DASK deprem sigortasını kullananların sayısı ülkemizde yüzde 35’tir. ABD ve japonya’da bu oran yüzde 9’dur.
– Ege sanki daha fazla sallanıyor
İzmir için çok büyük bir deprem beklemiyoruz. İzmir’in içinden geçen fay vardır tehlikeli. Mutlaka etkisi olur ama 7 ve daha büyüklüğünde sarsıntı beklemiyoruz. İstanbul ve Marmara için büyük yerleşim yeri ve fay çok büyüktür. İzmir için deprem beklentimiz her yıl için yüzde 0.5’tir. Ama İzmir’deki tek sıkın, fayın şehrin içinden geçmesi. Ama İstanbul’da mı olur şiddetli deprem, İzmir mi olur onun önceliğini bilmek imkansızdır. Ege’de sarsıntılar yıllar boyu devam ediyor, edecektir.
Kandilli olarak 150 istasyonumuzu çalıştırıyoruz. Ege’de de üniversitelerin istasyonları var. Sarsıntıları an be an takip etmekteyiz…
– Türkiye’nin en riskli bölgeleri nereleri?
Bina yıkımı ya da can kaybı olarak en büyük risk Marmara’dadır. İstanbul’da bizim düşündüğümüz depremde toplam binalar için yıkım tahminimiz yüzde 3 civarındadır. İzmir için belki iki katına çıkabilir. Çünkü fay şehrin içinden geçiyor.
– 7 ve üzeri depremde İstanbul ve İzmir’i karşılaştırırsak.
Ortaya çıkacak hasar için nüfus ile bina yoğunluğu olarak en korkulacak yer Marmara’nın içinde bulunan İstanbul’dur. Bu yönden bakarsak, İzmir’de hasar düşük gözükebilir, yani oranlarsak… Bu büyüklükte bir deprem olursa ki beklenen değildir, İzmir için en büyük risk fayın şehrin içinden geçmesi. Sağlam binada oturmaları önemlidir.

Bizde japonya’daki gibi tsunami olmaz

– Tsunami ülkemizin yabanı olduğu bir olay, ülkemiz için tsunami riski nerelerdir?
Belli bölgeler var. En önemli yer Fethiye başta olmak üzere Güneybatı Ege kıyı şerididir. Girit’in güneyinden etkilidir.
– japonya’daki gibi olur mu?
Yok, onun kadar olmaz. Orası japonya gibi düz değil, tepelik dağlık bölgelerdir. Güneybatı Anadolu ne kadar riskliyse de içerilere kadar fazla gidemez. Sizin eviniz sağlamsa tsunamiden bir şey olmaz ama sahil kesimindeki marinalar tersaneler risklidir, evlerde hasar olması mümkündür. İstanbul’da da bu risk vardır. Marmara Denizi bin metre derinliktedir. Deniz içinde 30 derecelik yamaçlar vardır. Bu heyelanlar, büyük tsunami oluşturabilir. 1509 depreminde tsunami oluşmuş, dalgaların İstanbul surlarını aştığı anlatılmaktadır.

Kaynak : Yeni Asır

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir