‘Evim kaçak yıkın’ diyor kimse yıkmıyor

3 Dakika Okuma Süresi

İşte Aziz Nesin’lik skandalın seyri
Dinçer-Zekiye Kulga çifti, diğer hissedarlarla birlikte Üsküdar-Küçükçamlıca’daki arazilerine 3 bloklu site yapılması için müteahhit firma Perçinel İnşaat Ticaret Şirketi ile sözleşme imzaladı.

Firma, şu an Şeker Kaya Sitesi’nin bulunduğu araziye 3 bloktan oluşan 9 villa inşa etti. Ancak binalar projeye aykırıydı.

Ruhsatı iptal eden Üsküdar Belediyesi inşaat için yıkım kararı aldı. Böylece yapılan binalar da kaçak durumuna düştü.

Diğer hissedarlar bu yasadışılığa ses çıkarmadı. Kulga Ailesi ise kaçak inşaat statüsünü kabullenmek istemedi.

Müteahhit firma inşaatı projeye ve yasaya uygun hale getirmeye yanaşmayınca, Kulga Ailesi’ne 1998’de dava yolu açıldı. Üsküdar Belediye Encümeni de 28 Aralık 1998 tarihinde yıkım kararı aldı. Ancak, Kulga Ailesi’nin başvurularına rağmen yıkım kararı bir türlü uygulamaya konmadı.

AİHM’e gitti, Gül’e mektup yazdı
Kulga Ailesi, bu hukuksuzluğa karşı 12 yıldır mücadele veriyor. Aile müteahhite karşı sözleşmeye ve ruhsata aykırı inşaat nedeniyle önce Kadıköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Birkaç kez yıkım kararı verilse de kararlar Yargıtay’dan usulü eksiklik nedeniyle geri döndü.

Hakim emekli oldu, mahkeme kapandı
Davanın 12’nci yılında dosyaya bakan hakim emekli oldu. Adı geçen mahkemenin de kapanması üzerine, davaya Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam edildi.

Bu arada Kulga Ailesi de ‘makul süre aşımı’ nedeniyle AİHM’in yolunu tuttu. Yıkım kararının uygulanması ve sorumlular hakkında işlem yapılması için dilekçe hakkını kullanarak TBMM’ye, Cumhurbaşkanı Gül’e ve Başbakan Erdoğan’a başvuruda bulundu.

Yıllardır süren suskunluğunu bozan Üsküdar Belediyesi, yıkımın gerçekleşmemesine gerekçe olarak bazı kat maliklerinin İdare Mahkemesi’nden aldığı ‘yıkımı durdurma’ kararını gösterdi.

Devleti göreve çağırdık

Cem Alptekin (Kulga Ailesi’nin avukatı): Bu hukuk savaşının birinci yüzü müteahhide karşı açılmış davası 12 yıl sürmesiyle ilgili. Bir hakkın bunca yıl sürüncemede kalması, İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı. Biz de makul süre aşımından dolayı AİHM’e gittik. Başvuru şu an hükümetten savunma istenme aşamasında.

İkinci yüzü ise, ülkemizdeki kurumların hukuka uygun davranıp davranmamasıyla ilgili. Örneğin; Üsküdar gibi tarihi bir ilçede, belediyece onaylanmış projelere hassasiyetle uyulması, bu konuda sıfır tolerans gösterilmesi gerekirken, kaçak yapılaşmaya göz yumulması büyük skandal. Biz de bu skandala son verebilmek için dilekçe hakkımızı kullanarak devlet kurumlarını göreve çağırdık.

Kaynak: Akşam

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir