Dekorasyon danışmanlığı, mimari projelendirme ve uygulama yapan iç mimar Anna Fresko, Kemerburgaz’da İstanbul İstanbul Evleri’ndeki müstakil bir evde yaşıyor. 23 yıldır kişiye özel tasarımlarıyla yaşanan mekanlar yaratan Fresko, Kemerburgaz’a taşınmadan önce Levent’te şu andakinden daha geniş ama yine bir dubleks dairede oturuyormuş.

“Hayalim doğanın içinde, bahçeli bir evdi” diyen Fresko, 8 yıldır saat kaç olursa olsun yeşillikler içinde yürüyüş yapabilmenin keyfini sürüyor. Fresko, “Bahçede oturmayı seviyorum. Ağaçların meyve verdiğini görmekten, çiçeklerin açmasını izlemekten mutlu oluyorum. Bahçemde mevsime özel bitkiler var. Her mevsim farklı çiçekler açıyor. Bunları görmek çok ayrı bir duygu” diyor. Bahçeli ev arayışında olduğu dönemde İstanbul’da bütçesine uygun olanını bulamadığını belirten Fresko, “O günlerde Kemerburgaz’daki evleri dekore etmek için sürekli buraya geliyordum ama aklımızda burası yoktu. Burada oturan bir arkadaşa geldiğimizde inşaa t halindeki İstanbul&İstanbul’u dolaştık ve oturduğumuz evi almaya bir-iki gün içinde karar verdik” diye konuşuyor.

Evim küçük, eşyalarım fonksiyonel

Anna Fresko, Kemerburgaz’daki 150 metrekarelik evde, 2000 yılından beri eşi ve oğlu birlikte yaşıyor. Fresko, çok büyük olmayan salonunda gerektiğinde kalabalık davetleri de rahatlıkla verebildiğini, bunu da fonksiyonel mobilyaları sayesinde başarabildiğini söylüyor. Fresko, bir evin ihtiyaçlara uygun dekore edilmesinin öneminin altını çizerek, şöyle konuşuyor:

“Salondaki küçük köşe sehpası gibi duran ve fazla yer kaplamayan masa, aslında açıldığında 18 kişilik yemek masasına dönüşüyor. Masanın bütün ilaveleri ve katlanabilir yedek sandalyeleri merdivenaltındaki dolapta saklıyoruz. 18 kişilik bir yemek masasına yılda kaç kez ihtiyaç duyulabilir ki? Ama ihtiyacım olduğunda sıkılmadan, rahat rahat kalabalık toplulukları ağırlayabiliyorum. Yılda birkaç kez ihtiyaç duyulan 18 kişilik bir yemek masasının salonun en güzel yerini bütün yıl işgal etmesi çok anlamsız. İnsanın yaşam alanını daraltıyor. Evimiz çok büyük olmasa da, bu gibi küçük ama önemli inceliklerle yaşam alanımızı geniş tutabiliyoruz.”

TV’yi şömine’nin üzerine koydum

Anna Fresko, televizyonunu da şömineni üzerine yerleştirmiş. Tabii bunun için duvarın izolasyonunu yaptırmış. Hava müsaitse şömineyi yakıyor ve hem yanan şömineyi, hem de televizyonunu birlikte seyrediyor. Bu fikri daha önce evini yaptığı bir ressamdan aldığını söyleyen Anna Fresko, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Ressam müşterim evinin dekorasyonunu yaparken benden bunu istedi. ’Hem manzarayı, hem şöminemi hem de televizyonu aynı yöne baktığımda görmek istiyorum’ dedi. Ben de bütün sistemi ona göre kurdum ve şömineyi televizyonun üzerine yerleştirdim. Tabii bunun için şöminenin izolasyonunu çok iyi yapmak gerekiyor. Bende 2000 yılında bu evi aldıktan sonra kendimize göre içini tasarlarken bu mantığı uyguladım ve çok da keyifli oldu.”

Farklı dönem ve tarzları biraraya getirerek kişiye özel yaşanan mekanlar tasarlamasıyla tanınan Anna Fresko’nun evi de kendisini yansıtıyor. Eskiyle yeniyi birleştirmeyi seven Fresko, evindeki mekanik tüm eşyaları ahşap malzemelerle adeta gizlemiş.

Ünlülerin evini de, dizi mekanını da dekore ediyor

Mimar Anna Fresko, uygulama yapan mimar, ev, banyo, mutfak, ofis ve okul dekorasyonunun yanı sıra, televizyon dizileri için de mekan dekore ediyor. Fresko’nun ünlü müşterileri arasında Hülya Avşar, Mustafa Sandal, Sibel Can, Esra Ceyhan, Nazan Ölçer, Çiğdem Kayalı, Nurgül Yeşilçay, Gülşen Bubikoğlu, Hüsamettin Cindoruk, Sevinç İnönü, Hümeyra gibi sanat ve siyaset dünyasının ünlü isimleri bulunuyor.

Tasarımda ışık kadar ihtiyaçlar da önemli

Dekorasyonunu yapacağı ev ve müşterinin ihtiyaçlarını da ön planda tutan Anna Fresko için ışık da en az diğer materyaller kadar önem taşıyor. Çalışmalarında ağırlıklı olarak ahşabı kullanan Anna Fresko, ahşapla mermeri, zaman zaman da taş ve camı bir araya getiriyor. Antika, pirinç, ayna, varak, kulp ve püskül kullanmaktan keyif aldığı diğer materyaller arasında yer alıyor. Anna Fresko, “Evimde ne yapacağım diye düşünüp ona göre evin en büyük bölümünü ona ayırmalısınız. Çok misafir ağırlıyorsanız en büyük yer salon olmalı, ama daha az misafiri olan biriyseniz belki hobi odası ya da çocuklara oyun odası yapmak daha doğru. Bana göre eve yeterli ışık girmesi ve güneş alması en önemli noktalar” diyor. Fresko, bir evi dekore ederken o evde yaşayacak olan kişilerin yaş ve fiziki durumlarının da mutlaka dikkate alınması gerektiğini söylüyor.

Mutfağımı seviyorum bazen dostlarımı da ağırlıyorum

Anna Fresko, yoğun iş temposundan arta kalan zamanlarında evde film izlemeyi, dans etmeyi ve heykel yapmayı seviyor. Yemek yapmayı da sevdiğini söyleyen Fresko için mutfak, çoğu zaman yakın arkadaşlarını da ağırladığı, belki de evin en çok kullanılan bölümü. Fresko, çoğu zaman lap-top’uyla mutfakta çalışıyor. Böylece çok sevdiği mutfağını sadece yemek yapmak ya da yemek yemek için kullanılan bir mekan olmaktan çıkarıyor.

İlk Vitali Hakko için çalışma masası tasarladı

Mimar Sinan Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü mezunu olan Anna Fresko, 1961 yılında İstanbul’da doğmuş. 12 yaşında ilk kez kendi odasını deko re etmiş. Fresko, 1980 yılında iç mimar Hasan Mingü ile iş hayatına atılmış. Fresko’nun ilk tasarımı Vitali Hakko’ ya ait çalışma masası olmuş. Eklektik tarzın mimarı Anna Fresko, 1985 yılında kendi adını verdiği iç mimarlık ofisini kurmuş. 1996’da Teşvikiye Milli Reasürans Çarşısı içinde Anna Fresko isimli ilk tasarım ve dekorasyon mağazasını açmış. Yalnız mobilya değil aydınlatma elemanları ve ev aksesuarlarında da tercihlere uygun üretim yapan Fresko’nun tasarladığı ürünlerin en önemli özelliği, kişiye özel olması. Tasarladığı ürünler arasında, yemek masası, zarif sandalye ve büfe modelleri, istenilen kumaş ve boyutta üretilen koltuk ve kanepeler, pirinç, ahşap, kristal ve cam gibi birçok farklı malzemeyle üretilen aydınlatma elemanları ve ev aksesuarları bulunuyor.

Kaynak: Hürriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir