Erozyonun panzehiri ‘meşe palamudu’

3 Dakika Okuma Süresi

Erozyona karşı son yıllarda gündeme getirilen meyve çekirdeklerinin toprakla buluşturulması girişimlerinin arzu edilen sonucu vermeyeceği, bu çalışmalarda meşe palamudundan vazgeçilmemesi gerektiği bildirildi.

TEMA Vakfı Eğitim Bölümü Başkanı Celal Ergün, AA muhabirine, Türk toplumunun özellikle son yıllarda doğaya ve yeşile karşı daha duyarlı hale geldiğini belirterek, bu durum sevindirici olsa da doğayı koruma amacıyla yapılan bazı davranışların, amacının tam aksi yönde sonuç verdiğini söyledi.

Ağaçlandırma çalışmalarının bilimsel şekilde yapılması gerektiğine işaret eden Ergün, şunları ifade etti:

”Son dönemlerde internette, meyve çekirdeklerinin çöpe atılmayarak toplanması ve toprağa ekilmesi yönünde e-postalar dolaşıyor. Meyve çekirdeklerinin toplanarak ekilmesi, bilimsel bir çalışma değil. Yıllardır Türkiye’nin ağaçlandırılması ve erozyonla mücadele için çalışan bir vakıf olarak, biz bunu teşvik etmiyoruz. Tohumdan meyve ağacı üretilebilir ama düzenli bir meyvelik yapılamaz.”

”Gelişi güzel ekim, hastalıkları yaybilir”
Ergün, meyve ağaçlarının çoğunun, ıslah edildikleri için erozyonu önlemede bir orman ağacının göstereceği etkiyi gösteremediğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

”Her çekirdeğin çimlenmesi için toplama ve saklama koşulları vardır. Doğaya atılan her tohum, çimlenmez. Meşe tohumu varken, insanlar meyve çekirdeklerinin peşine niye düşüyor, bunu anlamıyoruz. Meşe, erozyonun önlenmesinde çok önemlidir. Meyve çekirdeklerinin gelişi güzel bir şekilde doğaya ekilmesi, doğrudan tohumla taşınan bitki hastalıklarının da kontrolsüz bir şekilde yayılmasına sebebiyet verir. Topraklarımızın elimizden kayıp gitmesini engellemek için meyve çekirdeklerini değil, meşe palamutlarını toprakla buluşturalım. Ayrıca meyve ağaçlarının orjinleri belli değil. Rastgele her ağaç dikilmemeli. Aksi takdirde Türkiye, biyolojik uyum değeri ne olduğu bilinmeyen ağaçlarla dolu genetik bir çöle dönüşebilir ve biyolojik kaosa sürüklenebilir.”

Meşe ağacının 18 türü var
Celal Ergün, 1998 yılında başlattıkları ”Meşe Tohumu Ekimi” projesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı olan 2023’te tamamlanacağına değinerek, şunları kaydetti:

”Türkiye’de meşe ağacının 18 türü bulunuyor. Doğaya katkı yapmak isteyenler, bunları eksinler. Erozyonla mücadelede meyve çekirdeği dikiminden sonuç alınamaz. Doğaya yanlış bir müdahalede bulunmuş olurlar. Yeşile olan sevgilerini takdir ve saygıyla karşılıyoruz ancak yanlışlıkların arkasından giderek, boşuna hüsrana uğramasınlar. Yörelerinde yetişen ağaçların tohumlarını eksinler. Bu konuda TEMA’nın kitapları var. Onlardan da yararlanabilirler.”

Kaynak: Zaman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir