Erdoğan’ın meselesi Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması

8 Dakika Okuma Süresi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a göre Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması bağımsızlığını pekiştirecek.

Dünya ve Türkiye piyasaları global krizle sallanırken, Başbakan Erdoğan grup konuşmasının büyük bölümünü Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasına ayırdı. Erdoğan kriz konusunda ise ‘Türkiye en az etkilenmeyle çıkar’ dedi

ABD Merkez Bankası Fed’de dün tek seferde 0.75 puanlık faiz indirimi yaptırtan ve dünya piyasalarını etkilemeye devam eden ABD kaynaklı ekonomik kriz hakkında kısa bir değerlendirme yapmakla yetinen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası’nın taşınmasıyla ilgili tartışmalara yeniden çok sert bir şekilde girdi.

Bankanın merkezinin İstanbul’a taşınacağını yineleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP ve lideri Deniz Baykal’a yüklenerek, “Belli kesimlerden o bildik itirazlar ayyuka çıktı; bunların fıtratının gereği bu. Rejim elden gidiyormuş; böyle saçma sapan şey olur mu?” dedi. Erdoğan, ABD merkezli krizle ilgili olarak, “Türkiye ekonomisi bu dalgalanmadan da en az etkiyle çıkmayı başaracaktır” dedi. AKP grubunda konuşan Erdoğan’ın, kriz ve Merkez Bankası’nın taşınmasıyla ilgili mesajları şöyle:

Ekonomi şoklara hazır: Geride bıraktığımız beş yıl içinde çeşitli küresel ve ulusal dalgalanmalar yaşadık. Bu dalgalanmaların tamamını başarıyla atlattık. Yapısal reformlar da Türkiye’nin bu hızlı ilerleyişinde etkili olmuş, ekonomiyi korunaklı hale getirmiştir. Ama bu kazanımları kalıcı kılmak ülkemiz için daha da önemlidir. İşte bu amaçla bir dizi yapısal reform alanı belirledik. Reformlar sayesinde, Türkiye, dalgalanmaları, şokları atlatabilmekte, ekonominin temel dengeleri her türlü tahribattan sağ selamet çıkabilmektedir.

En az etki: ABD kaynaklı ve gittikçe küreselleşen bir ekonomik dalgalanma yaşanıyor. Şundan tüm kesimlerin emin olmasını istiyorum; Türkiye ekonomisi, daha öncekilerde olduğu gibi bu dalgalanmadan da en az etkiyle çıkmayı başaracaktır. Ekonominin yapısı bu tür şokları kaldırabilecek güçte olduğu gibi, gerektiği zaman, gereken şartlarda da ilgili kurumlarımız önlemlerini alarak uygulamaya koyacaktır.

İstanbul finans merkezi: Türkiye ekonomisindeki bu köklü ekonomik dönüşüm, İstanbul’un da tıpkı Frankfurt, Londra, New York gibi bir finans merkezi olması yolunda önemli mesafe kaydetmesini sağlamıştır. Bugün özellikle bankacılık sektöründe İstanbul, Avrupa’nın önemli kentleri arasında yerini almaya başlamıştır. Merkezi Ankara’da olan özel bankalar da İstanbul’a taşındı. Kamu bankaları da gelecek dönemde idare merkezlerini İstanbul’a taşıyacaktır.

Doğal değil mi?: Bu finansal dönüşümü görerek, Merkez Bankası’nın da İstanbul’a taşınmasının uygun olacağını düşündük ve bununla ilgili çalışmalarımızı başlattık. Bankaların idare merkezleri İstanbul’da. Borsa, finans sektöründe faaliyet gösteren uluslararası ve ulusal şirketler, bütün bunların uluslararası camiadaki temsilcileri de orada. Merkez Bankası’nın, kamu bankalarının, SPK ve BDDK’nın da orada faaliyet göstermesinden daha tabii ne olabilir?

Dünyadan örnekler: Almanya’da Merkez Bankası Frankfurt’ta. Çünkü finansal merkez Frankfurt. Avustralya’nın başkenti Canberra, Merkez Bankası Sidney’de. Çünkü finansal merkez Sidney. ABD’de Merkez Bankası dışında, tüm finans kuruluşları New York’ta.

CHP’ye sert eleştiri…
Vizyon önemli: Biz bunu açıkladık. Belli kesimlerden o bildik itirazlar ayyuka çıktı. Çünkü bunların fıtratının gereği.AK Parti ne yaparsa yapsın, hiç bir tanesinden bugüne kadar iyi bir söz duydunuz mu? Ankara’nın içi boşaltılıyormuş. Hayırdır ya, ne boşaltılıyormuş? Yani merkezinin oraya gitmesi, burada şubelerin kalması neyi değiştiriyor? Bizim önemli olan bir vizyon ortaya koymamız. Nedir o? ‘Bu ülkenin siyasi, idari merkezi Ankara’dır, ama ticari merkezi de İstanbul’dur’ diye dünyaya bir vizyon koyalım istiyoruz. Bunu bir yerlere çekmek, çok ciddi bir yanlıştır, çok çirkindir. Ama bunların her zamanki meslekleridir.

Tuğla-rejim ilişkisi: Başkent, tuğla tuğla İstanbul’a taşınıyormuş. Yanlarına da bazı figüranlar bulmuşlar, o figüranlarla beraber bu oyunu oynamaya devam ediyorlar. Bunu alıyorlar nereye getiriyorlar, ‘Rejim elden gidiyormuş’. Böyle saçma sapan bir şey olur mu? Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimi, bir tuğlanın taşınması kadar basitse, valla bunun üzerinde iyi düşünmek lazım. Ama değil, çok güçlü. Ülkemizde öyle bir hava meydana getiriyorlar ki, sanırsınız, İstanbul Misak-ı Milli sınırları içinde değil. Böyle muhalefet anlayışı olur mu? Mikrofonlara konuşanların hiçbiri, Merkez Bankası neyle meşgul, bunu da bilmezler. O temcit pilavı gibi, ısıtıp ısıtıp kullandıkları kelimeler var.

İş Bankası örneği: Atatürk’ün kurduğu, idare merkezini Ankara olarak belirlediği, yüzde 28.1 hissesini de CHP’ye bağışladığı Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu da bir karar alıyor. Genel kurulda, bankanın idare merkezinin İstanbul olması yönünde bir değişiklik yapılması kararı bu. Banka İstanbul’a taşınıp resmen burada faaliyetlerine başlıyor. Bu kararın altında yönetim kurulu üyeleri Enis Tütüncü, Mustafa Özyürek ve bir de yanılmıyorsam Mustafa Timisi var. (CHP’li üyeler) Atatürk’ün bizzat Ankara’da kurduğu Türkiye İş Bankası, sessiz sedasız İstanbul’daki yerini alıyor. Hatta dönemin CHP Genel Başkanı Sayın Altan Öymen de görkemli açılış töreninde yer alıyor. Yanlış bir karar mı? Elbette hayır. Bu taşınma kararından dolayı İş Bankası’nın ne kadar isabetli bir tercih yaptığı bugün ortadadır.

Baykal’a sert: O gün, bu taşınma kararına imza atan CHP’nin, bugün Merkez Bankası’nın taşınmasını bir rejim meselesine dönüştürme çabası son derece yanlıştır. Benim için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı farklı yaklaşımımın olduğunu söyleyen Baykal, o zaman, buradan hareketle böyle düşünüyorsan seni nereye koyacağız? Benim Ankara’ya olan muhabbetimi, sende ölçecek bir mikyas var mı acaba? Bunlar çelişkidir, samimiyetten uzak yaklaşımlardır.

İş Bankası’nın yüzde 28.1 hissesine sahip olacaksın, bankanın yönetim kurulunda dört tane temsilci bulunduracaksın senin bu temsilcilerin karara imza atacaklar, bütün bu süreçte sesini çıkarmayacaksın, şimdi kalkıp Merkez Bankası’nın taşınmasına itiraz edeceksin. Lütfen biraz samimiyet. Enis Tütüncü, Mustafa Özyürek, Cevdet Selvi, Bülent Tanla, Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Topuz; hepsi bu yönetim kurulundan geçtiler. O dönemde ya da sonrasında, hangisi bu taşınmaya karşı çıkmış? Hani, başkentin içi boşaltılıyordu? Hani, başkent tuğla tuğla İstanbul’a taşınıyordu? Hani, rejim tehlike altına giriyordu?

Etkinlik artacak: Merkez Bankası operasyonel olarak bağımsızdır; bunu muhafaza etmeye devam edeceğiz. Bankanın İstanbul’a taşınması, operasyonlarda kolaylık ve etkinlik sağlayacak, bağımsızlığını pekiştirecek. Hiç kimse bu işin altında başka şey aramasın.


Ekren rapor hazırlatıyor

ABD Başkanı George Bush durgunluğa karşı 145 milyar dolarlık eylem planıyla sahneye çıkarken, Fransa da bu hafta bir eylem planını açıklamaya hazırlanıyor. Türkiye cephesinde ise bu konuda mutlak bir sessizlik hâkim. Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, dün TBMM’de dünya piyasalarındaki krizle ilgili sorular üzerine, bu konuda bürokratlara bir rapor hazırlatmakta olduğunu söyledi. Ekren, rapor tamamlanınca tespitleri kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi. Öte yandan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ise bugün bir basın toplantısıyla 2007 yılı bütçe gerçekleşmelerini açıklayacak.

2007 bütçe açığı 13,9 milyar YTL
Başbakan Erdoğan grup toplantısındaki konuşmasında 2007 bütçe gerçekleşmeleri hakkında da bilgi verdi. 2007 bütçe açığı hedefinin 16.8 milyar YTL olarak belirlenmiş olmasına rağmen, yıl sonunda 13.9 milyar YTL düzeyinde kaldığını belirten Erdoğan, 2002 yılında bütçe açığının gayri safi milli hasılaya (GSMH) oranı yüzde 14,6 iken, 2007’de yüzde 2,1’e düştüğünü söyledi.
İktidarları döneminde istikrarlı bir faiz dışı fazla elde edildiğini belirten Erdoğan, faiz giderinin GSMH’ye oranını hızlı bir şekilde düşürdüklerini anlattı. 2002’de yüzde 18.8 olan bu oranı, 2007 sonunda yüzde 7.5 seviyesine indirdiklerini, ifade eden Erdoğan, bütçe performansındaki başarının, borç dinamiğinin de de hızla iyileşmesini sağladığını belirtti. Kamu kesimi borçlanma gereğinin azalması sonucu kamu kesiminin net borç yükünün de hızlı bir düşüş trendi içine girdiğini söyleyen Erdoğan, 2002 yılında kamu net borç stokunun GSMH’ye oranı yüzde 78.4 iken, 2006 yılında bu oranın yüzde 45’e indiğini, 2007 yılı için yüzde 40’ın altına ineceğini tahmin ettiklerini kaydetti.

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir