Edirne köprüleri, yüzyıllardır hayatları birbirine bağlıyor

4 Dakika Okuma Süresi

Bulgaristan’da doğarak Edirne’de birleşmelerinin ardından Ege Denizi’ne dökülen Arda, Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerindeki köprüler, su üstündeki gerdanlıkları andırıyor.

Edirne’den geçen nehirlerin üzerindeki tarihî köprüler, yüzyıllardır hayatları birbirine bağlıyor. Bulgaristan’dan doğarak Edirne’de birleşip Ege Denizi’ne ulaşan Arda, Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerine yapılan köprüler, suyun üstündeki gerdanlıkları andırıyor. “Edirne Köprüsü Taştan”, “Edirne’nin Köprüleri Taştan Kaldırım” türkülerine konu olan tarihî köprüler, Osmanlı mimari sanatını yansıtıyor.

Osmanlı Devleti döneminde, Tunca ve Meriç nehirleri üzerine yaptırılan 8 köprü, bugün hâlâ geçiş için kullanılıyor. Şehrin en eski köprülerinden Gazimihal, 1420 yılında inşa edilmiş. 6 kemerli olan köprü, Tunca Nehri üzerinde inşa edilen ilk köprü olma özelliğini taşıyor. Fatih Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet döneminde 1452 yılında yaptırılmış taş bir köprü. Beyazid Köprüsü ise Mimar Hayrettin’in Edirne’yi süsleyen eserlerinden biri. Saraçhane (Şahabettin Paşa) Köprüsü, II. Murat’ın sadrazamlarından Şahabettin Paşa tarafından 1451 yılında 10 kemerli olarak inşa ettirilmiş. Halk arasında Saraçhane Köprüsü olarak bilinen köprü, Sultan II. Abdülhamid döneminde onarım görmüş.

Saray (Kanuni) Köprüsü, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1554 yılında inşa edilmiş ve Sarayiçi semtini Edirne’ye bağlayan 4 gözlü köprü. Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) Köprüsü ise 1608-1613 yılları arasında Mimar Mehmet Ağa tarafından inşa edilmiş. Yapımı sırasında ortaya çıkan “Nehri altın ve gümüşle doldurmacasına para harcandığı” söylentisi günümüze kadar gelmiştir.

Yalnız Göz Köprüsü ise Mimar Sinan tarafından yapılmış. Tek kemerli ve tek gözlü oluşundan dolayı ismi Yalnız Göz Köprüsü olarak kalmış. Meriç Köprüsü’nün yapımına 1842 yılında Sultan Abdülmecid zamanında başlanmış. 12 kemerli köprünün, gün batımının dünyada en güzel izlenebildiği noktalardan olduğu söyleniyor.

Bulgaristan’da doğarak Edirne’de birleşmelerinin ardından Ege Denizi’ne dökülen Arda, Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerindeki köprüler, su üstündeki gerdanlıkları andırıyor.

Edirne’den geçen nehirlerin üzerindeki tarihî köprüler, yüzyıllardır hayatları birbirine bağlıyor. Bulgaristan’dan doğarak Edirne’de birleşip Ege Denizi’ne ulaşan Arda, Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerine yapılan köprüler, suyun üstündeki gerdanlıkları andırıyor. “Edirne Köprüsü Taştan”, “Edirne’nin Köprüleri Taştan Kaldırım” türkülerine konu olan tarihî köprüler, Osmanlı mimari sanatını yansıtıyor.

Osmanlı Devleti döneminde, Tunca ve Meriç nehirleri üzerine yaptırılan 8 köprü, bugün hâlâ geçiş için kullanılıyor. Şehrin en eski köprülerinden Gazimihal, 1420 yılında inşa edilmiş. 6 kemerli olan köprü, Tunca Nehri üzerinde inşa edilen ilk köprü olma özelliğini taşıyor. Fatih Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet döneminde 1452 yılında yaptırılmış taş bir köprü. Beyazid Köprüsü ise Mimar Hayrettin’in Edirne’yi süsleyen eserlerinden biri. Saraçhane (Şahabettin Paşa) Köprüsü, II. Murat’ın sadrazamlarından Şahabettin Paşa tarafından 1451 yılında 10 kemerli olarak inşa ettirilmiş. Halk arasında Saraçhane Köprüsü olarak bilinen köprü, Sultan II. Abdülhamid döneminde onarım görmüş.

Saray (Kanuni) Köprüsü, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1554 yılında inşa edilmiş ve Sarayiçi semtini Edirne’ye bağlayan 4 gözlü köprü. Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) Köprüsü ise 1608-1613 yılları arasında Mimar Mehmet Ağa tarafından inşa edilmiş. Yapımı sırasında ortaya çıkan “Nehri altın ve gümüşle doldurmacasına para harcandığı” söylentisi günümüze kadar gelmiştir.

Yalnız Göz Köprüsü ise Mimar Sinan tarafından yapılmış. Tek kemerli ve tek gözlü oluşundan dolayı ismi Yalnız Göz Köprüsü olarak kalmış. Meriç Köprüsü’nün yapımına 1842 yılında Sultan Abdülmecid zamanında başlanmış. 12 kemerli köprünün, gün batımının dünyada en güzel izlenebildiği noktalardan olduğu söyleniyor.

Kaynak: Zaman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir