İstanbul’da çarpık kentleşmenin en yoğun yaşandığı ilçelerden Esenler’de, üzerinde Mimar Sinan’ın eseri tarihi su kemeri bulunan tek yeşil alana Albayraklar firmasınca inşa edilen “Kemer Park Evleri” için yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bölgedeki imar planı değişikliğini durduran karara Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı itiraz da reddedildi.
HUKUKU ve doğal değerleri hiçe sayan çarpık kentleşme olgusunun en önemli nedenlerinden biri olan “bürokrat-belediye-müteahhit firma” üçgeninin en son marifetlerinden biri İstanbul Esenler’de yaşandı. Albayraklar firmasının davalık olmasına rağmen inşaatını sürdürdüğü Kemer Park Evleri tamamlandı. Mahkeme kararı da inşaatın bitiminden sonra çıktı. Kararda, “İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleştiği anlaşılmıştır” denildi.
KAMU YARARINA AYKIRI
Bu kararla birlikte gözler inşaata izin veren Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle ilgili çıkacak karara çevrildi. Şirketin, tamamlanan 17 katlı, 14 blokta toplam 3 bin 500 konuttan satın alanlara tapu vermek için mahkeme sonucunu beklediği bildiriliyor. Her iki kararın dayanağı bilirkişi raporunda ise inşaatın şehircilik ve planlama ilkeleriyle, kamu yararına aykırı olduğu, tarihi su kemerini olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor. İptal kararı çıkar ve kesinleşirse binalar yıkılacak.
450 yıllık su kemerlerin tepesinde yükselen binalara karşı ilk mücadaleyi Esenler İlçe Belediye Meclisi’nin Saadet Partili üyeleri Burhan Kocaman, Nurettin Kızıl ve Nuri Sarıoğlu başlattı. 3 üye, Albayrak Yapı Grubu’nun Kemer Park Evleri inşasına imkan sağlayan 18 Şubat 2005 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediyesi imar planının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle 15 Temmuz 2005’te İstanbul 1. İdare Mahkemesi’ne başvurdu.
Meclis üyesi Burhan Kocaman, “Esenler Belediye Meclisi’nde AKP’nin 30, CHP’nin 3, SP’nin 3 üyesi var. Bu süreçte CHP’li arkadaşlar bizi yalnız bıraktı. İsterdik ki beraber hareket edelim” dedi.
BİLİR KİŞİ RAPORU VAR
Davanın açılmasından 6 ay sonra 6 Ocak 2006’da Kemer Park Evleri’nin temeli Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından atıldı, yine davadan 18 ay sonra bilirkişi raporu hazırlandı. Yrd. Doç. Ali Kılıç, Yrd. Doç. Erkan Koç ve Harita Kadastro Mühendisi Mehmet Ballı’dan oluşan bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda, “Bu boyutuyla şehircilik ve planlama ilkeleri, kamu yararı, ilgili yasa ve yönetmeliklere aykırı bulunmuştur” denildi. 30 Kasım 2007’de tamamı bitmiş inşaat için yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Kararda, bilirkişi raporuna dikkat çekilerek idari işlemin hukuka açıkça aykırı olduğu belirtildi. Büyükşehir, karara itiraz etti. İtiraz, idari işlemin (plan tadili) hukuka aykırı, yürütmeyi durdurma kararının hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle reddedildi. Hem kamuoyu, hem de Kemer Park Evleri’nden konut satın alanlar şimdi mahkemenin kararını bekliyor.
Kaynak: Hürriyet



1 Yorum
Mustafa Mutlu
Kim ne kazandı ne kaybetti?
Saadet Partisi projeyi mahkemeye taşıdığı için kamu yararını korumuş oldu, prim yaptı.
CHP Saadet Partisini desteklemediği için prim kaybetti.
Akparti plan tadilatının arkasında olduğu için prim kaybetti, başka şeyler kazandı.
Belediye Bürokratları artık ellerinde istedikleri gibi oynayabilecekleri ve kazanç kapısı yapabilecekleri yasa dışı duruma düşmüş yapılar olduğu için kazançlı çıktılar.
Müteahit muhtemelen ya hepsini satmış yada “önemli değil siz taşının bir şey yapamazlar” diye satmaya devam edeceği için kazanç sağladı.
Konutları alanlar ve alacaklar en ufak bir tamir için bile bürokrasinin önünde hazırola geçecekleri için prim yapamadılar.
İmar planı ve Koruma Yasası delindiği için kamu yarar sağlayamadı.
Su kemeri kendisini muhtemelen kaale almadan hazıranmış bir proje ile geri plana atıldığı için kültür ve tarih kaybetti. (aksi varsa şimdiden özür dilerim)
Alın işte size bir imar sorunu. Mimarlar Odasında “mimarlığın önü açık” diyenlere ithaf edilir.
Halbuki:
Plan tadilatı sadece siyasetin keyfinde olmayacaktı. İstedikleri gibi oynayamayacaklardı.
Dava daha plan tadilatının yapıldığı an sonuçlanacaktı bu durum ortaya çıkmayacaktı.
Ya da proje Anıtlar Kurulu’ndan görüş alınarak hazırlanacaktı. Bu durum ortaya çıkmayacaktı.
Ancak kazançların bir bölümüne bakınca bu durumun ülkemizde kolay gerçekleşmeyeceği anlaşılıyor.