Gökçer Tahincioğlu
Hatay’da, depremde 76 kişinin yaşamını kaybettiği Tartıcı Apartmanı’nın altındaki Merkez Market’in kolonlarının kesildiği, binada usulsüz tadilat yapıldığına yönelik analiz ve raporlar Pamukkale Üniversitesi’nin bilirkişi raporuyla yok sayıldı. Merkez Market’le ilgili tespitleri boşa düşüren raporu, daha önce Kahramanmaraş’ta 35 kişinin yaşamını yitirdiği Manolya Apartması’nın yıkılması davasında MADO’nun sahiplerini sorumluluktan kurtaran bilirkişi heyetinin hazırladığı ortaya çıktı. Davada sorumluluk, 2011’de Hataylılar’ı deprem nedeniyle uyaran, binanın hesaplamasını 1986’da yapan ve tadilatlarla hiçbir ilgisi bulunmayan, muhalif kimliği ile bilinen mühendise kaldı. Mühendis, 2011’deki uyarısı nedeniyle de “sonuçları biliyordu” denilerek suçlandı

Hatay
Deprem davalarının hali ortada…
99 depreminden sonra yaşananlar tekrarlanmayacak diye çıkılan yolda kamu görevlilerinin önemli bir bölümü hakkında hiç işlem yapılmadı, ağır kusuru olanlar hakkında ağır ceza gerektiren olası kasttan değil bilinçli taksir suçundan işlem yapıldı, depremden sonra yaşanan skandallar yargının konusu bile olamadı…
Buna rağmen yakınlarını kaybedenlerin adalet mücadelesi sürüyor. O mücadele sayesinde, 11. Yargı Paketi’ndeki örtülü af düzenlemesinin kapsamından deprem suçları son dakikada çıkartıldı.
Ama skandallar da sürüyor.
* * *
Depremden hemen sonra, ders niteliğinde (!) bir söyleşi televizyonlarda yer alıyor. Haberin başlığı: “Hatay’ın en zenginlerindendi, şimdi çadırda.”
Söyleşi yapılan kişi Hatay’ın en zenginlerinden, 23 ayrı yerde Merkez Market adıyla marketi bulunan Mehmet Bulanık.
Bulanık, termal çadırında, önceden nasıl bir varlık içinde olduklarını, kahvaltı sofrasında çatal koyacak yer bile olmadığını, sürekli bu varlığın kıymetini anlatmaya çalıştığını, Allah’ın bir ders verdiğini söylüyor.
23 marketinden 20’sinin depremde yıkıldığı sıklıkla vurgulanıyor.
23 marketin 20’sinin birden neden yıkıldığı ise haberde açıklanmıyor.
Söyleşi kolayca bulunabilir…
* * *
Altında Merkez Market’in yer aldığı, yıkılan binalardan biri Tartıcı Apartmanı… Tam 76 kişi bu apartmanın yıkılması sonucu can verdi.
Binanın neden yıkılmış olabileceği konusunda, Türkiye’nin önde gelen deprem uzmanları mahkemeye bilimsel görüşlerini sundu.
Binada oturanlar, Merkez Market’in kolonlarının kesildiğini, bunu gördüklerini anlattı.
Vergi dairesinden alınan, vergi dairesinin görevlileri tarafından çekilen fotoğraflar üzerine yapılan analizlerde, bulunması gereken yerlerde kolon olmadığı tespit edildi.
Yerdeki karolar sayılarak, eksik kolonların tam yeri bile gösterildi.
Ancak bilirkişi olarak görevlendirilen Pamukkale Üniversitesi’ndeki bilirkişi heyetinin raporuyla tüm bu kanıtlar yargı için görünmez hale geldi.
Merkez Market’in sahiplerinin sorumlu olmadığı sonucuna ulaşıldı. Sadece iki satır, “Sorumlulukları yoktur” diye yazıldı.
Garip yanı, bilirkişi heyeti tanıdıktı!
Kahramanmaraş Onikişubat ilçesinde bulunan iki bloklu Manolya Sitesi de depremde yıkıldı ve 35 kişiye mezar oldu. Açılan davada, iki blokun yıkımından altı sanık sorumlu tutuldu ve yargı süreci başladı.
İlk bilirkişi raporu, sitenin A Blok’unun altında bulunan Tarhanacı Kafe’nin bağımsız duvarlarını kaldırarak ilave kat eklemesi yaptığını ve bu durumun binanın yıkımında etkili olduğunu ortaya koydu. Hem Tarhanacı Kafe’nin hem de MADO’nun sahipleri olan Mehmet Sait Kanbur ile Atila Kanbur, ‘bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçlamasıyla 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyordu.
İki kardeş mahkemenin hazırladığı ilk bilirkişi raporunda ‘asli kusurlu’ ilan edildi. Sanıkların itirazları üzerine Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden yedi akademisyenin hazırladığı ikinci bilirkişi raporu da ilk raporla benzer sonuçlar içerdi ve yine Atila Kanbur ile Mehmet Sait Kanbur’u asli kusurlu buldu. Ancak sanıklar bu rapora da itiraz edince, dosya Pamukkale Üniversitesi’ne gönderildi.
Pamukkale Üniversitesi’nden gelen Prof. Dr. Fatih Çetişli, Prof. Dr. Hüseyin Ceylan, Prof. Dr. Ali Haydar Kayhan, Dr. Öğr. Üyesi Özge Ersu Çakır, Dr. Öğr. Üyesi Engin Nacaroğlu, Dr. Öğr. Üyesi Halit Coza ile Dr. Arş. Gör. Gökhan İmançlı imzalı bilirkişi raporunda MADO’nun sahipleri Mehmet Sait Kanbur ile Atila Kanbur’a herhangi bir kusur atfedilmedi. Bunun yerine, müteahhidin, statik proje müellifinin, belediye proje kontrol birimi sorumlularının ve fenni mesulün asli kusurlu olduğu belirtildi.
Bu raporun ardından mahkeme, Mehmet Sait Kanbur ve Atila Kanbur’un yurtdışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrolünü kaldırdı ve bundan sonra duruşmalara katılma zorunluluklarının da olmadığını bildirdi. Önceki iki rapor ile sanıkların bile kabul ettiği tadilatların yeni raporda sadece üç cümleyle geçiştirildiği anlaşıldı.
Bu kadar tesadüf ilginç değil mi?
Kanbur kardeşlerin siyasi bağlantıları gayet iyi biliniyor.
Merkez Market’in sahiplerinin bağlantılarını da Hatay’da herkes iyi biliyor.
* * *
Ama hikâye bununla bitmiyor.
Hatay Adliyesi’nde yapıldı bu yargılama, dava dosyasına ulaşmak zor değil. Meraklısı hemen ulaşabilir.
Tam 76 kişinin yaşamını kaybettiği dosyadaki onlarca avukat da biliyor olanı biteni.
Resmin tamamına bakınca tablo netleşiyor.
Söz konusu apartman, 1986 yılında, 1975 Yönetmeliği’ne uygun olarak yapılmış.
Bilirkişi raporu ile market sahipleri kurtarıldığı, bugüne kadar kamu görevlileri hakkında da işlem yapılmadığı için davanın sadece iki sanığı var.
Biri 80 yaşında, ağır hasta müteahhit, Mehmet Tartıcı, diğeri binanın 1986’da statik hesaplarını yapan mühendis Cihat Mazmanoğlu…
Mazmanoğlu, soruşturmayla birlikte, ağır sağlık sorunlarına rağmen tutuklandı. Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sonunda 17,5 yıl hapse mahkûm edildi. Müteahhit Tartıcı da öyle.
İstinaf mahkemesi de bütün kanıtlara rağmen iki satır gerekçeyle bu kararı yerinde buldu. Dosya şimdi Yargıtay’a gidiyor.
* * *
İşte bu noktada binanın öyküsünü anlatmak gerekiyor. Zira davaların nasıl görüldüğünü de gösteren bir akış söz konusu.
İddianame aşamasında da nedense binayla ilgili ortaya konulanlara fazla yüz verilmemiş.
Mazmanoğlu, Hatay’da İnşaat Mühendisleri Odası başkanlığı da yapmış, tanınan bir isim.
82 bina yapmış Hatay’da… Yıkılan sadece iki bloklu Tartıcı Apartmanı’nın bir bloğu.
Muhalif kimliği bilinen Mazmanoğlu, iddianamede enteresan bir bakış açısı ile suçlanmış.
2011 yılında bir gazeteye yaptığı açıklamada, “Hatay da bir deprem olması durumunda 35-40 bin kişinin ölebileceğini” söyleyen Mazmanoğlu’nun ifadeleri, aleyhine delil sayılmış.
İddianamede, “yazıdan da anlaşılacağı üzere şüpheli Cihat Mazmanoğlu’nun 1. dereceden deprem kuşağında bulunan Hatay İlinde, deprem yönetmeliğine ve mevzuata aykırı bina inşası durumunda binanın yıkılabileceği ve ölümlerin meydana gelebileceği şeklindeki neticeyi net bir şekilde ön görebildiği” yorumu yapılmış.
Hatay için yaptığı uyarı, suçlamaya dönüşmüş.
* * *
Dosyadaki diğer tespitlere bakalım:
- Mazmanoğlu, 1986’da statik projeyi yaptıktan sonra yurtdışına çıkmış, 1991 yılına kadar dönmemiş. Bina için, 1987’de, Mazmanoğlu ülkede değilken tadilat ruhsatı alınmış.
- 1987’de, binanın zemin katı dükkana çevrilmiş, duvarlar kaldırılmış. Çatı katında piyes kat oluşturularak, üç daire dublekse çevrilmiş. Bütün bunlara rağmen statik proje yenilenmemiş. Apartmanın bu yükleri taşıyıp taşımadığı yeniden hesaplanmamış ve ruhsatı verilmiş.
- Yetmemiş, daha sonra binanın çatısına 350 tonluk güneş enerjisi sistemi kurulmuş. Yine binanın nasıl etkileneceği hesaplanmamış.
- Bu konularda ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erdem Canbay, eski Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği ve Kandilli Deprem Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Nuray Aydınoğlu, Hacettepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Aldemir, Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yağmur Kopraman gibi isimler dosya için hazırladıkları bilimsel görüşte, apartmanda yapılan değişikliklerin eski statik hesabı ortadan kaldırdığını açık biçimde yazdı.
- Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Üzülmez, Dekan Yardımcısı Dr. Gökhan Ölmez de hukuken illiyet bağının 1987’de kesilmiş olduğunu, binada farklı bir durumun ortaya çıktığını bilimsel görüş olarak bildirdi ancak bütün bu raporlara itimat edilmedi. Ceza yasasının mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç ile Prof. Dr. Cumhur Şahin’in aynı yöndeki görüşü bile dikkate alınmadı.
Uzmanlık sıkıntısı
- Buna karşılık, hükme, Pamukkale Üniversitesi’nin bilirkişi raporu esas alındı. PAÜ raporunu imzalayan Prof. Dr. Hüseyin Ceylan’ın ulaştırma alanında olduğu ve asfalt çalıştığı, Dr. Engin Nacaroğlu’nun bütün çalışmasının boru hatları ile ilgili olduğu, Dr. Özge Ersu Çakır’ın hayatı boyunca hep çelik bina çalışmış olduğu, hiç betonarme binayı çalışmadığı, Dr. Halit Coza’nın mimar olduğu ve betonarme bina ile ilgili bir tecrübesinin olmadığı mahkemeye bildirildi ama bu itiraz da sonuç vermedi.
- Heyetteki isimlerden betonarme konut binalarında dolgu duvarların önemine ilişkin çalışması bulunan Prof. Dr. Ali Haydar Kayhan ve dolgu duvarlarda boşluk açmamanın, kapı pencere boşluklarını bile asgariye indirmenin önemine ilişkin çalışması bulunan Prof. Dr. Fatih Çetişli haricinde uzman isim olmadığı söylendi.
Belediyeye soruldu, tanıklıklar yok sayıldı
- Merkez Market’te kolonların kesildiğine yönelik iddiayı ilk olarak apartmanda yaşayanlar ortaya attı. Marketin üzerindeki dairede oturan apartman sakini başta olmak üzere tam altı tanık, kolonların kesildiğini gördüğünü söyledi. Buna karşılık, mahkeme belediyeden bu konuda şikâyet olup olmadığını sordu. Şikayet olmadığı yanıtı gelince tanık ifadeleri yok sayıldı.
Kolon araştırması
- Bunun üzerine kolonlarla ilgili olarak mağdur yakınları ve avukatları araştırma yapmaya başladı. Bu aşamada zemin kat konsol ve kirişlerin projeye aykırı biçimde hiç yapılmadığı anlaşıldı.
- Her iş yeri açılışında vergi dairesi görevlilerinin fotoğraf çektikleri akla geldi. Binbir zorlukla bu fotoğraflar alınarak marketin içi incelendi.
- Pamukkale Üniversitesi raporunda, hem ruhsatsız tadilat yapıldığına yönelik belge olmadığı belirtiliyor hem de müteahhit çatı katı imalatı nedeniyle hesap raporu bulunmadan inşaat yaptığı için suçlanıyordu. Bu çelişki de anlatıldı.
- Mahkeme kararında, fotoğrafların incelenmesi sonrasında, kolon kesilmediği sadece 10-14 cm’lik bölme duvarların kaldırıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporuna dayanılarak söylendi. Ancak yapılan araştırma farklı bulgular içeriyordu.
- Markette sadece kolonların kesilmediği, arkada yer alan üçüncü dairenin de markete dahil edildiği bildirildi. Vergi Dairesinden işyeri açılış esnasında çekilen fotoğraflar temin edilerek bu fotoğraflarla, üç boyutlu modellemeler ile analiz yapıldı.
- Bu analizler sonucu projeye göre kolonların olması gereken yerde olmadığı gösterildi.
- Bununla yetinilmedi, fotoğrafta görülen bir markanın kutusunun boyutu hesaplanarak, yer karolarının ölçüsü hesaplandı. Karoların toplam sayısından kolon bulunmayan boş alanın metrekaresine ulaşıldı. 9 x 4,5 metrekarelik bomboş bir alan bulundu. Projeye göre böyle boş bir alanın bulunamayacağı, mutlaka burada kolon olması gerektiği aktarıldı ama bu itiraz da sonuç vermedi.
Kaynak: T24


