‘Su şehri’ olarak anılan Bursa, gelişen sağlık turizminden payına düşeni yeterince alamıyor. Araştırmalara göre, Bursa, şifalı suları yönüyle Avrupa’daki kaplıcalardan üstün özellikler taşıyor. Çekirge ve Kükürtlü’de 2 termal su kaynağına sahip olan Bursa, kimyasal analizleri farklı sonuçlar veren iki kaynağı ile de şifa dağıtıyor.
Dünyada termal turizme olan ilgi her geçen gün artarken, yüzyıllardır şifa dağıtan doğal kaplıcaları nedeniyle ‘Su şehri’ olarak anılan Bursa, gelişen sağlık turizminden payına düşeni yeterince alamıyor. Dünyaca ünlü termal sularını verimli kullanamayan Bursa, yeterli tesise sahip olamamanın yanı sıra, mevcut tesislerini de modernize edememenin sıkıntılarını yaşıyor. Bu alandaki üstünlüğünü başka illere kaptıran şehir, yeniden kaplıca kenti olarak anılmak için çalışmalar yapıyor.
Son yıllarda yaptığı ihacatla otomotiv şehri olarak anılmaya başlayan Bursa, tarih, turizm, tekstil, sanayi ve kaplıca kenti olma özelliklerini de bünyesinde barındırıyor. Her alanda marka olmayı başaramayan yeşil kent, kaybettiği yeşil ve tekstil kenti olma özellikleri gibi, kaplıca şehri olma özelliğini de yavaş yavaş yitiriyor. Evliya Çelebi’nin ifadesiyle, ‘kehribara benzer, sarı renkteki sıcak ve şifalı sular’ın Bursa’yı su şehri yaptığı belirtiliyor. Bursa’daki kaplıca ve içme sularının romatizmal, deri, dolaşım, solunum, kadın, sindirim, böbrek ve idrar yolları, göz, kemik ve kireçlenme hastalıkları, metabolizma bozuklukları ile hastalık ve ameliyat sonrası rahatsızlıkları olumlu yönde tedavi edici özelliğinin bulunduğu biliniyor. Uzmanların yaptıkları araştırmalara göre, Bursa şifalı suları birçok bakımdan Avrupa’daki kaplıcalardan üstün özellikler taşıyor.
Çekirge ve Kükürtlü’de iki ayrı termal su kaynağına sahip olan Bursa, kimyasal analizleri farklı sonuçlar veren iki kaynağı ile de şifa dağıtıyor. 46 derece sıcaklıktaki Çekirge termal suyu, düşük tuz içeriğine sahipken, Kükürtlü termal suyunun sıcaklığı ise 82 dereceye kadar ulaşıyor. Kaplıcalar, genel olarak, romatizmal, deri, dolaşım, solunum, kadın, sindirim, böbrek ve idrar yolları, göz, kemik ve kireçlenme hastalıkları, metabolizma bozuklukları ile hastalık ve ameliyat sonrası rahatsızlıklara iyi geliyor. Bursa Eski Kaplıca’nın suyu, sindirim yolu, kadın ve kalp-damar hastalıklarına iyi gelirken, üç menbadan sıcak ve soğuk olarak ulaşan Kara Mustafa Hamamı’nın suyunun ise, kısırlık başta olmak üzere romatizma, nevralji, gut, egzama, kadın hastalıkları ve kemik kırıklarına iyi geldiği belirtiliyor.
Türkiye jeotermal Derneği’nin verilerine göre, olumsuz şartlara rağmen, dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık turizmine (SPA), kaplıca ve şifalı sulara olan ilgi hızla artıyor. Termal turizm amaçlı olarak Almanya ve Macaristan’a yılda 10 milyon, Rusya’ya 8 milyon kişi gidiyor. japonya’nın sadece Beppu şehrine 12 milyon kişi akın ediyor. Ülkemizde 10 milyona yakın romatizmalı hasta bulunuyor ve bunların 7 milyonu şifa için termal merkezlere gidiyor.
Şehir merkezinde Kükürtlü kaplıcaları, Eski Kaplıca, Yeni Kaplıca ve Kara Mustafa Paşa Kaplıcaları bulunuyor. İlçelerde ise, İnegöl’e 27 km uzaklıkta Oylat Kaplıcaları, Mustafakemalpaşa’nın 15 km güneyinde, Akarca Köyü içerisinde bulunan Tümbüldek Kaplıcaları ve birçok bölgedeki sayısız işletmenin kullandığı kaplıcalar ile Bursa şifa dağıtıyor. Şifalı suların, modern tesisler yapılmasıyla birlikte, Bursa’nın kaderini önemli ölçüde değiştirebileceği belirtiliyor.
Vali Şehabettin Harput, şehri termal kenti yapmak istediklerini belirterek, MTA ekibinin termal kaynaklarda incelemelerde bulunduğunu kaydetti. TÜRSAB Güney Marmara Yürütme Kurulu Başkanı Handan Dilek Amcaoğlu da Bursa’da yıllardır 1-2 oteldeki istisna dışında hiç yatırım yapılmadığını hatırlatarak, Vali Harput’un çalışmalarının umut verici olduğunu ifade etti.
Kaynak: Zaman


