Gökay BAŞCAN

İstanbul Boğazda 1,2 kilometrelik uzunluktaki alanı kaplayan Galataport’un deniz kenarına havuz yapmasıyla birlikte kıyıların işgali yeniden gündeme geldi. Karaköy’de bulunan Galataport’un halkın kullanıma kapandığı alandan Beşiktaş İskelesi’ne kadar denizi gören yer neredeyse kalmadı. Öte yandan aynı hatta tartışmalı diğer yer ise Kabataş Transfer Merkezi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin dibindeki deniz görülebilecek tek alana yapılan yüksek yapı ise kıyıdan yürüyenlerin deniz manzarası kapatıldı. Ayrıca bölgede yaklaşık 8-9 yıldır süren inşaata ve yarattığı sorunlara bölge halkı tepkili.

Doğuş gruba ait Galataport’un yaptığı bu duvardan 1,2 kilometre ötesi halkın kullanımına kapalı. (Fotoğraflar: BirGün)

Osmanlı’daki yalı kültürü Boğaz’ın iki yakasını yıllar içerisinde kuşatırken kalan son kıyılar da AKP döneminde yandaşlara peşkeş çekildi. Daha önce defalarca iptal edilen projeye ilişkin 2013’te bugünkü ‘Galataport‘ ismiyle çıkılan ihaleyi 702 milyon dolarla Doğuş Holding kazandı. Galataport projesi, Karaköy rıhtımından Fındıklı’daki Mimar Sinan Üniversitesi’ne kadar olan 1,2 kilometrelik sahil şeridi ve 400 bin metrekarelik alanı kapsıyor. İçerisine oteller, lüks restoranlar ve kafeler açılan kıyı halkın kullanımına kapatan Galataport’ta ‘zenginler için yeni bir yaşam alanı’ kuruldu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TMMOB’ye bağlı odaların açtığı dava sonucunda projenin durdurulmasına ilişkin hakimleri hedef göstererek şu ifadeleri kullanmıştı: “Peki, yargıç hıyanet-i vataniye içinde olursa nedir? Bir yargıç söylemişti, vicdanıyla cüzdanı arasında diye. Herhalde böyle bir şey var burada. Birileri cüzdanı bir yerde unutmuş. Vicdan da olmayınca böyle şeyler doğuyor.”

Aynı güzergahta diğer bir sorun ise Eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş döneminde çalışmalarına başlanan “Kabataş Meydan Düzenlemesi ve Transfer Merkezi Projesi.” 2009 yılında kamuoyunda bilinen adıyla “Martı Projesi” revize edilerek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu döneminde yeniden başlandı. Temmuz 2020’de İBB’nin talebiyle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden akademisyenlerin yürütücülüğünde katılımcı bir süreç başladı. Ancak süreç sonlandırılarak proje IND Mimarlık isimli ofise ihale edildi. Başta Kent Savunması olmak üzere doğa savunucuları katılımcı sürecin bertaraf edildiğini, tüm çalışmaların kağıt üstünde kaldığını belirterek eleştirilerde bulundu.

KIYI YILLARDIR İNŞAAT ALANI

Karaköy’den Beşiktaş’a kadar kıyıdan yürüyerek sahili görebileceğimiz tek alanda 11 metre yüksekliğinde ve metrelerce uzunlukta bir yapının inşaatı beraberindeki metro ve Kabataş transfer merkeziyle birlikte sürüyor. Projenin sürüncemede kalması, yeniden ihale edilmesi derken aradan geçen 8-9 yıldır bölgede inşaat bitmedi. Geçen süre içerisinde inşaatın bölgede yarattığı sorunlar tepkilere neden oldu. Ayrıca inşaat süresi boyunca bölgede sahilin görülebildiği tek yer olan Fındıklı Parkı’nın önemli bir bölümü de kapatıldı.

Karaköy, Kabataş hattı üzerinde denizin görülebildiği tek alan yapılan bu yüksek transfer merkezi de deniz manzarasını kapatıyor. Ayrıca bölgede 8-9 yıldır inşaat sürüyor.

BÖLGEDEKİ TEK YEŞİL ALAN KAPALI

Ana kampüsü hemen inşaatın yanında olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Yalçıntan ile bölgeyi gezdik. Daha önce birçok dersin de işlendiği Fındıklı Parkı’nın inşaatlar nedeniyle 8-9 yıldır kapalı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yalçıntan, “Bölgedeki tek yeşil alan kapalı. 8-9 yıldır kamyonların arasında yürüyor, tozunu toprağıyla uğraşıyoruz. İmamoğlu geldikten sonra projeyi beğenmediği için yeni bir süreç işletildi. Bizim üniversiteden bir grup hocanın da içerisinde bulunduğu katılımcı bir süreç işletildi ancak sonra bir mimar arkadaşa verdiler projeyi” dedi.

Bölge halkının yeterince bilgilendirilmediğini ifade eden Prof. Dr. Yalçıntan, “Yurttaşa anlatmanız gerekiyor, burada üstün kamu yararı var ve şu kadar sürecek inşaat. Sonunda da ortaya bu çıkacak. Ancak insanlar ne zaman biteceğini, ne olacağını bilmeden yıllarca çamurun, tozun içinde yaşadı. Denizden uzak, yol olmayan inşaat sahalarından geçmeye çalıştı” diye konuştu.

Prof. Dr. Murat Yalçıntan
Akademisyen

BOĞAZ MANZARASINI KAPATIYORSUNUZ

Konuyu tasarım açısından değerlendirmediğini belirten Prof. Dr. Yalçıntan, “Ben bu projelerde sonuçtan ziyade sürece bakarım, ona saygı gösteririm. Ama burada süreç doğru yürütülmediği için çıkan ürüne de saygı gösteremiyorsun. Yani İstanbul’un tartışmasız en güzel yanı boğazı. Siz boğazı kapatıyorsunuz. Bu hatta denizi görebildiğin tek alanda manzara için insanları tırmandırıyorsunuz. Karaköy’den bu yana kapalı deniz manzarasını bu tasarımla birlikte en az 300 metre daha kapatıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Birgün

4 Comments

  1. bir de diğer taraftan kapatıp, otelin sosyal tesisi haline getirmişler. Hani insan şeffaf bırakır ve girilmese bile görüşü kesmez diyeceğim ama o lüks yerlere gelenler halkın gözlerinden rahatsız olacakları için böyle devasa perdeler oluşturmuşlar.

  2. Kamusal alan ve manzara diye bir kavram halen “kentleşme” sorunu yaşayan İstanbul’da ancak buna itiraz edebilen birikimdeki insanlarla konu edilebiliyor. Ne acı değil mi?

  3. sağolun Murat hocam, iyi bir çivi çaktınız bu unutkan ve aldırmaz kent halkının bilincine

  4. Gerçekten, bu kadar cesaretli ve halkın yaraını hiçe sayan kapatma işlemlerine bundan sonra belediyler dikkatli davranıp, hemen müdahale etmeleri gerekir. Bu inşaat firmaları nereden cesaret alıyorlarsa istediklerini yaptılar bugüne kadar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir