Milliyet, 2005 yılında görüntülediği Bodrum’a 3 yıl sonra yine gitti. Üç yıl önce tepelere kadar tırmanan beton canavarı, bu yıl tüm tepeleri ele geçirmiş. Bu yıl yeni moda denizi doldurmak. Bu talandan mavi bayraklı plajlar bile nasibini almış.

İnşaat hafriyatlarının denize dökülmesi veya kıyıların doldurulması nedeniyle katledilen Bodrum Yarımadası, her geçen yıl beton canavarının etkisiyle yok oluyor. Milliyet 2005 yılında görüntülediği Bodrum’u, 2008 yılında yeniden görüntülediğinde, ilçenin coğrafyasının üç yıl içinde ne kadar değiştiği ortaya çıkıyor.

Yarımadadaki bu değişime her yerde rastlamak mümkün. Üç yıl önce tepelere kadar tırmanan beton canavarının, bu yıl tüm tepeleri ele geçirdiği gözleniyor. Boş arazinin neredeyse kalmadığı Bodrum’da, bu yılın modası denizi doldurarak arazi kazanmak. Hafriyatlardan çıkan molozlar ise yarımadanın her yanına gelişigüzel dağılmış durumda. Bu talandan, mavi bayraklı, dünyanın en temiz kumsalları arasında gösterilen plajlar da nasibini alıyor.

Özellikle Bodrum Yarımadası’nın kuzeyi sayılan Göltürkbükü, Yalıkavak, Gündoğan beldeleri ve Turgutreis ilçesi doğa kıyımının en dikkat çeken yerleri arasında bulunuyor.

Yıkım ihalesine gelen yok

Mavi Yol Girişimi adlı sivil toplum örgütünün araştırmasında, Bodrum’un izinsiz dolgu alanlar ve iskeleler cenneti haline geldiği vurgulanarak, şu çarpıcı açıklamalara yer veriliyor:
“Bizim dolgu alan, iskele, kaçak bina ve otellerle ilgili suç duyurularımızı, ilgili belediyelere, mücavir alan dışında valilik ve kaymakamlıklara yaptığımızda prosedür şöyle işliyor:
Encümen kararıyla para cezası kesiliyor, yine encümen toplanıyor ve yıkım kararı alıyor. Yıkım ihalesine çıkılıyor kimse ihaleye girmiyor. Ve o yasal olmayan yapıya kimse dokunamıyor. Bizler şikâyet etmekle, ilgili belediyenin kasasına para koymuş oluyoruz. İlgili belediye ceza keserek görevini ihmal etmemiş oluyor. Ağır cezada yargılanmaktan kurtuluyor. İşletmeler de tüm görkemleriyle ruhsatsız ve kaçak olarak ticari hayatlarını sürdürüyorlar.”

Sivil toplum örgütleri her fırsatta devleti göreve çağırarak, “Mevcut planlama ve yönetim anlayışındaki yetersizlik sonucu, kıyılarımız gücü yetenin dilediğini izinsiz yapabildiği pek çok başıbozukluk örnekleriyle doludur. Bu durumun doğal sonucu denizsel ve karasal ekosistemin tahribi sonucunda kirlenen, çirkinleşen ve fakirleşen bir çevredir. Oysa bu doğal çevre, turizmin de en değerli sermayesidir” diyorlar.

b1.Jpeg
2005

 

b2.Jpeg
2008

Kaynak: Milliyet

2 Comments

  1. bir evlik kademeyi daha taşa sıralayıp sonra dağların etrafında Zigurat gibi dolaşır ve aynı tip “bodrum evi” yaparsanız üstelik çevreye uyumlu imar koşulları yüzünden bu manzara ortaya çıkıyor. bence bunların hiçbiri mimari bir düşüncenin ürünü değil, imarcı-korumacı-rantçı-bürokratik (içinde az biraz da diplomalı oldukları için mimari) düşünce şekli. kıyıları bu mantık bitirdi. bodrum için son olarak ne söyleyebiliriz bilmiyorum. bu yapıların ekonomik ömrü yüz yıl sonra dolarsa ve o sırada herkes akıllanırsa yıkıp yeteri kadar boşlukla yeni doğru dürüst birşey yapılır belki de.

  2. herşey ortada
    yeşil alana ne gerek süper tasarımlı bodrum evleri en güzeli bu evlerin bir özelliği ağaçlardan daha çok oksijen üretiyormuşşşş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir