Alternatif enerji konusu gündemdeyken Amerika’da ilginç bir çalışmanın yapıldığını öğrendim. Özel bir şirket denizlerdeki “tuzluluk farkından kaynaklanan ters akıntıyı” enerjiye çevirmeyi başarmış! Önce çalışmanın “devridaim makinesi” benzeri “nafile bir proje” olduğunu sandım. Biraz inceleyince yargılarım tümden değişti.

İşin içine girince merakım iyice arttı; Avrupa’da yayımlanmış başka literatür var mı merakına kapıldım. İspanya’da oldukça ciddi çalışmalar yapılmış. Keza Fransızların bu konuda bilimsel araştırmaları var. Örneğin Fransa’da yayımlanan özgün bir çalışmada Cebelitarık Boğazı’na kurulacak güç santralından büyük miktarda enerji sağlanabileceğinden söz ediliyor.

Cebelitarık Boğazı, Atlas Okyanusu’nun daha az tuzlu sularının Akdeniz’e; Akdeniz’in daha yoğun sularının ise Atlas Okyanusu’na geçişini sağlayan doğal bir eşik.

Atlas Okyanusu ortalama 5000 metre derinliğe sahip muazzam bir su kütlesi. Buna karşın Akdeniz ortalama 1500 metre derinlikte daha tuzlu bir içdeniz. İki denizin kavuştuğu eşik Cebelitarık Boğazı’nda ise derinlik sadece 350 metre!

“Atlantik” olarak da anılan Atlas Okyanusu’ndan “saniyede 1 milyon 200 bin metreküplük su kütlesi” tuzluluk farkının yarattığı akıntıyla tıpkı bir nehir gibi Akdeniz’e geçiyor. Buna karşın yine “bir saniyede 1 milyon metreküp tuzlu Akdeniz suyu” ise Atlantik sularına karışıp kayboluyor. İşin ilginç tarafı, bu “iki muazzam deniz nehrinin suları” katiyen birbirine karışmıyor. Düşük tuz yoğunluğuna sahip Atlantik suyu yüzeye yakın bölümde akarken yoğun tuza sahip Akdeniz suyu daha derinden okyanusa geçiyor.

Asırlar önceki “pliyosen döneminde” bir yer sarsıntısı sonucu açılan “Cebelitarık Boğazı”nın sığ derinliğine rağmen bu iki akıntıyı bünyesinde bulundurması “alternatif enerji arayışlarına” ilham vermiş. Öyle görünüyor ki yakın bir gelecekte Avrupa’nın tüm aydınlanma ihtiyacı buradan karşılanabilecek.

Cebelitarık Boğazı’nın bir başka özelliği de iki deniz arasındaki sıcaklık farkını bünyesinde bulundurması. Boğazın dip suları Akdeniz’in sıcaklığıyla neredeyse aynı. Bu sıcaklık yaklaşık 14 derece. Buna karşın okyanus suyu görece daha soğuk. Akıntıyı tuz yoğunluğunun ötesinde daha istikrarlı kılan unsurlardan biri de bu.
Projeleri enine boyuna inceleyince bizim boğazlarımızda da benzer bir dinamiğin olduğunu fark ettim. Harika coğrafyamızda büyük bir gücü elimizde tuttuğumuzdan galiba haberimiz yok diye düşündüm önce. Hemen Türkiye’de benzer bir çalışma yapılıp yapılmadığını incelemeye koyuldum. Literatüre girmiş birkaç öneri ilgimi çekti. Fakat tüm yönleriyle işin fizibilitesini de kurgulayan bir projeye rastlayınca epey şaşırdım.

Kendisiyle henüz tanışmadığım Prof. Dr. Uğur Kaynak ilginç gözlemlerle gayet önemli bir çalışma yapmış. Biraz araştırınca kendisinin Kocaeli Üniversitesi’nden emekli, orijinal projelere imza atmış değerli bir bilim adamı olduğunu öğrendim.

İddiası, özellikle İstanbul Boğazı’nın Türkiye’de enerji açığına çevre dostu çözümler getirebilecek muazzam bir potansiyele sahip olduğu yönünde. Bu ilginç iddiayı kendisi şöyle dillendirmiş makalesinde: “Karadeniz ile Marmara’nın tuzluluk farklılıklarından kaynaklanan ters akıntılarından yararlanılarak çalıştırılacak santrallarla Atatürk Barajı’na denk bir enerji üretimi sağlanabilir! Bu sisteme çevreci bir anlayışla Ege Denizi ve Marmara arasındaki Çanakkale Boğazı’nı da katmak mümkündür.”

Profesör Kaynak, iddiasını oldukça tatmin edici verilerle destekleyip şunu söylüyor: “İstanbul ve Çanakkale boğazlarından, gözümüzün önünde neredeyse Amazon Nehri debisinde bir su kütlesi hem de iki yönlü olarak akıp gidiyor. Biz ise sadece seyrediyoruz!”

Orijinal diyagramlarla desteklenen çalışmada işin mekaniği gayet güzel özetlenmiş. Ben şahsen böylesine yaratıcı fikirleri dillendirmesinden dolayı kendisini kutluyorum. En azından tıpkı “Cebelitarık” projesine benzeyen bir sistemi kendi mekaniğine uygun olarak bizim boğazlarımıza uygulamış.

Sistem ilk bakışta konuyu tartışmaya açmak açısından oldukça ümit verici argümanlara sahip. Ortaya koyduğu “enerji üretimi teorisi” inovasyon niteliği itibariyle üzerinde durulması gereken bir tasarı…

Perşembe günkü yazımda heyecan verici bu projenin bazı detaylarını sizinle paylaşmaya devam edeceğim.

Nur Demirok

Kaynak: Referans

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir