Bizans Sarayı’nı Turizm Bakanı kurtarır

4 Dakika Okuma Süresi

Sultanahmet’te, Bizans Sarayı üzerindeki otel inşaatını durduracak olan “Turizm Bakanı”dır. Bu sorun Turizm Bakanı’nın inşaat alanını bir defa gezerek “teftişiyle” çözülemez. Masada çözülür.

Bakan, inşaatı sürdüren Astay Gayrimenkul Yatırım şirketinin yöneticilerini Ankara’ya davet eder. Der ki, ” Size daha önce Turizm Bakanlığı bu araziyi tahsis etmiş. Yetkili kurullar izin vermiş. Ama bu işte bir yanlış var. Bu işin ne size, ne memlekete ve ne de otele ismini verecek işletmeci Four Seasons Hotel zincirine hayrı dokunacak. Geliniz bu işe bir çözüm bulalım. Turizm Bakanlığı olarak daha önceki yanlış tahsisi düzeltmek için biz size İstanbul’da bir başka alan tahsis edelim. Siz de demirleri sökünüz. Bugüne kadar yapılan kazılar ile İstanbul’a yaptığınız hizmetler için de size teşekkür edelim.”

Ve de bu sorun böylece çözülmüş olur.
Milliyet’in çok geniş bir şekilde, ısrarla izlediği, Bizans Sarayı üzerine inşa edilen otel konusunun geçmişini sayın okuyucularım için özetleyeyim.

# Yapı Kredi Bankası’nın bir zamanlar” Enternasyonal Turizm Yatırım” adında bir şirketi vardı. Turizm Bakanlığı 1990’nın başlarında, Sultanahmet’teki eski hapishane binası ile bahçesini otele dönüştürülmek üzere bu şirkete tahsis etti.
# Tahsis edilen arazi 23 dönümdü. Bunun 6 dönümünün üzerinde hapishane binası vardı. Kalan 17 dönüm alan hapishane döneminde askeri kışla olarak (muhafız taburu) için kullanılmıştı.


Ah ile vah ile sonuç alınamaz

# Enternasyonal Turizm Yatırım Şirketi hapishane binasını otele çevirdi. Otel 1996 yılında açıldı. Otelin işletmesini dünyanın en lüks otellerini işleten Four Seasons otel zinciri aldı.
# Sultanahmet Cezaevi binası içinde sadece 65 otel odası oluşturulabildi. Oda sayısını artırabilmek için tahsisli arazide ek bina yapma arayışı başladı.

Fakat tahsis edilen arazi eski Bizans Sarayı kalıntılarının da bulunduğu bölge olduğu için bölgede arkeolojik kazı yapılması gerekti.
17 dönüm arazide on yılda 10 milyon dolar harcamayla yapılan kazı sonucu yaklaşık 11 dönümlük arazide, Ayasofya’ya yakın olan bölümde Bizans Sarayı kalıntıları ortaya çıkarıldı.
# Bu kazılardan sonra yetkili kurullar arkeolojik park alanı olarak belirlenen alan dışında kalan yaklaşık 6 dönümlük arazinin yarısında (3 dönümlük alanda) (masa gibi) 4 ayağa oturacak ve yerden 2.5 m yükseklikten başlayacak çelik iskelet üzerinde 50 yataklı bir ek otel binası yapılmasına izin verdi.


Bu iş oldubittiye getirilemez

# Bu arada Yapı Kredi’nin Enternasyonal Turizm Yatırım şirketi özelleştirmeden Beşiktaş’taki Devlet Konukevi’nin yarım kalmış binasını (eski Atik Paşa Sarayı binasını) 49 yıllığına otele dönüştürülmek üzere kiraladı.
# 2005 yılında Yapı Kredi Bankası’nın Enternasyonal Turizm Yatırım Şirketi Sultanahmet ve Beşiktaş’taki varlıklarını ve haklarını Astay Gayrimenkul Yatırım şirketine sattı.Devretti.
# Beşiktaş’taki otel inşaatı yakında tamamlanıyor. Tamamlandığında bu oteli de Four Seasons şirketi işletecek.
# Bizans Sarayı’ndaki ve Beşiktaş’taki inşaat çalışmaları ile Four Seasons işletme zincirinin ilgisi yok. Otellerin sahibi, yapımcısı Astay Gayrimenkul Yatırım şirketi.
# Gelelim sonuca. Ortada bir çarpıklık var. (1) Bizans Sarayı çok önemli bir tarihi eserdir. (2) Sultanahmet Cezaevi için yapılan tahsisi alan şirketlerin bu alanda on yılda yaptıkları arkeolojik kazı önemli bir hizmettir. (3) Bizans Sarayı kalıntıları yanına bina yapmakta ısrar etmek, (tahsisler ve izinler kanuna uysa da) cinayettir. Yapanı da izin vereni de kamu vicdanında, bugün de yarın da mahkûm eder. Kara leke olarak yıllarca kalır. Kapanmayan bir yara olarak yapımcıyı da (daha da önemlisi) işletmeci dünyanın ünlü otel zinciri Four Seasons’ı da üzer.

Bu cenaze ortada kalamaz. Cenazeyi kaldırmak bu hükümete, imamlık sorumluluğu da Turizm Bakanı’na düşer.

Kaynak: Milliyet
Yazar: Güngör Uras

3 Yorum

  1. halim kanıgür

    Dün M.Yılmaz bu konuyu ele alıp yazmıştı, bugün Güngör Uras… İzleyelim bakalım, diğer köşe yazarları da sıraya girip ele alacaklar mı? Bu da bir gösterge sonuçta.

  2. keriman ay

    şimdi köşe yazarları aynı konuya söylediğiniz gibi kampanyanın devamı olarak sırayla yer veriyorlar. ama hani duran bir saat bile günde iki kere doğruyu gösterir ya, acaba diyorum bir yandan da onların rövanş amaçlarıyla ülkenin koruma ihtiyacı çakışıp arada bir doğru işler yapılmasına neden oluyorlar mı, istemeden.

  3. Ertuğrul Ak

    Milliyet gazetesinin ve onun grubunun bu kadar net bir şekilde “tarihi kültürel mirasımıza” sahip çıkmaları, hazır bazı gazetelerde “tarihi İstanbul yarımadasını çağdaş bilimsel şekilde koruyalım” ilanı büyük sayfalar halinde verilirken üst üste geldi. Bir meslek odası, milliyet ve baülı olduğu grup (Türkye’nin medya tekeli) ülkenin bu çok önemli sorununa üst üste gelecek şekilde el attılar. Sultanahmet oteli büyütme projesinin kuruldan geçmesi de patlatılan sivilce gibi sanki. Bu projeyi kurul onayladı ve kurulun içinde bulunan eski mimarlar odası başkanına gözler çevrildi. Kurulun onayladığı proje için belediye başkanı, “kurul kararlarına saygılıyım, ne yapayım yani…” gibisinden bir açıklama yaptı.

    Milliyet yazarları tam kadro sorunun pşine düşerken ayrıca bir bu kampanyalarını devam ettirecek platformlar filan kuruyorlar.

    Benim gözlerim yaşarmış durumda. Büyük medya terihi envanterimize sahip çıkıyor ve kültür bakanını sıkıştırıp Sultanahmet otel projesine onay veren kurulun karşısına dikilyor. Bıraksalar kurul haddini bildirecek. Ne yürekli ne sağduyulu, ne yurtsever, ne hakkaniyetli basınmış bu.
    Oysa bundan aylar önce sadece Doğan grubuna pas edilmiş olan Hilton Oteli için farklı numaralı bir koruma kurulu “korunacak eser” diye karar alıp amaçlanan projenin önünü kapatmıştı. Amiyane değişle gruba bir şekilde aktarılan Hilton için “taş koymuştu”. E, bu böyle kalır mı? Madem bana yaptırmıyorsun, ona şuna buna da yaptırma… Hatta yaptırtmam, kurulun da projenin de ipliğini pazara çıkarırım.

    Lütfen dikkat edelim. Gerçekten arkeoljik alan ve hiç yapı yapılmayacak bir alan ise kurulun kararı da yanlış olabilir ve bundan dönülmelidir, bu da bir meziyettir. Ama işin altında bu rövanşı görmezlikten gelemeyiz. Hazır zaten ortada “bilimsel, çağdaş İstanbul planlaması” söylemi varken kalbalıkta herkes bir yere bir şey söyleyebilyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir