Yani bu birtakım insanlar gece başlarını yastığa koyunca nasıl uyurlar çok merak ediyorum..

Sorun orda.. Yıllardır artarak sürüyor.. Bir, tek bir kişi rahatsız olmaz mı, çözümsüzlükten.. Kollarını sıvamaz, beynini çalıştırmaz mı çözmek için.. Ya da en tepede madem, emirler vermez mi, “Çözün bunu artık, halkın çektiği işkence bitsin” diye..

Hayır.. Umurlarında değil.. Çünkü kendileri o işkenceyi ne yaşıyorlar, ne de görüyorlar.. Onlar sokağa çıkma kararı verdiler mi, İstanbul’un tüm trafik araçları ve memurları, onların en rahat yolculuk etmesi için yollara düşüyor saatler evvelden, önlemler alıyor..

İstanbul’un, İstanbul halkının hizmetinde olması gereken trafik, sadece patronlarının, amirlerinin, protokolün emrinde iş yaptığı için, ruhları duymuyor. Şikâyetlere de kulakları tıkalı..

İstanbul Valisi’nden söz ediyorum.. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan.. İstanbul Emniyet Müdürü’nden.. Sırça köşklerinde keyif içinde oturup, çözüm için kıllarını kıpırdatmayanlardan..

İstanbul trafiği felç.. Giderek daha da kötüye gidiyor.. Peki nasıl düzelecek?.. Kim düzeltecek?..

Sorumluluk hisseden.. Rahatsız olan..

Hani nerde?.. Örnek efendiler, örnek.. Her gün içinde yaşıyorum, ordan biliyorum..

Mesela dün sabah Tepecik Yolu Nispetiye girişinden, sonuna kadar, iki kilometre tıkalıydı.. Niye.. Kilit de ondan.. Yol sonundaki kavşak kilit.. Sola dön, 50 metre ötede köprüye inen kavşak kilit.. İn aşağı, düze gelen kavşak kilit.. Sür 50 metre daha, köprüye giriş kavşağı kilit.. Köprü zaten Allahlık.. Yani 200 metre içinde kilitli 5 kavşak olursa o trafik yürür mü?.

Peki, bu bilgisayar, bu MOBESE, yani gözlem ekranları devrinde, bu kilit kavşaklara polis niye anında müdahale etmez?.. Niye bu zaten kilit yola yeni girişi engellemez, başka yöne çevirmez, uygar ülkelerde olduğu gibi?.. Çünkü İstanbul Trafik polisi dedim ya, halkın değil, patronlarının imdadına yetişmek için programlanmıştır. Böyle bir planları, eylemleri yoktur ki.. Halk sürünsün yollarda, evine, işine 2 saat geç gidiversin, onlara ne ki..

Peki bu kavşaklar niye kilit.. İşte onun sebebi bizler.. İçimizde uyanıklar var. Trafik sıkışınca, kendisine yasak olan şeritlere, ters yollara, kavşaklara dalan.. Bir kavşağa dört bir yandan böyle uyanıklar dalınca, ileri gitmek de, geri kayıp yol vermek de mümkün olmuyor.. O zaman al sana kilit..

Dünyada en büyük trafik suçudur. Bu yüzden de cezası en ağır olandır, çıkamayacağı kavşağa girip, kavşağı kilitlemek.. Bizde, sorun trafik polisleri bilmez böyle bir trafik suçu olduğunu..

Dünyada sık kilitlenebilecek kritik kavşaklar, bu yüzden damalı çizgilerle zebra gibi boyanır. Bu zebranın üzerinde dururken yakalandınız mı, ülkesine, kentine göre, 1 milyardan 3 milyara kadar ceza ödersiniz.. Ciğeriniz yanar, bir daha yapmazsınız..

Şimdi bu kentin Valisiyle, Belediye Başkanı bir araya gelseler.. Çözümü anında bulurlar. Belediye Başkanı kritik kavşakları zebraya boyar. Valinin polisleri de zebra üzerinde duran, yani çıkamayacağı kavşağa girip trafiği tıkayan uyanıklara basar cezayı, bakın bakalım, uyanık, muyanık kalır mı?.

Şimdi gelelim esasa.. Bunca kilitlenme sebebi ne peki?..

Çünkü yol değil, kaldırım mühendisleri, tıpkı Birinci Köprünün Anadolu yakası çıkışında olduğu gibi, ikinci köprünün Etiler girişinde ayni akıl almaz, ayni aptalca hatayı yapmışlar. Köprüye giren yolla, köprüden çıkan yol bir X harfi şeklinde birbirinin içinden geçiyor. Giren araba ile çıkan araba birbirinin yolunu kesiyor yani.. Şimdi yoğun trafikte bu X harfinin halini düşünün, uyanık halkımın ülkesinde..

Yahu bir Allah’ın kulu çıkmaz mı, bu nasıl yol, oto yol mühendisliği, plancılığıdır ki, en yoğun iki trafik iç içe geçirilir diyecek ve senelerdir devam eden bu rezilliğe bir çözüm, yeni bir yol planlaması isteyecek.. Yöre park gibi.. İstediğin yolu yaparsın üstelik o kadar rahatsın. Ne istimlak gerekir, ne yıkım.. Kafalı bir yol plancısı ve “Vatandaşın sıkıntısını çözün” diyecek bir otorite yeter..

Hani nerde?..

Beni kahreden bu..

İstanbul sahipsiz.. İstanbul kimsenin umurunda değil..

Bir emirle çözülebilecek sorunlar bile yerli yerinde duruyor yıllardır, çünkü o emri verecek “Adam” yok, ortalıkta!..

Hıncal Uluç
Kaynak: Sabah

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir