Beton kentlerin fotoğrafları

7 Dakika Okuma Süresi

Ülkenin dört bir yanında ormanlar, tarım alanları, kıyılar ve kentlerdeki yeşil alanlar yapılaşma baskısıyla hızla azalıyor. Özellikle İstanbul’daki betonlaşma hızlandı. Kentlerde kişi başına düşen yeşil alan oranı azaldı. Uzmanlara göre betonlaşma yalnızca doğayı değil, kentlerin suyunu, gıdasını, geleceğini tehdit ediyor.

Beton kentlerin fotoğrafları
Bahçeşehir Gölet çevresi öncesi ve sonrası (sağda)
Sibel Bahçetepe

AKP’nin ranta dönük politikaları ormanlar, tarım alanları, kıyılar, su havzaları ve kent içindeki yeşil alanları giderek daralttı.

Kentsel dönüşüm projeleri, mega ulaşım yatırımları, yeni uydu kentler ve lüks konut projeleri, kentin birçok bölgesinin çehresini tamamen değiştirdi. Bir dönem halkın ortak kullanımında olan kıyılar otel, marina, rezidans ve turizm projeleriyle daraltılırken kentlerdeki park ve yeşil alanlar konut, ticaret ve ulaşım projelerine açılıyor. Pek çok noktada dikkat çeken fotoğraf beton yığınlarının giderek artması, gökdelenler, toplu konutlar ve otoyollar adeta örümcek ağı gibi kentleri çevreliyor. Uzmanlara göre betonlaşmanın etkileri yalnızca yeşil alan kaybıyla sınırlı kalmıyor; kentte ısı adası etkisinin büyümesi, sel riskinin artması ve su kaynaklarının baskı altına girmesi gibi sonuçlar da doğuruyor.

İstanbul’dan İzmir’e, Muğla’dan Antalya’ya, Bursa’dan Kocaeli’ye kadar pek çok kentte benzer bir tablo yaşanıyor. Megakent İstanbul’da bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden birini yaşadı. AKP döneminde yapılan yüzlerce imar değişikliğiyle halkın kullanımına ayrılan alanlar inşaat şirketlerine peşkeş çekildi. Sağlık, eğitim ve park alanları yapılaşmaya açıldı, toplanma alanları rant projelerine dönüştürüldü. Emsal artışlarıyla kentte 3,5 kat fazla inşaat yapıldı.

TEK İLKE RANT

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi, akademisyen Prof. Dr. Pınar Pelin Giritlioğlu, kentlerin hızla betonlaştığını belirterek ‘‘Bu sistem, müteahhitlik sistemini besliyor. Belediyeler, bakanlıklar müteahhitlerle işbirliği içinde. Rant sistemi kurulmuş. Bunun sonucunda ormansızlaşma, su havzalarının, tarım alanları ve mera alanlarının kaybını görüyoruz. Yalnızca doğal alanlar kaybedilmiyor kentlerin gıda ve su güvenliği de tehdit altına giriyor’’ dedi. Kent planlamasında önceliğin doğal eşiklere verilmesi gerektiğini vurgulayan Giritlioğlu, geçmişte planlamanın rüzgâr koridorları ve güneşlenme olanakları dikkate alınarak yapıldığını ancak rant odaklı yaklaşımın bu ilkeleri geri plana ittiğini söyledi. Giritlioğlu ‘‘Kentlerin içinde rüzgar dolaşmıyor, yağmur girmiyor, kar inmiyor, güneş doğru açıyla gelmiyor. Bütün bunları rant uğruna kaybettik’’ dedi. Giritlioğlu, kentlerde rüzgâr koridorlarının yok edilmesinin ısı adası etkisini artırdığını, yapıların yanlış konumlandırılmasının da aşırı ısınmaya yol açtığına dikkat çekti. İstanbul’da yapılaşma baskısının yalnızca yeşil alan kaybı anlamına gelmediğini belirten Giritlioğlu, özellikle Kanal İstanbul güzergâhındaki tarım alanları, meralar ve su havzalarına dikkat çekti. İstanbul’un üst ölçekli planlarında 2030 yılı nüfusunun 16 milyon olarak öngörüldüğünü ancak kentin nüfusunun bunu geçtiğini anımsatan Giritlioğlu, nüfus artışı ile plan kararları arasındaki farkın eğitimden ulaşıma, altyapıdan gıdaya kadar birçok alanda baskı yarattığını anlattı. Giritlioğlu, özellikle deprem gibi büyük bir afette kentin dışarıdan yardım alamama ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Giritlioğlu, dünyanın farklı bölgelerinde beton yüzeylerin sökülerek geçirgen malzemelere geçildiğini, Türkiye’de ise bunun tersine doğal alanların yapılaşmaya açıldığını belirtti. ‘‘İklim krizi diye birşey yok, sistemin krizi, kapitalizmin krizi var’’ diyen Giritlioglu, ‘‘Yasalarla bu düzeni koruyoruz. Neoliberal yasalar bu tahribatı büyütüyor’’ değerlendirmesini yaptı.

***

DOĞAL ALANLAR PARÇALANIYOR

İstanbul’da Sazlıdere, Terkos ve Ömerli havzaları ile Kuzey Ormanları yapılaşma baskısının en yoğun tartışıldığı alanlar arasında. Kanal İstanbul ve yeni yerleşim projeleri kapsamında tarım alanları ve doğal alanların yapılaşmaya açılması tepkilere neden oluyor. Tablo İstanbul’la sınırlı değil. Türkiye’nin farklı kentlerinde kıyılar, ormanlar, tarım alanları ve kent içindeki yeşil alanlar benzer baskıyla karşı karşıya.

***

BAHÇEŞEHİR’DE KARŞI KONULMAZ YAPILAŞMA

İstanbul Bahçeşehir Gölet çevresindeki değişim, yıllar içinde çekilen fotoğraflara da yansıyor. Bahçeşehirliler Derneği, Bahşehir Gölet Gönüllüleri, Bahçeşehir Kent Platformu gibi çok sayıda yaşam savunucusu ve halk yıllardır betonlaşmaya karşı mücadele yürütüyor. Bahçeşehir Gölet Gönüllüleri’nden Kudret Çelebi, bölgedeki değişimin özellikle son yıllarda belirginleştiğini belirterek yapılaşma baskısının yalnızca gölet çevresiyle sınırlı olmadığını söyledi. Bahçeşehir’de ‘‘karşı konulmaz bir betonlaşma’’ yaşandığını ifade eden Çelebi, özellikle Hoşdere ve Vaditepe bölgesine dikkat çekti. Çelebi, Küçükçekmece Gölü’nün devamı niteliğindeki ekolojik alanların bulunduğu bölgede imar artışlarıyla konut yoğunluğunun yükseltildiğini aktardı. Bahçeşehir’de sosyal konut olarak tanımlanan projelerin  çevresinin ticari alanlarla kuşatıldığını ve alanın büyük ölçüde betonlaştırıldığını anımsatan Çelebi, gölet çevresindeki dönüşüme de dikkat çekti. Çelebi, bölgedeki yapılaşma kararlarına karşı geçmişte hukuki mücadele yürüttüklerini de sözlerine ekledi.

***

KIYILAR HALKTAN KOPARILIYOR

Betonlaşmanın en görünür yüzlerinden biri de kıyılarda yaşanıyor. Kamuya açık olması gereken kıyılar otel, marina, rezidans ve turizm projeleriyle giderek özel kullanımlara açılıyor. Kıyıdaki yapılaşma doğal peyzajı değiştirmekle kalmıyor. Deniz ve kara arasındaki ekolojik denge bozulurken, beton ve asfalt yüzeylerin artması yağmur suyunun toprağa ulaşmasını engelliyor. Kıyı alanlarının kamusal niteliğini kaybetmesi ise kent hakkını doğrudan etkiliyor. İstanbul’dan İzmir’e, Muğla’dan Antalya’ya, Bursa’dan Kocaeli’ye kadar çok sayıda kentte benzer bir tablo görülüyor. Bodrum, Fethiye ve Akyaka kıyıları; Antalya’nın Konyaaltı ve Aksu hattı; İzmir’in Mavişehir ve Menemen bölgeleri yapılaşma baskısının yoğunlaştığı alanlar arasında.

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir