Kentsel Dönüşüm Projesi, kendisini Maltepe’de çevik kuvvet ekipleri, dev dozerler ve gaz bombalarıyla gösterdi. Mahalleliler, maruz kaldıkları gaz bombaları ve coplara rağmen yıkıma direnince, 10 kişi gözaltına alındı. Yıkım ekipleri 20 gün sonra tekrar gelmek üzere mahalleyi terk etti.
Maltepe İlçesi, Başıbüyük Mahallesi sabah saatlerinde yıkıma ekipleriyle uyandı. Sulukule ve Tarlabaşı’nda bir çok insanı yaşam alanından koparan ‘Kentsel Dönüşüm Projesi’ kapsamında, 19 evi yıkmak ve Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) yapacağı dev konutlara yer açmak için gelen ekipler, mahallelilerin direnişiyle karşılaşınca, polis mahalleye çıkartma yaptı.
Evlerini yıktırmak istemeyen ve barınma hakkının devlet tarafından sağlanması gereken bir koşul olduğunu söyleyen mahalleliler, polis copları ve gaz bombalarıyla dağıtılmaya çalışıldı. Polisin şiddet kullanmasına rağmen direnişe devam eden Başıbüyük Mahallesi sakinleri, polisler ve yıkım ekiplerine taş atarak karşılık verdi. Çıkan olaylarda 10 kişi gözaltına alınırken, onlarca kişi de yaralandı.
‘EVLERİMİZİ YIKTIRMAYACAĞIZ’
Evlerinin içine kadar gaz bombaları atılan mahalleliler, Maltepe Belediye Başkanı Fikri Köse’nin defalarca “yıkım olmayacak”, “mağdur edilmeyeceksiniz” sözleri vermesine rağmen TOKİ aracılığıyla zengin etmeye çalıştıkları eş dostları için evlerinin yıktırılmak istendiğini öne sürdüler.
Fakir semtlerdeki arsa ve evlerin AKP İktidarı tarafından AKP’ye yandaş müteahitlere peşkeş çekildiğini ileri süren Başıbüyük Mahallesi sakinleri, “Başıbüyük Halkındır, Halkın Olacak”, “Evlerimizi Yıktırmayacağız” haykırışlarıyla saatlerce sürdürdükleri direniş sayesinde, yıkım ekiplerini bölgeden geçici olarak uzaklaştırmayı başardı.
AÇIKLAMA YAPILDI
“Başıbüyük halkının direnişi meşru ve haklıdır” diyerek bir basın açıklaması yayınlayan Temel Haklar Federasyonu açıklamasında “Siyasi iktidarın yasalarınca kolluk kuvvetlerinin halkın güvenliğini sağlaması gerekir. Bugün bir kez daha görülüyor ki polis, halkı değil, halkın sırtından zenginleşen, palazlanan müteahitleri şirketleri TOKİ’leri koruyor. Yine mağdur edilen, barınma hakkı elinden alınmaya çalışılan yoksul halk oluyor.’’ denildi. Yıkım ekipleri ve polis yetkililerinin evlerin boşaltılması için 20 gün süre tanıdığı bildirilirken, 20 gün sonrasında olacaklar için gözler Maltepe’ye ve TOKİ’ye çevrildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile TOKİ ve Maltepe Belediyesi arasında daha önce Başıbüyük Mahallesi’nin gecekondu dönüşümüyle ilgili protokol imzalanmıştı. Protokol gereği, mahallede yaklaşık 90 hektarı kapsayan parseller, kentsel yenileme alanı olarak belirlenmiş oldu. Ekipler ‘yıkın’ emri için hazır bekliyor. ONURKAN AVCI
Kaynak: Birgün



3 Yorum
Yılmaz Kuyumcu
Toki başkan yardımcısı geçen yıl Arkitera tarafından düzenlenen bir toplantıda 500.000 konut yapmayı planladıklarını ve mimarlara yasal zorunluluklar dışında başvurmayı düşünmediklerini söylemişti. O toplantıda Mimarlar Odası yoktu. Zaten bu konuyla ilgilendiklerini de hiç zannetmiyorum. Şu anki yönetim artık sadece gece mesajları konusunda başarılı.
Şimdi de Toki “şaha kalkmış” her yere kentsel dönüşüm adı altında tip projelerini taşıyor. Halbuki burada zaten oluşmuş ve iyileştirmeyi bekleyen bir doku var. Burada oturmak isteyen insanlar var. Bütün yapılması gereken, yeni yapılara harcanması düşünülen paraların altyapıyı/donatıyı iyileştirmek (mesela oturanları söylediği gibi daha mantıklı olan parkı yapmak) için kullanılması. Hem sosyal açıdan çok daha akıllıca, hem de daha az maliyetli. İyi bir planlama, destek, iyileştirme işte gerçek kentsel dönüşüm.
Derviş Parlak, çok uzun zaman Toki kredilerinin ferdi boyutta on yılı aşan bölgelerde de kullanılabilmesi için çaba göstermişti.
Erdoğan Yıldız
3 gündür Gülsuyu Gülensu Mahallesi sakinleri ve Güzelleştirme Derneği üyeleri olarak Başıbüyük’lü komşularımızın yanındaydık. 60 yaşlarında bir amcanın şiddet yüzünden, dayaktan değil, ayaklar altına alınmaktan değil, o yaşta kendisine ana avrat küfür edilmesinden ağlamasına tanık olduk… 14 yaşında genç kızın kafasına atılan dikişleri gördük.. 18 yaşında bir genç yoğun bakımda yaşam savaşı veriyor. Ve burası Filistin değil, Beyrut değil, Burası Başıbüyük Mahallesi…
Maltepe Belediyesinin mahalle halkına tapu sözü vererek seçimleri kazandığını, daha sonrada ilk Kentsel Dönüşüm uygulamalarına burada başladığını anlattılar. Kendi evlerine enkaz bedeli belirleyip, geri kalanını uzun vadeli borçlanmayla 200-250 YTL’ ye 15 yıl rehinli ev sahibi olma vaatlerini anlattılar. Asgari ücretle çalışan çoğu mahallelerin iş garantilerinin olmadığını, bu haliyle şimdi zor geçinen insanların apartman dairelerinde yaşamalarının mümkün olmadığını anlattılar.
Maltepe Belediyesinin ve Tilki Köse’ nin bir an önce bu yanlış karardan vazgeçip zaten toplu konut yapılması sakıncalı olan arazinin yeşil alan, park alanı olmasını isteniyor..
Diğer taraftan mahalleli kurulan şantiyelerin çalışmasına, malzeme, taşıt trafiğine izin vermeyeceklerini, her halukarda direneceklerini ifade ettiler. Dün ( 2 mart pazar günü) kadınlı erkekli 2000′ e yakın sakin, mahalle etrafında bir yürüyüş yaparak bütün Başıbüyük halkını direnmeye ve örgütlenmeye çağırdı.
Başıbüyük Mahallesi artık hep sokakta, normal yaşam ancak şantiye oradan kalkınca devam edecek…
Mustafa Mutlu
Aydınların, meslek odalarının, sol partilerin küçük hesaplarla boş bıraktığı alanlar bu gün belediyelerin keyfi yönetimlerinin at koşturduğu yerlere dönüşmekte. Kentsel dönüşüme depremini bekleyen kentte bir tabu haline getirirseniz tüm bunların da önünü açarsınız
Bu bölgede yapılan bir çalışmayı Mimdap’tan izliyorum. Katılımcı demokratik bir planlama çalışması. Ancak iyi niyetin yanında bu tür çalışmaların çok ciddi desteklere gereksinimi var. Bunların küçük örnekler olmaktan çıkartılıp ülkenin her yerine yaygınlaştırılması lazım, çünkü mülkiyet ve tapu sorunu olmayan yerlerde, toki kredilerinin zebellah gibi binalar yapmak için kullanılacağı yerde bu tür iyileştirme projelerine kullanılması çok daha akıllıca olurdu. (Tabi beşyüzbin konutu mimar olmaksızın (yasal zorunluluk dışında) yapmayı tasarlayan bir kuruluştan söz etmiyorum. Hem bu kadar acı yaşanmaz hem zebellahlardan kurtuluruz hemde daha insani boyutlardaki konutlarında çok daha sağlıklı nesiller yetişebilirdi. Meslek insanları için böyle bir olasılığın sağlayacağı imkanlardan söz etmiyorum bile. Ama son genel kurulda gördüğüm kadarıyla buradan fersah fersah uzaktayız.
Geçen günlerde “akıl tutulması” başlıklı bir yazı okudum. Pozitivist görüşün bir durumunun eleştirisiydi bu. Belki bunu tersine çevirmenin de zamanı. Sol için tüm bu yeni politikalar bir çıkış yolu olabilir. Yani bu sefer halkın kurtuluşu sayesinde solun yeniden doğuşu gerçekleşebilir.
Belki biz de bu arada yobazlarımızdan kurtulurduk.