Muğla’da ‘her yıl büyüyen’ turizm projesiyle ilgili yürütülen dava reddedildi. Projenin tümüne ilişkin olumsuz bilirkişi raporları yerine, içerisinde yer alan yat limanı hakkındaki olumlu raporun dikkate alındığı ortaya çıktı.

Havva GÜMÜŞKAYA

Muğla’nın Bodrum ilçesinde birinci derece arkeolojik sit alanı Aspat Kalesi ve tarihi yerleşkenin bulunduğu bölgede, turizm konaklama tesisi ile toplu konut projesine ilişkin 2018 yılından bu yana yürütülen dava süreci, hukuk garabetine döndü. 2020’de verilen ÇED kararına ilişkin açılan davada mahkeme heyeti, geçen yıl projenin içindeki başka bir alana ilişkin açılan davadaki bilirkişi raporunu dikkate alarak, davanın reddine karar verdi.

“Ant Yapı” tarafından inşa edilen ve ismi birçok kez değiştirilen “Anthaven” adlı inşaat projesine ilişkin 2018’den bu yana birçok dava açıldı. İlk dava şirketin, 2018’de Muğla Valiliği’ne yaptığı “Turizm Konaklama Tesisi ve Kapasite Artışı Projesi”ne ilişkin “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı verilmesinin ardından geldi. TMMOB tarafından açılan ve Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi. TMMOB’nin lehine çıkan rapor sonrasında inşaat durduruldu.

Ancak şirket 2 yıl sonra projeyi büyüterek yeniden ÇED başvurusunda bulundu. Küçük tatil köyü ile başlayan proje, büyük kompleks bir yapıya dönüştürüldü. 2020 Ocak ayında adı değişen projeye ilişkin ikinci kez ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verildi. TMMOB tarafından ikinci kez kararın iptali istemiyle dava açıldı. Davanın açılmasından bir yıl sonra keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına, ‘yürütmenin durdurulması’ isteminin ise bundan sonra değerlendirilmesine karar verildi.

HATALI BİLİRKİŞİ

Kararla, “maden mühendisi” gibi projeye konu alanla ve TMMOB’nin iddialarıyla ilgisiz uzmanlık alanlarından bilirkişilerin yer aldığı bir heyet oluşturuldu. Bilirkişi heyetinin hatalı belirlenmesi dolayısıyla bir kez daha yargılama uzadı ve projeye ilişkin inşaat faaliyetleri bu süreçte devam etti.

Keşif günü 12 dosya için inceleme kararı verilmesi nedeniyle ‘havanın kararması’ gerekçe gösterilerek sona bırakılan Aspat dosyasında, keşif yapılamadı. Davaya ilişkin keşif ancak 2022’de yapılabildi. Bilirkişi raporunda “Turizm ve konut işlevleri tanımlanmış dava konusu taşınmazların önemli doğa alanı kapsamında kaldığı, Proje Tanıtım Dosyası içeriğinde endemik ve nadir-önemli türlerin korunmasına yönelik tedbirlerin teknik yönden yeterli ve makul-kabul edilebilir olmadığı, doğal habitat/bitki örtüsünün büyük ölçüde değiştirildiği…” gibi ifadeler yer aldı. Projenin canlı türlerinin yaşam alanlarını yok ettiği, doğayı geri dönüşümsüz bir biçimde tahrip ettiği, korunması gerekli kültür varlıklarını zarara uğrattığı, alınacak önlemlerin teknik ve bilimsel açıdan yeterli olmadığı, proje konusu faaliyetin işlevsel-mekânsal açıdan gerekli olmadığı ve entegre bir tesis olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

TMMOB’nin iddialarını destekleyen bu raporun mahkemeye sunulmasının ardından mahkeme heyeti, bilirkişi heyetinin kanuna aykırı biçimde belirlendiğini fark etti. Mahkeme heyetinin hatasını fark etmesi keşiften 6 ay, bilirkişi raporunun hazırlanıp sunulmasından ise iki ay sonra oldu.

İNŞAATLAR DEVAM ETTİ

Mahkeme heyeti, dava sürecinde 3 buçuk yıl boyunca yürütmenin durdurulması yönünde karar vermedi ve şirket, dava süreci uzarken inşaat faaliyetlerine devam etti.

Projeye ilişkin geçen yıl yeniden keşif yapılarak yeni bir bilirkişi raporu hazırlandı. Ancak mahkeme heyeti, davalı tarafından sunulan birtakım belgeleri gerekçe göstererek ek bilirkişi raporu alınmasına karar verdi.

Hem bilirkişi raporunda hem de talep edilen ek bilirkişi raporunda hakkında “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen faaliyetin, alanın niteliği, su kaynakları, biyolojik çevre, flora ve fauna, canlı türleri üzerindeki etkileri, alanın kültürel ve tarihi dokusu, korunması gerekli kültür varlıklarına tahribatı, çevresel zararları ortaya konuldu. Proje Tanıtım Dosyası’nda yer alan taahhütlerin eksik ve yetersiz olduğu konusunda fikir birliğine varıldı.

TMMOB tarafından açılan davanın üzerinden geçen 4 yılın ardından davada çıkan kararda ise bu raporların hiçbirine itibar edilmedi. Projenin esas unsuru olmasına karşın farklı ÇED başvuruları yapılan “yat yanaşma limanı” hakkında alınan bir bilirkişi raporu “seçilerek” hüküm oluşturuldu. Dava, 4 yılın ardından projenin tümüne ilişkin TMMOB’nin lehine 2 bilirkişi raporu 1 ek bilirkişi raporu olmasına rağmen reddedildi.

 

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir