Asbeste karşı önlem şart

4 Dakika Okuma Süresi

İktidar yaşam alanlarını daraltırken çevre alanındaki uygulamaların eksikliği ise tehdit oluşturuyor. Uzmanlar “Asbestli binaların nasıl yıkılacağını dair hükümler çok açık. Bu hükümlere göre önlemler alınmalı” diyor.

Asbeste karşı önlem şart
Fotoğraf: AA
a
Berkay Sağol

Dünyada ve ülkemizde 1-7 Nisan tarihleri arasında asbest risklerine dikkat çekmek, uluslararası düzeyde asbest mağdurlarıyla dayanışmayı artırmak için “Asbest Farkındalık Haftası” etkinlikleri düzenleniyor.

Türkiye’de asbest kullanımı 2004 yılında sınırlandırılırken, 2010 yılında tümüyle yasaklandı. Ancak asbest günlük hayatta her an karşımıza çıkabilecek çok büyük bir tehdit. Eski sanayi ürünleri ile çalışan ortamlarda, gemi tamir, araba tamir-fren balata, kaynakçılık, izolasyon, yangın önleme, jeneratör çalışanlarında ve en önemlisi 6 Şubat depremlerinden sonra inşaat yıkımında asbest tehlikesi sürüyor. Uzmanlar, özellikle 2010 yılından önce yapılan binaların neredeyse hepsinde asbest bulunduğu görüşünde.

Depremden sonra Türk Tabipler Birliği ve Temiz Hava Hakkı Platformu yaptığı araştırmayla; Adıyaman’da alınan 30 toz örneğinin ikisinde, Maraş’ta 21 örneğin sekizinde, Elbistan’da ise 15 örneğin ikisinde asbest lifleri tespit etti.

UZUN YILLAR HAVADA KALIR

Asbest Söküm Uzmanı Kimyager Kenan Yıldız, deprem bölgesinde bina yıkım sürecine dikkat çekti. Yıldız, “Özellikle deprem bölgesinde ilk gün yapılar nasıl dikkatsizce yıkılıyorsa hâlâ o şekilde yıkım devam ediyor. Ancak bu durumu deprem bölgesiyle sınırlamamak gerekiyor. Ülke genelinde yapılan yıkımlar asbeste dikkat edilmeden sürüyor ve kurallara uyulmuyor. Yıkım ruhsatları düzgün verilmiyor ve bu yüzden Türkiye’nin tamamı asbest riski altında diyebiliriz” dedi.

Asbestin çok uzun süre yok olmayan bir materyal olduğuna dikkat çeken Yıldız, şöyle devam etti: “Asbest sadece yıkım yapılan bölgede değil, çok uzun mesafelere kadar yıllar içinde sirayet edecek. Uzun yıllar havada kalacak. Böyle bir materyalin önlenmesi de çok kolay aslında. Kurallarına uygun yıkım yapılmadığı için biz sürekli asbest tehdidiyle yaşamak zorunda kalıyoruz. Asbestin etkisini kısa vadede değil yıllar içinde göreceğiz. İnsanların yanılgıya düştüğü durum bu. Kısa sürede asbest sebebiyle bir hastalık ortaya çıkmıyor ancak uzun yıllarda etkisini gösteriyor.”

‘VAKALAR ARTABİLİR’

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Güler de “Asbestli binaların nasıl yıkılacağını dair hükümler çok açık. Bu hükümlere göre önlemler alınmalı ancak hiçbir tedbir alınmadan deprem bölgesi başta olmak üzere ülkenin tamamında binalar yıkılıyor. Bu yıkımların ve ortaya çıkan asbestin yol açtığı hastalıkları uzun yıllar sonra göreceğiz. Çıkan hastalıklara bu dönemin sebep olduğunu bilmemiz gerekiyor” diye konuştu. Bu yaşananların aynı zamanda bir iş sağlığı sorunu olduğunu da vurgulayan Güler, özetle şunları kaydetti: “Gemi söküm işlerinde önlemler alınmaya çalışılıyor. Enkazı kaldıran işçileri baktığımızda kendilerini korumaya yönelik özel önlemler alınmadığı gördük. Doğada da molozların yığıldığı yerlerde büyük olumsuzluklar yaşanacak. Asbest yıkıldığı yerde sorun, taşıyan için sorun, yaşayanlar için sorun ve bırakıldığı yerde de başka sorun. Birçok doğal kaynağa zarar veriyor. Biz hâlâ asbestin ekolojik sistemdeki etkisi ve insan sağlığı arasındaki ilişkiyi fark etmiyoruz. Çıkan hastalıkları buna bağlamamız gerekiyor ama bu sistemi de kurmadık. Deprem oldu, deprem bölgesindeki insanlar etkilendi ve insanlar Türkiye’nin birçok yerine dağıldı. Farklı illerde ortaya çıkan hastalıkların bölgeyle bağını kuracak sistemi kurmadık.”

Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir