Ankara Katliamı…

2 Dakika Okuma Süresi

Artık mitinglerde yetmiyor toma, biber gazı, gözaltı, cop…

 

 

Yetmiyor satırlarla sokağa çıkan ve her önüne gelene şiddet uygulayan sözde vatan sevicileri…

 

 

Yetmiyor binaların içini ateşe vermek…

 

 

Yetmiyor şafak vakti ev aramalar, işkenceler…

 

 

Artık bombalarla çalıyorlar hayatımızı, bombalarla öldürüyorlar bizi…

 

 

10 Ekim 2015 tarihi…

 

 

“Canlı var mı?” sorusuyla başlıyor gün.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bugüne kadar Ankara’da izinli yapılan hiçbir eylemi polissiz görmedim ben. Sadece Yüksel Caddesi’nde bir basın açıklaması yapsanız bile Güven Park’tan başlar Karanfil Sokağı’nda doluşur polis. İzni alınmayan eylemlerde ise zaten polis eylemcilerden önce ordadır.

 

 

 

Ama bugün, izni alınan ve “Barış” adına yapılacak eylemde bombalardan sonra geldi polis; tomasıyla, gazıyla, copuyla, silahıyla… İlk yardım eğitimi alan ve şoka giren insanlarımızdan önce yardım edebilecekken onlar yine insanlıktan uzak, nefretlerini kustular insanların üzerine.

 

 

 

İçişleri Bakanı “mitingle ilgili güvenlik zafiyeti olduğunu düşünmüyorum” dedi; o an 86 insanımızın canına kıyılmış, yüzlerce insanı yaralamış, yüzlerce insanı bu kanda boğmuş olduğunu hesaba katmadan!

 

 

Şimdi ise yiten canlarımızın sayısı 95’e yükseldi. Yüzlerce yaralı var. Hâlâ bulunamayan arkadaşlarımız var. Buna rağmen sosyal medya engelleniyor, telefon hatları çekmiyor; insanlarımıza ulaşmaya çabalarken aynı gün birden daha fazla öldürüyorlar bizi.

 

 

“Unutmayacağız” diyoruz ya hani, unutmaya izin vermiyor devlet; varlığını kanıtlamanın tek yolu katliamlar ve süreci zaman aşımı. Kısır döngü içinde sürekli öldürülürken, sadece doğum ve ölüm tarihi yazılan insanlarız biz bu topraklarda. Katiller kanımızla besleniyor.

 

 

İçim acıyor, umudum acıyor, vicdanım acıyor; kabustan beter yaşadıklarımız.

 

 

“Yok başka bir cehennem

 

 

yaşıyorsunuz işte.”*

 

 

*Behçet Aysan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir