Prof. Dr. Nevzat Çevik’in “Anadolu’nun ‘Pompei’si” olarak nitelendirdiği Likya birliğinin en önemli 6 kentinden birisi olan Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra-Andriake antik kenti kazıları başladı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik’in üstlendiği Myra-Andriake antik kenti bu yıl 15. yılını kutluyor. Büyük bir özveri ve heyecanla her yıl kazılara başlayan Çevik, “15. yıl, dolayısıyla 2010 yılında ilk yayımladığımız kent kitabından bu yana çok uzun yıllar geçti. Myra ve Andriake’de çok sayıda mimari yapı ortaya çıkarıldı ve çok sayıda küçük buluntu ele geçti. Yani fazlaca yeni bilgi ve bulgumuz var. Bu nedenle ilk programımız, ekibin tüm bilim üyeleriyle, 32 kişilik yazar ekibiyle beraber Myra ve Andriake’nin 15 yıllık keşiflerini anlatan yeni kitabını hazırlayarak bilimsel sorumluluğumuzu yerine getirmek” diyor.

 

 

 

 

 

 

NERO GÜMRÜK YAZITI

 

 

 

 

 

 

Çevik, bu yıl ki kazı programında ayrıca, “Buna paralel olarak da Andriake’de henüz kazmadığımız çok önemli bir alan olan Liman Gümrük Bölgesi’ni kazmayı planlıyoruz. Ünlü Nero Gümrük Yazıtı’nın ortaya çıkarıldığı bu yapı alanının kazılmasıyla önemli sonuçlara ulaşacağımızı tahmin ediyoruz. Bunlar yanında eserler üzerinde hem arkeolojik hem de epigrafik çalışmalarımız sürecek. Son yıllarda ortaya çıkardığımız diğer eserler gibi ünlü terra cotta koleksiyonuna ait yüzlerce parça da araştırılmaya – birleştirilmeye devam etmekte” diyor.

 

 

 

 

 

 

Bu yıl ki kazı çalışmalarının en erken eylül ortasına kadar devam edeceğini söyleyen Çevik, sürenin gelme ihtimali olan kaynaklara bağlı olduğunun altını çiziyor.

 

 

 

 

 

 

Bir kazıda bulunan en küçük bir parça bile hepimizin bildiği gibi büyük bir hikâyenin başlangıcıdır. Çevik, “Bir duvarın devamından bir küçük seramik parçasına, bir cam ve metal parçasından bir heykele kadar her bulgu bizim için yeni ve önemlidir. Bilinmeyenin aydınlatılmasına pay verdikleri ve taşıdıkları orijinal bilgi yükü farkıyla birbirlerine göre daha da önemlileşirler. Ve kazdıkça geçmişin tanıklarıyla elbette buluşulur. Bunlar büyük bir hikâyenin küçücük parçalarıdır” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik)

 

 

 

 

 

 

 

‘HAYAL PROJEM…’

 

 

 

 

 

 

 

  • Yeni projelerinizden bahseder misiniz? 

     

     

     

     

     

     

Çevik: Aslında Andriake’de liman merkez bölgesini kazıp konservasyonlarını da yapıp açık hava müzesine çevirip, Hadrian Granariumu’nu Likya Uygarlıkları Müzesi’ne dönüştürerek en büyük hayalimi bakanlığın büyük desteği ve ekibimin gayretiyle birlikte yerine getirdik. Şimdi, en önemli diyebileceğim projemiz, kazılarını ve malzeme restorasyonlarını tamamladığımız Myra Tiyatrosu’nu orijinal malzemeleriyle ayağa kaldırıp bölgenin bu en büyük tiyatrosunu korumak ve hayata katmaktır. Hayal projem ise “Anadolu’nun Pompei’si” dediğim 10 metre alüvyon altında yatan Myra kentini ortaya çıkarmak için gerekli kamulaştırmanın yapılmasıdır. Öte taraftan Demre sanayisinin yeni yerine taşınmasıyla, içinde nymphaionunun da bulunduğu alanı arkeoparka çevirerek Demre’ye ve bölgeye yeni bir cazibe alana daha kazandırmaktır. Bunlar yanında Andriake açık hava müze alanında eksik kazıları tamamlamak ve özellikle de limanın karşı yakasında da kazılara başlayarak liman çevresinde antik görüntüye yaklaşmaktır.

 

 

 

 

 

 

 

‘ELEŞTİRİM VALİLİKLERE, ÜNİVERSİTELERE, BELEDİYELERE…’

 

 

 

 

 

 

 

  • Kazı çok masraflı bir iş. Peki ödenekler yeterli mi? 

     

     

     

     

     

     

Özellikle kent kazıları çok masraflı bir iştir. Klasik kent kazılarında paranın miktarı kadar işin nitelik ve niceliği arttırılabileceğinden paranın belli bir yeterlilik sınırı da yoktur. Her sezon o yıl bulunan kaynaklara göre kazı, araştırma ve koruma projeleri geliştirilir. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Genel Bütçe’den, DÖSİM’den ve Türk Tarih Kurumu kaynaklarından bu yıl geçen yıllara göre oldukça fazla ödenek sağlamıştır. Bu konuda eleştirim valilikler, üniversiteler, belediyeler ve özellikle turizm kolundaki iş insanları gibi Bakanlık dışı sorumlu kaynak kurumlaradır. Bu sorumluların bazıları bu görevi gereğince yerine getirirken çoğunlukla da ilgisiz durmaktadır. Oysaki o kazılar ortaya çıkardıklarıyla öncelikle o yerel yerleşimlerin bilim, koruma, turizm, tanıtım, ekonomi, sosyal yükseliş gibi pek çok kaleminde öncü ve etkin bir rol oynamakta, halkın yaşamına önemli katkı vermektedirler. Yani herkes altın yumurtlayan tavuğun yumurtasının peşinde, asıl sahibi olan bakanlığın dışında tavuğu besleyene de çok rastlanmıyor.

 

 

 

 

 

 

 

‘BİZ GÖREVİMİZİ TAMAMLADIK’

 

 

 

 

 

 

 

  • Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nde çalışmalar nasıl gidiyor? 

     

     

     

     

     

     

Biz yüzlerce bilim ve kültür-sanat insanlarıyla birlikte görevimizi tamamladık. Proje marifetiyle Arkeometri laboratuvarları, Kütüphanesi, Arşivi, Eğitim Programları ve Yayınları gibi her altlığıyla ve mekanlarıyla Enstitüyü kurduk. Meclis de üstüne düşeni yaparak Enstitü Vakfını yasalaştırdı. Bundan sonraki süreç, projenin himayedarı ve yasa teklifinin de sahibi olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Enstitü kurullarını oluşturarak aktif olarak çalışmaya başlamasını sağlamasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Cumhuriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir