İzmir Bergama sınırları içinde bulunan Kozak Yaylası’nda altın arama işleminin durdurulmasını isteyen köylüler, “Bizim altınımız toprağın altında değil, üstündeki çamlardır” diyerek sivil toplum kuruluşlarını yardıma çağırdı

66 bin 500 dekarlık Kozak Yaylası, İzmir’in Bergama ilçesi sınırları içinde… Çamfıstığı ağacından Türkiye’nin yıllık 40 milyon doları aşan ihracat geliri var. Ancak köylüler altın arama çalışmalarının ağaçları kurutacağını söylüyor.

Kaz Dağı ve Artvin Cerattepe’den sonra şimdi de İzmir Kozak Yaylası’nda altın madeni için sondaj çalışmaları başladı. Köylüler, doğal güzelliğinin yanı sıra Türkiye’nin organik çam fıstığı deposu olan Kozak Yaylası’nı, altın talanından kurtarmak için harekete geçti.
İzmir Bergama sınırları içinde bulunan 66 bin 500 dekarlık Kozak Yaylası’nda başlatılan altın arama işleminin durdurulmasını isteyen 17 köy, Kozak Yaylası Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği çatısı altında birleşti.
Helenistik çağdan bu yana ekolojik olarak yetişen çamfıstığı ağacından Türkiye’nin yıllık 40 milyon doları aşan ihracat gelirinin olduğunu belirten köylüler, altın madeni çıkarılması halinde 17 köyün geçim kaynağı olan çamfıstığı ağaçlarının kuruyacağını, tarımın ve doğal güzelliklerin yok olacağını düşünüyor.

5 milyon çamfıstığı ağacı
5 milyon ağacı ile Türkiye’nin organik çamfıstığı deposu olan Kozak Yaylası’ndaki altın arama çalışmalarının durdurulmasını isteyen köylüler, sivil toplum kuruluşlarını yardıma çağırıyor.
Paneller düzenleyerek altın madenini tartışmaya açan Kozak Yaylası Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Taner Tekin, altın madenine karşı çıkma gerekçesini şöyle açıkladı:
“Maden şirketleri öncelikle orman arazisini kiralayarak maden arama çalışması yapmaya başladı. Hatta sondaj çalışmasını da başlattılar. Maden Yasası elimizi kolumuzu bağlıyor. Altın madeni, Kozak Yaylası’nı kurutur. Altın madeni yalnızca bir doğa harikasını yok etmiyor, çevrede yaşayan köylülerin hayat damarını da kurutuyor. Çünkü bir ton cevheri işlemek için 10 ton suya ihtiyaç var.
Su kaynakları kesilirse tarım yapamayız, yeraltındaki suyla beslenen çamfıstığı ağaçları kurur. 10 yıl sonra maden araması yapanlar gider bize de atıklarla zehirlenmiş, üzerinde çamfıstığı yetişmeyen kuru ağaçlar kalır.

Üstelik devletimizin bu madenlerden aldığı pay sadece yüzde 2. Helenistik çağdan bu yana ekolojik olarak yetişen çamfıstığı ağaçlarına ve tamamen endemik bir yapıya sahip olan ve bölge ekonomisinin can damarını oluşturan, 300 binden fazla insana su sağlayan bu yayla feda edilir mi? Sondajdan çıkan atık, hem Ayvalık ve Altınova’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Madra Çayı’na ve barajına karışıyor hem de yeraltı sularını kirletiyor. Sondaj için birçok ağacı kestiler. Bir de siyanür havuzu kurulursa yayla yok olur. Bizim altınımız toprağın altında değil, üstündeki çamlardır.”

“Köylüleri kandırıyorlar”Yaklaşık 10 aydır süren çalışmalarda şimdiye kadar 20’ye yakın bölgede her biri 400-500 metreyi bulan sondajlar yapıldığını belirten Tekin, “TEMA’ya başvurduk. GÜMÇED’den yardım alıyoruz. Maden çıkaran firmalar ise orman arazisini kiraladıkları için yasal işlem yapamıyoruz. İşsizlere iş vererek köylüleri kandırıyorlar. Hatta bazı muhtarlara iş makinesi aldılar.
Doğa tahribatı görülmesin diye tahrip edilen ormanların üzerini sürekli çalılarla kapatıyorlar. Bu işlem için köylülere para veriyorlar” dedi.

Kaynak: Milliyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir