İnşaatı “yasadışı” tamamlanan Yortanlı Barajı ‘na gömülecek Allianoi’yi kurtaracak “yasal” SİT kararını “etkisiz kılma” çabaları, son aşamasında…

Eğer, “bilim kurulu” nca önerilen “çözüm” ün uygulama projesi Koruma Kurulu’ndan onay alınırsa, arkeolojik alan “kille örtülüp” suya terk edilecek.

Böylece, “sekiz yıl”dır süren kazılarla gün ışığına çıkartılan antik Roma döneminden kalma sütunlu caddeler, sokaklar, köprüler, çeşmeler, kapılar, dükkânlar ve Bizans’a ait mezarlıklar, kilise, şapeller, demir, seramik ve cam atölyeleri ile konutlar.. yeniden karanlıkta kalacaklar…

Aynı kazılardan Bergama Müzesi’ne taşınan sikkelere, metal ve kemik eserlere, seramik, cam eşyalara ve heykelciklere bakanlar, “Bunların kenti nerede?” dediklerinde “baraj gölü” gösterilecek!
‘Onaysız’ inşaat

Bu kara-mizah korumacılığın baş sorumluları öncelikle DSİ kurmaylarıdır. Çünkü onlar, yeri bile doğru saptanmayan bir sulama barajını, Anadolu’nun tarihsel belleğinden daha önemli görüyorlar…

Baraj, henüz tasarlanırken, projenin su perisi Allianoi’yi sular altında bırakacak şekilde yapılmasına aldırmadılar.

Derken, Koruma Kurulu’nun bu projeyi de geçersiz kılan SİT kararlarını umursamadan, kültür yoksunu inşaatlarına hızla devam edip tamamladılar. Üstelik “onaysız” projeyi uyguladıkları için, 2 trilyon lirayı aşkın usulsüz harcamalarla…

Böylesi bir yasa tanımazlığa sessiz kalmak bir yana “tam destek” veren Hükümet ile aynı SİT kararının yasal sahibi olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, “kaçak barajı kayırma” ları yüzünden, sonunda tarih ve bilim karşı karşıya geldi.

Koruma kararı aşılamayınca, Bakanlıkça bir bilim kurulu oluşturarak, “hem antik kenti, hem de kaçak barajı gözetecek” bir çözümü bulmaları istendi.

Basından öğrendiğimize göre Anadolu’nun tarihiyle DSİ’nin usulsüz harcamaları arasında “tarafsız” bilimsel tercihi yapacak kurula 03 Temmuz 2007’de AÜ Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden Prof. Dr. Hayat Erkanal , Prof. Dr. Coşkun Özgünel ve İzmir Müze Müdürü atanmışlardı.

Bu görevlendirme üzerine fikri sorulan kazı başkanı Doç. Dr. Ahmet Yaraş da “Antik kentin mille kapatılması isteniyor, bu çok yanlış olur…” demişti. (Hürriyet-22 Temmuz 2007)

Şimdi de yine basından öğreniyoruz ki bilim kurulu kazı başkanının sanki önceden “sezdiği” ni rapora bağlamış. Koruma Kurulu da Ekim 2007 tarihindeki incelemesinin ardından diyormuş ki: “Alanın kil malzeme ile kaplanmasını ve sol sahile 218 metre duvar inşa edilmesini öngören komisyon görüşü doğrultusunda, korunmaya ve uygulamaya yönelik proje hazırlansın.”

Bu karara göre mimarisi “kil katmanları” ndan ibaret olacağı anlaşılan “proje” (!) onaylanmadan alana “müdahale” edilemeyecek. Böylesi bir çözümün “koruma bilimine müdahale” olup olmadığı ise eminim yıllarca tartışılacak…
DSİ’nin densizliği

Yine DSİ’nin, sanki proje bitmiş ve onaylanmış gibi davranarak, suda boğmak istediği “su perisi” ni sözde belgelemek adına “Yortanlı Barajı Altında Kalacak Olan Antik Mimari Eserlerin Rölöve Projesinin Yapımı” işini ihaleye çıkma kararına acaba ne demeli?

Tarihin barajda boğulmasına henüz “kesin karar” verilmemişken, gözden çıkardıkları antik zenginliğimiz için “baraj altında kalacak olan” tanımını yapmaları nasıl bir kamu kurumu anlayışıdır?

Kazı başkanı Yaraş, artık ne diyeceğini bilemiyor; “Buranın kille korunması mümkün değil. Dünyanın hangi ülkesinde kille kapatılarak koruma yöntemi uygulanmış. Altta kalan o mozaikler, gravürler ne olacak?..” (Hürriyet-19 Ekim 2007)

Geçenlerde, başka konulardaki benzer serzenişlerimizi dinleyen sevgili İlhan Selçuk sonunda dayanamayıp dedi ki: “Çocuklar, bütün bunları yapanlara hâlâ şaşırabiliyorsunuz; hayret…”

Ne dersiniz değerli bilim kurulu hocaları; İlhan Ağabey haklı değil mi?

Oktay Ekinci
Kaynak: Cumhuriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir